AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Darci F. Silverswan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Darci F. Silverswan
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 255
Kan Durumu : Melez

MesajKonu: Darci F. Silverswan   Ptsi Tem. 02, 2012 3:38 pm

Ad ve Soyad:Darci F. Silverswan
Kişisel Özellikleri:
Akla gelen ilk özelliği herşeyden çabuk sıkılması. Derslerinde çok başarılı olamamasının asıl nedeni de bu. Dikkat dağınıklığı olsa da istediğini elde elmek için uğraşan bir tip. Her ortamda uyuyabilme huyu da var. Hatalarını kabul etmekte sıkıntı da yaşar. Özür dilemektense gizlice bir hediye alıp yatağına koymayı ya da zor bir durumda yardımcı olmayı tercih eder. Yakın arkadaşlarına karşı son derece anlayışlı ama diğerlerine karşı katı kuralları var. Biraz önyargılı ve her kız kadar dedikoducu diyelim. Arkadaşlarına karşı öğüt verirken sürekli mantık kurallarına uysa da hareketlerine bunu pek uyduramayan bir tip bazı konularda. Utangaç olduğu söylenemez ama tamamen arsız da değil. Babası asker bir muggle olduğu için biraz dsipline ve bir tutam acılı sahnelere şahit. Bu yüzden insanalara karşı yakın olmaktan çekiniyor. Çok fazla yakın arkadaşı bu yüzden yok. Acı çektirmekten korkuyor. Kendisine şaka yapılmasından nefret eder. Şakaları aptal yerine konmakla eş değer tutuyor. Titiz ve düzen hastası. sanırım yeterli.


RP Örneği:


Burası artık hiçbir yer. Geriye ne bir tutam ot kaldı, ne bir mısır koçanı, ne bir ağaç dalı, ne de bir tarla. Teğmen iğreti dolu bakışları ile muhtemelen kitaplarda okuduğu Afrika’nın uzun boylu ağaçlarını arıyor ama tek bir ağaç dahi göremiyor, ne acı.

Hepsi yanmış, hepsini yaktık. Ayakları sürekli olarak toplarımızın açtığı deliklere ve onların oluşturduğu çamurumsu toprağa takılıyor ya tökezliyor ya da kirlenen elbisesinden dolayı güzelim siyah halka ve soyuna küfürler savuruyor. Bomboş bir alanda peşimden ilerliyor. Devasa taşları dökülen kanlardan nasibini almış küf gibi kokan kuyuyu görüyorum. ‘Yaklaştık mı?’ diye soruyor teğmen. Babam ile konuşmalarının bir kısmını duydum. Başkalarının topraklarında başkalarından iğreniyor. Konuşmak bile gelmiyor onunla içimde, nefret ediyorum ondan, nefret! Başımı sallamakla yetiniyorum. Ölü toplama molasında İngiliz askerlerini ve siyah ırkın cesetlerini kuyulara attıklarından beri kuyular zehirli. İthal olarak getirdiğimiz yiyecek ve su ile besleniyoruz. Peki ya buranın halkı ne yapıyor? Havada kül, mazot ve ölüm kokusu hâkim.

Hiç dalmadan çok dikkatle yürümek lazım, zira yol patlamış mısır olmayı bekleyen mısırlar gibi. Düzinelerce boş şarjör, artık kullanacak kimsesi kalmamış tüfekler, bedenlerden kopmuş kollar, eller, parmaklar, toprakta çiçek yerinde duran etinden sıyrılmış kemikler. Sıcak, güneş tam tepede. Teğmen ağzını bir mendille kapatıyor. Ben bu kokuya katlanmayı öğrendim. ‘Ne oldu teğmen, çok mu etkilendin?’ Cevap gelmeyen soruma alınıyorum, beni de mi küçük görüyor? Oysa ben de İngilizim, ben de Avrupalıyım. Hem tüm bunların ne önemi var, ben de bir insanım. Ayağıma takılan engele yöneliyor bakışlarım elimde olmadan. Bir ağaç, parnetugol ağacı zannımca. Büyük kısmı kül olmuş. Eğilip dokunuyorum. Dokunduğum anda parmaklarımın arasında um ufak oluyor. Etrafta öyle çok toz var ki gözlüklerime rağmen gözlerimden yaş boşalmasına engel olamıyorum. ‘Boş ver, burası bu manzaralarla dolu.’ Diyorum hafif bir sesle. İlerliyoruz sessizce.

Teğmeni düşünmemeye çalışarak buraya ilerlemeye devam ediyorum. Madenlere az kaldı. Birazdan eve geri döneceğim. Düşüncelerim beni sakinleştiriyor. Ufukta ormanı görüyoruz, burada kalan son yeşilliği. İşlettiğimiz madenin dumanları göğe yükseliyor. Teğmenden bir ses geliyor ‘Büyük İngiltere için!’ Arkama dönüp bakıyorum. Bu manzaranın önünde –cehennem gibi bir arazinin ilerisinde ağaçlar ve arkasında madenler- hazır ol komutunda selam veriyor. ‘Şimdiye kadar görmüş olduğun en etkileyici manzara mı?’ diye soruyorum arkadaşça. İlk defa gülümsüyor hatırladığım kadarıyla ‘En gurur verici manzara.’ Gurur duyulacak bir şey bulamıyorum. Hedeflenen yere varmak üzereyiz. Askerlerimizin bir kısmı derin bir çukur açıyor bir kısmı da ortalığı topluyor. Artık sivil halka zarar vermediğimiz için mutluyum. İlerledikçe siyah ırkın dişleri bembeyaz insanlarıyla karşılaşıyoruz. Üste yok, başka yok. Dileniyorlar. Bu şık giyimli teğmen bir umut olmuştur belki de onlar için. Zayıflıktan neredeyse kurumuş bir kız çocuğu önümüze gelip duruyor. Saçları tozda sertleşmiş, bakışları cam gibi, elbisesi yok. Bir çuval geçirmiş üzerine. Onları bu hale soktuğumuz için utanıyorum. Sanki orada hiç olmayan bir hayaletmiş gibi yanından geçiyor teğmen. Kalakalıyorum, bu ne duygusuzluk! Eğilip saçını okşuyorum. Kendimi inceliyorum. Ihmm, ne verebilirim ona, ne? Güneş kol saatimin camına vurup gözüme yansıyor. Elimi gözümün önüne getiriyorum. Buldum, saat! Kolumdaki saati çıkarıp veriyorum. Aklıma verecek başka bir şey gelmiyor. O, saati ne yapacak ki? İhtiyacı olan şey yemek. Yanımda bir parça bile yiyecek yok. Başımı öne eğiyorum. Kendi suçluluk duygumdan kurtulmak adına Teğmen’e saracağım galiba. Kendime engel olamadan peşinden gidip bileğini tutuyorum Teğmen’in. ‘Sen… Se..’ Kelimeleri birleştiremiyorum sinirler. ‘Evet?’ diyor umarsızca. ‘Sen ne duygusuz bir adamsın! Kızı nasıl görmezden gelirsin!’ Ne yapmasını beklediğimi bilmiyorum sadece bu umarsız tutumu beni delirtmişti. Bileğini hızla geri çekti ve elini ayasını kemerine sürtmeye başladı. ‘En azından onu görmezden gelmeyebilirsin!’ Etrafımızdaki askerler yavaşlıyor, kulaklarını bize kabartmışlar. Birkaç adım gerideki olması gereken kıza yöneliyor bakışları, sevinçle ben de kıza bakmak için arkamı dönüyorum. Olamaz! Kız olması gereken yerde yok. Koşuyor, korkmuş küçük kız çocuğu bizden kaçıyor. ‘Bu kadar duygusallık yeter, beni madenlere götür. ‘ Kararlı ve sert çıkıyor teğmenin sesi. Uslu bir kedi gibi yanına geçip ilerliyorum. Ona bakmamak için diğer yönümdeki askerleri izlemeye başlıyorum. Çukur kazarken şakalaşıp eğleniyorlar. Hepsi de o kadar genç ki. Belki de benden birkaç yaş büyük olan bu genç askerlerden birini sevebilirim, büyük bir aşkımız olabilir. Bu sessizlik beni sıkıyor. ‘Bu maden için yapılan savaşta kaybedilenlerin boşluğunu doldurmak için geldiniz. Aman ne boşluk doldurmak!’ diye homurdanıyorum. Yine sessizlik. ‘Hep böyle duygusuz musunuz?’ diye soruveriyorum. Aman Allah’ım, nasım sordum bunu ben! ‘Savaş insanı soğukkanlı yapıyor diyelim. Bir insanı öldürmek kolay değil.’ Bir insanı öldürmek mi? Düşüncesi bile tüylerimi diken diken ediyor. Bu adama güvenemeyeceğimi biliyorum ama içimdeki soru sorma arzusuna da karşı koyamıyorum. ‘Şeyy... Bir insanı öl-‘ yutkunuyorum ‘dürmek nasıl bir duygu?’ Yine umursanmıyorum, bazı insanların insan'a saygısı hiç yok. yazık!

Ağaçların yanına ulaştık. Elimi bir ağacım gövdesine koyuyorum. Yüzümü gövdesine yaklaştırıp kokuyu içime çekmeye çalışıyorum, buradaki en kayda değer koku bu benim için. İlerliyoruz. Maden işletmesine ulaştık. Teğmene elimle işaret ediyorum ‘Bir buçuk ay olmak üzere işletmeye başlayalı. Teslim olanları ve esirleri daha aşağılarda, karbonun fazla olduğu yerde çalıştırıyoruz. Kutsal İngiltere vatandaşlarımız da taşıma ve kalan ıvır zıvır işlerde çalışıyor.’ Sağ tarafa yönelip kurulmuş üç çadırdan en sağdakini gösteriyorum ‘Burası sizin çadırınız. Yanınızdaki çadırın sahipleri maden mühendisleri. Henüz gelmediler. ‘ Nefes alıp eve geri dönmek için şu son ve en büyük çadırı da tanıtıp gitme isteğindeyim. ‘En soldakinde de askerler kalıyor. ‘ Dilimi tutamayıp eklemek istiyorum ‘Madende çalışan halk zenci halk nerde çalışır nere ederseniz’ kalacak yerleri yok. Dışarda buldukları yerde kalıyorlar.’ Ekleyemiyorum. Zihnimden geçen bir düşünce olarak kalıyor.

İşimi bitirmenin sevinciyle iyi günler diliyorum. Yaşasın artık evime gidiyorum, bu ölüm meraklısı askerlerden kurtuluyorum. ‘ Bizleri suçluyorsunuz değil mi Bayan Silverswan?’ beklenmediğim bir soru alıyorum Teğmen’de. Bunu tüm yol boyunca sorabilirdi, neden şimdi soruyor ki? Düşünerek cevap vermek zorundayım, Afrika’da ölen insanlar için hesap verilmez. Babanız yetkili bir asker bile olsa kaza kurşununa kurban gitmiş olabilirsiniz. ‘Neyle suçladığımı düşündüğünüzle alakalı bir durum?' Alnını kırıştırarak cevap veriyor Teğmen. Doğru kelimeleri bulmak gibi bir çabası var sanki. Her kelimeyi tek tek vurguluyor: ‘Haksız yere bir toprağı işgal etmek olabilir mi?’ Gülümsüyorum. Bu sadece gülümsenecek bir durum. ‘Vahşilik daha önce geliyor.’ Tebessüme çeviriyorum gülüşü. Zira burada fazla gülmek de alışılmış bir durum değil. ‘Şimdi gidebilir miyim izninizle?’ Gözlerimi gözlerine diktiğimde fark ediyorum bazı askerlerin bakışlarının aynı olduğunu. ‘Ahh söylemek istediğim o kadar çok şey var ki, neyse kapatalım bu konuyu.’ Bakışı da diyebiliriz buna. ‘Kadınlar hep böyledir, sitemkâr.’ Diyor. Bunu beklememiştim, hem de hiç. Arkasını dönüp gidiyor. Ellerimi yumruk yapıyorum. Sıkıyorum, sıkıyorum, sıkıyorum. Tırnaklarım ayalarımı acıtıyor ama umrumda değil. Nasıl yine o umarsız tavıra maruz kalırım!

Çadırına girdiğini görüyorum, ben hala aynı yerdeyim. Hava, madenin dumanlı havası içime çektiğim hava. Maden çalışmaya devam ediyor, ben hala aynı yerdeyim. Dudaklarımı ısırarak evimin yolunu tuttum. Bazıları daha aç dileniyor, bazılarının elleri daha nasırlı çukur kazıyor. Bazılarının işi daha iğrenç yerden ölü et parçaları topluyor. Bazılarının yapacak hiçbir işi yok bu sahneye seyirci. Askerler için getirilen fahişeler ve yüksek rütbelilerin beraberinde sürüklediği kadınları, çocukları gibi. Hepimizin bildiği bir gerçek var: Savaş kalbimizde akıl almaz yaralar açtı, ve insanlığımızda.



Not; İlk olarak wordde yazdım buraya geçirince biraz sıkıntı oldu boşluklar renkler. bu kadar yapabildim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Seçmen Şapka
Seçmen Şapka
Seçmen Şapka
avatar

Mesaj Sayısı : 476
Kan Durumu :

MesajKonu: Geri: Darci F. Silverswan   Ptsi Tem. 02, 2012 4:02 pm

Öncelikle mesajı yollarken köşedeki değiştirme modunu devir butonuna tıklar, kodları elle yazarsanız sorun çözülecektir. Ancak dert değil. Diğer rplerinizde yaparsınız diye diyorum.

Ravenclaw V. Sınıf

İyi eğlenceler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Darci F. Silverswan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter Gelişimi :: Karakter Oluşturma :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: