AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Çekik

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Calvin Mychaela

avatar

Mesaj Sayısı : 66
Kan Durumu : *

MesajKonu: Çekik   Perş. Şub. 02, 2012 7:18 am

    “-Sevgiliniz için almaz mıydınız genç?” Kırmızı tek dal gülü kendisine uzatmış siyahi kadın, beyaz dişlerini öne çıkararak ona bakıyordu. Tabiki alıp, onları sahibine ulaştırmak, istemez miydi? Pyong gülümsemeyle karşılık vererek gitmesi gereken yere geç kalmamak için adımlarını hızlandırdı. Aslında az önce ona söylenen kelimeler hoşuna gitmemiş değildi. Sevgili, kimbilir. Hogwarts'ta verdiği nefeslerinin ilk günü İngiltere'ye yeni yerleşmiş olmanın verdiği çömezlikle, kimseyle anlaşamıyordu. Büyük özgüvenle başladığı cümlelerini genellikle derdini anlatamadığını anladığında kendi dilinden bir takım küfürlerle sona erdiriyordu. Girdiği yeni ortamlarda kendini ifade etme sorunlarını, büyük ölçüde yaşıyordu. Yalnız takıldığı birkaç senenin sonunda, küçük şekerci dükkanının önünde bekleyeceğii, o kızla tanışmıştı. O an, kesinlikle önünden geçen her insanı kolundan tutup anlatabileceği bir andı, bir yandan da anlatılmaya değer değildi. Dördüncü sınıfın ortaları olmalıydı, dersliğin dışındaki kar tanelerinin cama vurduğunu hatırlıyordu, en az üç bilemedin dört sıra boşken yanına şirin bir gülümsemeyle yerleşmesi, birkaç saniye ellerini koyacak yer bulması ve ardından... Ardından ona dönmesi. Garipti ama hatırladığında hala kalbini hareket ettirecek bir şeylerin olması onun için güzeldi, yüzünde gülümseme belirdi. Ne ders başlayana kadar, ne de ders sonuna kadar konuşmamış ders sonunda ismini söyleyen kız bir anda ortalardan kaybolmuştu. Ardından onu bulması zor olmasa da onunla konuşma cesaretini daha önceden göstermediği için kendinden utanıyordu. Daha sonra birden zihninde yer ettiği kızla tanışmış, birlikte zaman öldürmüşlerdi.

    Tek bir elden özenle dizilmiş gibi gözüken mütevazı köyün tek düze evledinin pencere pervazlarındaki çiçekler, sokağı daha da güzel bir hale getiriyordu. Küçüklü büyüklü dükkanlar bu sadeliği bozsa da kapılarından çıkan enfes kokular, Pyong'a kahvaltı yapmadığını hatırlatmaya yetmişti. Aslında nasıl kalktı, üstünü nasıl giyinip buralara geldi hiçbir fikri yoktu. Tek bildiği; kalbinin ritmine hakım olmazsa güne devam edemeyeceğiydi. Hogmeade'in zencefile bulanmış sokağından kendine derin bir nefes çaldı ve gözlerini kapattı. Bunun sadece arkadaşça bir buluşma olacağını kendisine defalarca hatırlatması gerekiyordu. Balyumruk Şekerci Dükkanı olarak belirlediği rota için biraz fazla erken yola koyulmuş olmalıydı. az önce hızlandırdığı adımlarını yavaşlatmak için büyük bir çaba sarfetmişti. Bir an önce oraya gitmek, onu görme isteğiyle yanıp tutuşuyordu. “Gül-, şey erken gelmişt-, çok hoş-, içeri girelim mi?” Hop ne oluyor sana?! İç sesi resmen kulakların patladı, öyle gerçekçiydi ki acaba gerçekten söyledim mi diye kendine birkaç defa sorması gerekti. Muhtemelen yüzü kızarmıştı, az önce yanında beliren kız ciddi anlamda kalp atışları değil, tüm bedeninde etkisini gösteriyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sofia Ksanochka
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 241
Kan Durumu : .
Özel Yetenek : Meta.

MesajKonu: Geri: Çekik   Perş. Şub. 02, 2012 5:00 pm



    “Evet.” diye mırıldandı kendi kendine. Aynadaki yansımasını yatıştırıyormuşçasına ellerini sallıyordu. “Aylardır beklediğin bu buluşma, şimdi gerçekleşecek ve sen sakin olmalısın. Süslenmene gerek yok, o sadece en iyi dostun.” Derin bir nefes alıp yanaklarını şişirdi. Sadece dostu olmasına rağmen neden bu kadar telaşlanmıştı, anlamıyordu. İçindeki makyaj yapma dürtüsünü de geriye itmeye çalışıyordu. Onu uyurken, bulunduğu en vasat halde bile gören, çocuğun karşısına doğal çıkması gerektiğini düşünüyordu. Sonunda kendisini tutamayıp dudaklarında ufak bir hareketlendirme yaptı. Pembe parlatıcısı dudaklarında gezinirken kendini daha iyi hissediyordu. Üzerindeki dar, kot pantolonu ince bacaklarını sıksa da, zaten ince olan kendisini daha ince gösteriyordu ve bunu giymekte kararlılığını yok edemezdi. Üzerindeki beyaz atleti pantolonunun içine sokup üzerine yarım kollu sarı hırkasını geçirdi. Saçlarını tarayıp ortadan aldığı bir tutamı başının sağından tokayla tutturdu. Artık buradan uzaklaşmazsa yüzünü boya kutusuna sokacağından endişeleniyordu; bu yüzden hemen odasından uzaklaştı.

    Balyumruk’un önüne geldiğinde bile hala yanlış bir şey seçip seçmediğini düşünüyordu. Buraya gelirken kullandığı büyülü tozu çantasına tıkıştırdığında karşısında, ona doğru gelen çocuğu fark etti. Dudaklarında oluşan tebessümün yok olmasına izin vermeyerek yanına gitti. Konuştuğunda çoğu zaman kızaran yanaklarının daha da kızarmasına aldırmadan genç büyücüye sarıldı. Kokusuna bayıldığını fark ettiğinde kendisini ondan ayrılmaya zorladı. Ona sarılmak, kendisine anlatılmaz bir huzur veriyordu. Sonunda ayrıldığında kendini toparlaması gerektiğini fısıldadı ruhuna. “Hadi girelim. Sana kazan pastası ısmarlayacağım.” Düşünmeden konuşmuştu. O an kendisini ölesiye tokatlamak istiyordu. Heyecanlandığında olduğu gibi dilince dönen Kore aksanının etkisiyle konuşmuştu. Genç adama belli etmemeye gayret ederek kafasını salladı. Düşüncelerinin etkisi altına girmeyecekti. Pyong’un koluna girerek Balyumruk’un müthiş kokularla yoğrulmuş dükkânına sürükledi. Tezgâha en yakın masaya oturduklarında pastayı sonra yiyebileceğini söyledi kendi kendine. Şimdi tek istediği konuşmaktı. “Pyong bensiz tatilin nasıl geçti? Umarım peşindeki kızlara öncelikle benden olur oyu almaları gerektiğini söylemişsindir.”, “O sadece senin dostun. Çok abartmamanı öneririm.” Duyduğu sözlerle, cümlesini tamamladığı kıkırdamaları kesildi ve bakışları Pyong’un hemen yanına kaydı. Çok aşırı heyecanlandığında veya kızdığında yanına gelen tanımadığı oğlan orada durup kibirle gülümsüyordu. Onu görmemiş gibi davranarak genç büyücüye odaklandı ve gülümsedi. Her zaman olduğu gibi söyleyeceklerini söyleyip giden ruhlara artık alışmıştı; şu an tek anlamadığı neden şimdi geldiği konusuydu. Öfkelenmemişti ya da çok heyecanlandığı yoktu. Bu heyecanı sadece bir dostla uzun süre görüşmemesinin sonuçlarında oluşan duygulardan biriydi.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Calvin Mychaela

avatar

Mesaj Sayısı : 66
Kan Durumu : *

MesajKonu: Geri: Çekik   Perş. Şub. 02, 2012 9:27 pm

    Sakin ol. Derin nefes al. Bak zencefil kokuyor. Şu saçların dalgalanışına bak. Olabilir de sana ne bundan? İsterse kel olsun seni ilgilendirmez. O bakışlar, kedi gibi. Ellerimle sanırım suratını hamur gibi yuğurabilirim. Panda gibi gözlere sahip olsa da en ufak temastan kaçın. Dudakları. Ona hayali bir bıyık çiz, yok bu kadar ileriye gitme. Oh, sarıldı mı bu sana? Götürdün yine kızı.

    İç sesleri resmen birbirine karışırken kollarında bulduğu kızın kalp atışlarını hissetmemesi için dua ediyordu. Kolları bir anda ne yapacağını bilemez halde havada kalsa da küçücük bedenine sardığında, az öncekinden daha değişik duygular sarıp sarmalamıştı her yanını. Bu anın bitmesini asla istemiyordu. Çevresindeki insanlar gelip geçsin, akrep ve yelkovan birbirini kovalasın, güneşle ay yakalanbaç oynasın. Ne olursa olsun bu an bitsin istemiyordu. Burnuna gelen sabun kokusunu yeniden hatırlamak için beyninin bir kenarına kazıdıktan sonra kızın ısmarlayacağı pastayı yemek üzere mütevazı dükkanlardan birine girdiler. Renk renk şekerlemelerin süslediği rafların arasından geçerken tezgaha en yakın masayı seçmişti kollarındaki Horae. Bu kızın kontrolü elinde tutmasına, bayılıyordu. Çünkü Ho Pyong'un ne zaman eli ayağına dolaşsa tek bir kelimeyle toparlıyor, özür dilemesine gerek kalmadan hatasını o telafi ediyordu. Küçücük bedeninin içinde tüm İngiltere'ye yetecek kadar neşe besliyordu. Yine başladın, derken içindeki ses karşısındaki kız tatilini sormuştu, aslında kızlara değinmeden edememişti. “Bu çarpık İngilizcemle sence hangi kızı tavlayabilirim?” Dudağının sol tarafından başlayıp tüm ağzına yayılan gülümsemesi beyaz dişlerini ortaya çıkarırken, gözlerini az önce önüne yerleşmiş pastaya devirmişti. Çatalıyla kocaman bir lokma almadan önce duraksamış, kızın bir soru daha sormasına izin vermeden “Hem boşver beni, senin kaslı Rus'a ne oldu?” Umarım ölmüştür. diye eklemeden edememişti içinden.

    Ne Rus ise artık! Bir aralar konuştukları tek çocuk bu olmuştu. -Aslında bir ara sadece bir haftayla kısıtlıydı ki bu karşısında oturan çekik gözlü kız için büyük bir başarıydı.- Sabah akşam onun kaslarından, mavi kocaman gözlerinden bahsediliyor, ona nasıl şarkı söylediği taklitlerle anlatılıyordu. Yo Pyong kafasını sallayarak dinlediyse de içinden saydımaktan geri kalmamıştı. Hmm demek kaslı, beyninde bir gram kas yoktur kesin, demek pürüzsüz bir cildi var, umarım Rusya'ya böcekler basar da pürüzsüz cilt ne demekmiş görür. Sesi çok güzelmiş demek umarım bir yerlerine kaçmaz. Çatalıyla aldığı kocaman dilim, evet gerektiğinden fazla kocamandı, ağzına sığmamış hatta bir kısmı dudaklarının kenarlarından insanlara resmen el sallıyordu. “Ooo bo posto çok gözel.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sofia Ksanochka
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 241
Kan Durumu : .
Özel Yetenek : Meta.

MesajKonu: Geri: Çekik   Cuma Şub. 03, 2012 12:54 pm



    Kız tavlama zaten. İçinden geçirdiği bu üç kelimeyle donup kalmıştı Horae. Neden böyle şeyler söylüyor ya da bunun olmamasını diliyordu ki arkadaşının başını bağlamak bir nevi onun görevi sayılırdı. Mutlu olmasını sağlayacak bir kız bulmasına yardım etmeliydi, değil mi? Yanaklarını şişirip biraz önce istedikleri pastanın gelmesini umutla beklerken Ho’nun, geçenlerde iyi bir yaz geçirdiği Rus çocuktan bahsetmesiyle içinde beklettiği havayı dışarıya bıraktı. Şu Rus, aslında o kadar çekici değildi; nedense içindeki garip ses onu böyle anlatması gerektiğini söylemişti. O da sorgusuz sualsiz o sese itaat etmiş, sadece onun söylediklerini tekrar etmişti. Şu bir gerçekti ki Ho’nun sesini duyduğunda o çocuğun sesinden, daha çok huzur buluyordu. Özellikle Ho’nun kendi yazdığı şarkıları Korece söylemesi o kadar iyiydi ki sonsuza kadar dinlemeyi dilerdi. Ne var ki Rus ile flört ederlerken, sadece Rusça parçalar dinleyebilirdi ki onlarında çok güzel olduğunu söyleyemezdi.

    Düşüncelerinde dans eden Rus’tan sıyrılmak için önündeki pastaya bakıyordu. Gözlerinin ucuyla, karşısındaki yakışıklıya baktığında kıkırdamadan edememişti. Ağzının yanlarında kalan parçalara bakarak aklına ilk gelen şeyi yaptı. Uzandı, parçaları ince işaret parmağıyla sıyırdı. Dudaklarına götürdüğü parmağı yaladıktan sonra keyifle dudaklarını oynattı. “Dostum, kesinlikle başka kızların yanında böyle büyük lokmalar almamalısın. Gözlerinde iyi bir izlenim bırakacağın söylenemez.” Ayrıca benden başka birinin, dudaklarına dokunmasına asla izin vermem. Söylemek istediği son cümle, dudaklarındaki gülümsemede asılı kalmıştı. Ho’nun yanında çoğu zaman itaat ettiği ses, gene görev başındaydı ve kendisini sadece dostu olarak gördüğü bir oğlanla asla böyle konuşmamasını emrediyordu. “Hem illa böyle yiyeceksen benden ders almak isteyebilirsin. Bu konuda oldukça iyiyimdir.” Çatalını pastasına götürüp Ho’nun aldığından biraz daha büyük bir parçayı ağzına ustalıkla tıkıp çiğnerken bir yandan gülümsüyordu. Bunca yıl yapmayı en iyi bildiği iki şey vardı; uyumak ve yemek yemek. Ne yazık ki onların arasında duygularını açmak yoktu.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Calvin Mychaela

avatar

Mesaj Sayısı : 66
Kan Durumu : *

MesajKonu: Geri: Çekik   Cuma Şub. 03, 2012 1:25 pm

    Yüzünün yarısının pastayla dolu olduğunu umursamıyordu, nasıl göründüğünün bir önemi yoktu onun için. Az önce yüzüne dik dik bakan yaşlı adamı da umursamıyordu. İşin gerçeği, karşısındaki kız çevresindeyken ondan başka kimseyi umursamıyordu.

    Ağzındaki kremaları taşıra taşıra öğütmeye çalışırken Horea'nın ince parmakları ona doğru ilerliyordu. Her şey durmuş sadece kızın ellerine odaklanmıştı. Yavaş yavaş geliyordu. Baş parmağı hariç diğerleri kıvrıldı, geliyordu. Geliyor, kaç bir şey yap. AA. İçindeki ses ona ne kadar yüksek sesle bağırsa da parmaklar çocuğun dudaklarıyla birleşerek, ağzındaki kremaları tek harekette toplamıştı. Kalbinden aşağıya, çok aşağıya, resmen bir şeyler dökülmüştü patır patır. Ardından kendi tabağına yönelen kız çatalına Ho Pyong'unkinin neredeyse iki katını sıkıştırıp ağzına, hiç iz bırakmadan doldurmuştu. Yanaklarında lokmadan dolayı oluşan şişkinlik onu daha da şirin bir hale getirmeyip ne yapmıştı ki zaten? Derin bir nefes aldıktan sonra kızın önündeki tabağını elleri arasına alarak çatalla kendi tabağına aktarmaya başlamıştı pastaları. “Sen de çok fazla yeme kimse seni beğenmez.” Lafı olabildiğince çevirmeye çalıştı, o kadar çok heyecanlanmıştı ki kelimeleri düzgün söylediğine bile şaşırmalıydı. “Ben Horae Parthenia ve kazan pastasını böyle yerim.” Çekik gözlü çocuk eline aldığı çatalı pastaya batırdı ve kızın suratına doğru uzattı. Yavaşça açılan ağzına doğru ilerleyen çatal son anda yapılan bir hamleyle resmen burnuna daldırmıştı. Ho Pyong ise, eğlendiğini belli eder bir şekilde burnu tamamiyle pasta olmuş kıza kahkahalarla gülüyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sofia Ksanochka
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 241
Kan Durumu : .
Özel Yetenek : Meta.

MesajKonu: Geri: Çekik   Cuma Şub. 03, 2012 9:14 pm



    Tabağını alıp, pasta parçalarını kendi tabağına aktaran Ho’ya şaşkınlıkla bakıyordu. Kelimelerine karşılık ne kadar yerse yesin kilo almayacağını söylemek isterdi ki kendisine uzatıla çatalla fikrini değiştirdi. Ho’nun elinden yiyeceği pastanın tadını hayal bile edemezdi. Ağzını açarak çatalın girmesine izin verecekti ki pastanın kreması burnunu bulduğunda küçük ve kızgınlık dolu bir ‘yaa’ çekmişti çocuğa karşı. Bunun karşılığında aldığı kahkahalar, hem ruhunun kıpırdanmasına hem de kızgınlığının artmasına neden oluyordu.

    Önündeki tabağı yüzüne geçirdiğini hayal etti; ancak hayalinde Ho kalkıp gidiyor, bir daha onunla konuşmamasını söylüyordu. Yanağının içini kemirerek bu kararından vazgeçti. Masanın üstündeki peçeteyi alıp sorunsuzca silebilirdi belki de ama bunu istemiyordu. Ceza vermeliydi bunun karşılığında. En sonunda ruhunun yaptığı planı izlemeye karar verdi. Sonuçta en yakın dostlarından biriydi genç kız. Eğer çatalın burnuna battığını ve çok acıdığını söylerse üzülürdü, değil mi? Ya da üzülmeyip numara yaptığını anlar mıydı? Sonuçta sadece pastayı bulaştırdığını biliyordu. Derin bir nefes alarak denemeye değeceğini düşündü. Gözlerinin yaşlı olmasına yalvararak yüzüne hüzün maskesini taktı. Ufacık bir ağlama sesi eşliğinde başını öne eğdi. “Çok acıyor Ho Pyong. Çatal burnumu deldi geçti resmen. Bunu burnuma nasıl yapabildin?”





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Calvin Mychaela

avatar

Mesaj Sayısı : 66
Kan Durumu : *

MesajKonu: Geri: Çekik   Cuma Şub. 03, 2012 10:07 pm

    Kaş yaparken göz çıkarttın aferin sana Ho Pyong!
    Çatalı olduğu gibi pastanın içine fırlatıp, kızın sözleri üzerine onun oturduğu yumuşak koltuğun üzerinde buldu kendini. Ellerini kızın yüzünün iki tarafına yerleştirerek baş parmaklarıyla yumuşak hareketlerini birleştirerek kızın burnundaki krema ve sosları temizledi. Kahverengi gözlerinin nemlendiğini, kendi nemli gözleriyle görebiliyordu. Resmen içi titriyordu ve az önce yaşadığı duyguların çok çok çok ötesindeydi. Muhtemelen yüz ifadesi kedileri aratmıyordu. Elleri kızın hala yüzündeyken titreyen ses tonuyla ağzında özür dilemeye benzer bir şey geveledi. Şimdi sana okkalı bir tane patlatacak, kesinlikle bittin sen. Bir daha konuşmayacak seninle. Sen onun arkasından hep ağlayacaksın. Hem de kızlar gibi. Kendini havalı mı sandın Ho Pyong, sakarsın işte. Aslında burnu pek de kızarmış gözükmüyor, yani sadece krema değmişti. Saçmalama o seninle asla iletişimi bırakmaz, yoksa başkalarına nasıl anlatır yaz aşklarını. Onun peşinden koşanları görmüyor musun, hepsi sarışın hepsi mükemmel. Bu kız sana sümüğünü bile sürmez. Orası da doğru da, acaba... İç seslerinin oluşturduğu küçük karışıklığın ardından “Burnunu ısırmadığıma dua et.”
    Çıkara çıkara çıkardığı, çıkmaması gereken kelimeler ağzından salya misali akmıştı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sofia Ksanochka
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 241
Kan Durumu : .
Özel Yetenek : Meta.

MesajKonu: Geri: Çekik   C.tesi Şub. 04, 2012 9:39 pm



    Yalanının işe yaradığını görmek içini kıpır kıpır etmişti. Kahkahalarla hareketlendirmek istediği havayı içine çekerek ciddi olması gerektiğini fısıldadı kendi kendine. Bir anda yüzünü kavrayan yumuşak eller burnundaki kremayı temizlerken yalanının ortaya çıkacağından emindi. Bunun için titremesi garipti vücudunun. En yakın kız arkadaşı Felicia ile geçirdiği birçok oyunculuk deneyiminden sonra asla böyle bir şey yaşamamıştı. Yutkunarak çocuğun özrünü kabul etmesi gerektiğini düşünmüştü ki yalanını anladığını fark etti. Krema tamamen temizlenmişti sonunda. Kalbinin, vücudundaki bütün kanı sadece yanaklarına pompaladığını hissettiğinde, hala yüzünü tutmakta olan ellerden sıyrıldı, hiç ayrılmak istemediği ellerden… Vücudunu biraz uzaklaştırdığında çocuğun söylediği kelimelere cevap olarak gözlerini kıstı. “Yoksa ısırmak mı istiyordun Pyong? Çok canisin.” Küçük bir kahkaha ile devam ettiğinde yüzünü çocuğun yüzüne iyice yaklaştırdı. “Yine de istersen… Isırabilirsin.” İşte gene yapıyordu. Duygularını kalbinin en uzak köşesine itip, diğer bölümlerin umursamazlığını kullanıyordu. Neden böyle bir şey demişti ki? Başını tekrar uzaklaştırmasının neden bu kadar zor olduğunu bilmese de, büyük çabaları sonunda bunu başardığında çocuğun tabağındaki çatala büyük bir lokma alıp kendi ağzına götürdü. “Pastayı çok seven bir cadının elinden pastasını alarak onu kandırmamalısın Ho.” Gülümseyerek elindeki çatalı yanında oturmakta olan çocuğun burnuna hafifçe batırdı. “Yoksa cezasını çekersin.” Ha, bu arada benim için endişelenmen hoşuma gitti.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Calvin Mychaela

avatar

Mesaj Sayısı : 66
Kan Durumu : *

MesajKonu: Geri: Çekik   Ptsi Şub. 06, 2012 6:40 pm

    Kızın küçük yüzü onunkilere yaklaştığında, yani o kadar fazla yaklaşmışlardı ki kapkara gözlerinde kendi gözlerini, o gözlerin içinde de kızın yansımasını görebiliyordu. Yani, hani aynaya ayna tutarsınız da kocaman bir koridor olurdu ya, işte o kadar yakındı. Dudaklarını uzatsa parlatıcısının kokusunu aldığı kızın dudaklarına ulaşabilirdi. İçindeki ses kendini tutamayarak onu öpemeyeceğini, çünkü onun tam bir korkak olduğunu söylemişti; e haklı da çıkmamış değildi. Çocuğun hamlesini beklemeden geriye çektiği kafası geride sadece göğüsünü delip geçmesinden korktuğu ve hızını dakikalar geçtikçe arttıran bir kalp bırakmıştı. Havada kalan elleri kucağına düşerken kalp atışlarından duyamadığı ve Horae'ya ait olan birkaç kahkaha havada yayılırken burnuna değen soğuk çatal, bu kızın ani iniş çıkışlarına bir son vermesi gerektiğini düşündürmüştü. Bir anda duygusal ortamı tek bir hareketle eğlenceli bir hale çeviren tek kız karşısındaki kız olmalıydı. Kızın avuçlarında küçük kalan ellerini aldı ve parmağını pasta tabağına gelişi güzel daldırarak, kendi burnunu pastaya buladı. “Hadi temizle bakalım.” Kızın elleri hala avcundaydı, pastaya bulanmış burnuyla kızın ne yapacağını merak ediyordu. İşte, ani iniş çıkışlarıyla Ho Pyong'u kızdıran kızı, belki de kızdırmak istiyordu, bu hareketiyle iç sesine de göz kırpmış olan çekik gözlü çocuk, gülmemek için alt dudağının iç tarafını ısırsa da dışarıya olabildiğince ciddi bir surat ifadesi yansıtmaya çalışıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sofia Ksanochka
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 241
Kan Durumu : .
Özel Yetenek : Meta.

MesajKonu: Geri: Çekik   Ptsi Şub. 06, 2012 9:36 pm



    Resmen gel ısır beni diyen ifadesiyle Horae’ya bakan çocuk, nedense akciğerlerine yeterli hava gitmediğini düşündürmüştü. Nefes almalıydı. Önce ellerini mi çekmeliydi? Hayır, Horae seni kızdırmaya çalışıyor işte. Elini götür ve kremayı temizle. Bir de neredeyse bütün kremayı da sürmüş; yani Horae’nın pastasında en çok sevdiği şeyi alıp burnuna sürmüştü. Başını yana yatırarak dudağını ısırdı. Görmemesini umuyordu ki bu imkânsızdı. Yüz yüze bakarlarken nasıl görmemesini umardı? "Çok tatlı..." Ah tanrım. Susar mısın?

    Burnunda krema vardı ve onu çok tatlı yapıyordu. Evet, bu bir gerçekti ve temizlemesini istediği de bir gerçekti. Derin bir nefes alarak çocuğun avucundaki sağ elini burnuna uzattı ve bir parça kremayı ağzına götürdü. Derin bir oflamayla çocuğa kısık gözlerle baktı. Nedense diğer elini çekmemişti ve bu ruhunun radarlarından kaçmamıştı elbette. Ellerinden yukarıya doğru bir şeyin geldiğini hissediyordu. “Pyong, o kremayı yemek ist…” Başını sallayarak ani bir değişiklikle devam etti. “Hayır, hayır. Neden böyle yapıyorsun ki? En çok kremayı sevdiğimi bilmiyormuş gibi bir de bana burnundaki kremayı yemek olarak gösteriyorsun... Yani yemek değil, şey…” Ne diyecekti? Resmen o kremayı yemek istiyordu. Çocuğun yüzüne istekle bakarken tek düşündüğünün o olmadığını hatırlattı maraton koşusuna adaylığını koyabilecek kalbi.

    Alt dudağını ısırarak masanın ortasındaki peçeteliğe uzandı. Peçeteleri Ho’nun burnuna götürdü ama fazla uzun sürmüştü onları temizlemeye başlaması. Peçeteyi son anda kucağını indirerek hala çekmediği eliyle birlikte çocuğun yüzünü kavradı ve kendine yaklaştırdı. Burnundaki kremayı öperek aldığında ne yaptığının farkında değildi belki de ama ikinci hamlesine giden nano saniyelerde bunun farkına vardığında, katilden kaçan bir kurbanın hızıyla çocuktan uzaklaşıp kucağındaki peçeteleri aldı. Çocuğun yüzünü hızla temizledi. “Cidden ikinci yaratılış amacının beni kızdırmak olduğuna yemin edebilirim.” O kadar hızlı konuşmuştu ki saniyeler saygıyla önünde eğilebilirdi. Dilindeki Kore aksanı o kadar berbat bir hal almıştı ki heyecanlandığını bağıran bir gösterge gibiydi. Hem ikinci yaratılış amacı da ne demekti? Birincisi neydi ki? Önüne dönerek bir domatesi bile utandıracak kadar kızarmış yanaklarını saklamaya çalışsa da başarılı olmadığını biliyordu. Nasıl saklayabilirdi ki? Aslında kızmaktan çok başka bir şey hisset… Kafasını hızla ve görülür şekilde salladı. Hayır, sadece kızdırmıştı, değil mi Horae?




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Çekik
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sihir Dünyası - İngiltere :: Hogsmeade :: Balyumruk Şekerci Dükkanı-
Buraya geçin: