AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kilit Altı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leon Aaron D. Bravery
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Kilit Altı   Salı Tem. 17, 2012 11:13 pm

Kırmızı bir ışık. Sert bir çarpışma sesi ve sessizlik. Salonda kimsenin sesi çıkmıyodu. Benim de öyle. Bu seferki beni zorlamıştı, ancak ben kazanmıştım. Saat akşamüstü 4 civarı ve ben, düello kulübündeyim. Cüppemin kolları yıpranmış, gömleğimin etekleri yanmış, ayakkabılarım... Onların nerede olduklarını bilmiyorum. Yanağımda da ufak bir çizik var. Sectumsempra’ya az kalmıştı diyebilirim. Karşımda Michael, sonunda yenik düşmüş ve tamamen yorgun bi şekilde 5 metre ötemde uzanıyor. Bu olayları gözlemlemem saniyeler sürdü. Daha sonrasında ise sessizliğin yerini haykırışlar, beni tebrik eden öğrenci sesleri almıştı.

Asamı aşağı indirdim ve cüppemin iç yerine yerleştirdim. Nasıl göründüğümü bilmiyordum ancak bir nedenden ötürü, salonun içindekilere yorulmuş imajı vermek istemiyordum. Bir düello kazanmıştım. Ben ‘hep’ düello kazanırdım, ancak hiç bu kadar zorlayanıyla kapışmamıştım.Yani eski imajımı, rütbemi kaybetmek istemiyordum.

Kalabalık dağılmaya başlıyordu. Michael arkadaşlarının yardımıyla ayağa kalkmış ve omzunun üstünden bana kin beslermiş gibi bakmaya başlamıştı, kısa süreliğine. Gözlerimi kısıp ona bakarak karşılık verdim. Çocuğu hiç tanımıyordum bile, sırf onu yendim diye benden nefret ediyor olması komikti. Aldırış etmedim. İçinden fısıltılar gelen eski deri çantamı omzuma yükleyip odadan ayrıldım. Devasa kapının eşiğine gelince dik duran sırtımı kamburlaştırdım, elimi göğüs kafesime götürdüm ve sırtımı taş duvara yaslayarak nefes alıp vermeye çalıştım. Düello beni zorladı derken şaka yapmıyordum. Çantam ben o haldeyken omzumdan sıyrılıp yere düşmüş ve içindeki çizim defteri sıyrılarak dışarı kaymıştı. Artık sesler daha da net duyulabiliyordu. “Hey! Sanırım işi bitti, ışığı görüyorum!” Sonra bir kadın sesi duyuldu; “Bu kadar sabırsız olma!” ses tonu öyle iğneleyiciydi ki bana söylenmiş olsa içerlerdim. Kafamı geriye attım ve gözlerimi tavana diktim. Nefes alışverişlerimin düzene girdiğini hisseder gibiydim. Ayağımın ucuyla çizim defterinin kapağını açtım ve her yana saçılan çizimlere göz ucuyla baktım. Yarattığım arkadaşlarım... Hepsi gözlerini dikmiş bana bakıyor, konuşmamı bekliyordu. Ukalaca sırıttım ve hiçbir şey olmamış gibi sırtımı dikleştirerek her birine yöneldim; “Tabii ki kazandım!”

Evet, daha iyiydim. Üzerinden neredeyse yarım saat geçmiş düellomdan başarı ile sıyrılabilmiştim. Basit bir büyü ile her birine hayat aşıladığım çizimlerim ile vakit geçirmiş ve temiz, serin havada bir kaç dakika yürüyüş yapmıştım. Şimdi de kütüphaneye yöneliyordum. Hayatım bundan ibaretti. Çizimleriyle vakit geçiren çocuk olarak tanındığım için, okulda neredeyse hiç arkadaşım yoktu. Yalnızca satranç oynayan bir avuç zavallı. Onlar kendi binamdan bile değildi. Hemen her gün düello klübüne gider, rakiplerimle dövüşür, derslerime girip daha sonra da kütüphanede ödevlerimi yapardım. Havanın güzel olduğu zamanlarda devasa Hogwarts’ın hiç bilmediğim yerlerini keşfetmeye çalışır, ağaçlara tırmanır, bazı geceler karanlık ormanda kamp kurardım. Ailemde mektuplaşmıyorum. Karga besliyorum ve çiziyorum. Sürekli, çiziyorum. Sanırım bu yüzden pek tanıdığım yok. Eh, olmasını da istemiyorum.

Kütüphanedeyim. Canım dehşet sıkkın. Genelde zihnimi açan eski kitap kokusu, şu anda ciğerlerimi doldurup nefes alamamamı sağlıyor. Etekleri yanmış okul gömleğimin bir kaç düğmesini açarak kendimi ferahlatmaya çalışıyorum, ki faydasız. Ne ödev yapacağımı bile bilmiyorken burada dikiliyor olmam neye yarar hiçbir fikrim de yok. Ancak sap gibi ortak salonda oturup, Slytherin’lilerin Gryffindor’luları aşağılama çabalarını izlemekten çok daha iyi. Bina içerisinde yer edinemememin bir başka nedeni. Kişiliğim gereği hiçbir bina ile problem yaşamamam. Gryffindor, Ravenclaw veya Hufflepuff’lara laf atmamam, ya da kavga çıkarmamam. Sanırım tek kaybım bu. Aklımda bu çatışmalar ile boğuşurken, bana rahatsız gözler ile bakan öğrencileri görmezden gelmek durumundayım. Ders çalışmaya odaklanmış her bir kişi, çantamdan gelen konuşma seslerinden rahatsız olmuş durumda. Uyarır gibi çantayı bir sallamaktan başka yaptığım bir şey yok. En sonunda içeride eski yıllardan tanıdık bir sima olan küçük çalışma odasına giriyor, izin almadan odadaki ikinci masaya oturuyor –odada yalnızca iki masa var- ve öylece bekliyorum. Yorgunum, ve ne yapacağımı bilmiyorum. Şu anda yalnızca iç benliğimle muhabbet ediyorum. “Eee? Napıyoruz?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kilit Altı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Birinci Kat :: Kütüphane-
Buraya geçin: