AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Uğruna Feda Etmek

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nathaniel Kenward
Büyücü
Büyücü
avatar

Mesaj Sayısı : 54
Kan Durumu : Melez.
Rp Partneri : Blythe Boivin. Onun için Hogwarts'ı bıraktım ben.

MesajKonu: Uğruna Feda Etmek   Perş. Haz. 07, 2012 10:32 am



Nate & Blythe
Uğruna Feda Etmek
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nathaniel Kenward
Büyücü
Büyücü
avatar

Mesaj Sayısı : 54
Kan Durumu : Melez.
Rp Partneri : Blythe Boivin. Onun için Hogwarts'ı bıraktım ben.

MesajKonu: Geri: Uğruna Feda Etmek   Perş. Haz. 07, 2012 11:42 am

    Güneş hiç olmadığı kadar parlaktı bugün. Tüm kasabayı, dağların arkasına saklanmasına rağmen kasıp kavuruyordu. Nate, artık ayın kaçı veya hangi günde oldukları konusunda bir fikir yürütemiyordu. Uzun süredir düşünme yetisini kaybetmiş gibiydi. Ormanın içindeki dar patikayı hiç nefes almadan hızla geçti. Arkasına pek bakmamaya çalışıyordu; çünkü eğer bakarsa dayanamayıp geri dönecekti.

    Adil olmaya çalışıyordu. Ona karşı değil, ona hiçbir zaman adil davranmazdı. Her zaman hak ettiğinden çok daha fazlasını verirdi. Hiçbir zaman o güzel çehresindeki saf ışığın sönmesine izin vermezdi. Bu sefer adil olmaya çalıştığı kendisiydi. Haksızlıklara uğrayan, yenilgiyi kabul eden, her zaman adaletten yoksun bıraktığı kendisi. Uzun süredir aynaya bakıyordu. Hiç hareket etmeden, kendi yüz hatlarını inceliyor, dudaklarını hafifçe kıpırdatıyordu. Belki de dua okuyordu; lakin hatırladığı kadarı ile İncil'deki sözlere nazaran daha açık ve sitem doluydu. Sonunda dudaklarını da hareketsiz bıraktı ve uzun kirpiklerinin altından, donuk bakışlarla kendisini izledi. Omuzları hiçbir zaman dik durmayan, kendisini toplumdan soyutlamış, kendi hayallerine gömülmüş fukara bir çocuğa benziyordu. Korku ve unutulma arzusu içini kemirirken, gözlerine yansımış hayal kırıklığı ilk defa rahatsız etmişti onu. Derin bir iç çekip gömleğinin yakasını düzeltti. Eliyle özenle taranmış, ıslak saçını son bir kez kontrol edip aynadan uzaklaştı. Tudor tarzı geniş kapıdan çıkmadan önce düşündüğü şey sadece bir sözcükten ibaretti. Tek bir kelime. Ne var ki her şeyi açıklıyordu. Hata.

    Uzun koridordan geçtikten sonra Marie'nin yanağına bir öpücük kondurdu. Küçük kız kardeşi, beklediği tepkiyi vermeyerek ona hiç aldırmadan tahta atı ile oynamaya devam etti. Minik sarışın abisini pek göremediğinden aklınca ona ceza veriyordu. Nate içinden güldü. Nasıl olsa onun gönlünü almak için çok zamanı olacaktı. Yan odadaki büyük babasına göz atıp dışarı çıktı. Hava fazlasıyla sıcaktı. Güneş tenini cayır cayır yakıyormuş gibi hissediyordu. Halbuki onu yakan kendi kalbiydi. Kendisine ve geleceğine yaşattığı haksızlık yüzünden hem ağırlaşmış hem de ateş topuna dönmüştü. Hızlı adımlarla, küçük evlerin arasından geçip, ormanın patikasına vardı. Kendi kasabaları gibi küçük olan orman, her zaman kendisinden daha önde tuttuğu biri ile buluştukları yerdi. Bir kez daha içini çekip dar patikanın içine girdi. Ah, kalbi ona oyun oynuyordu. Zavallı çocuk, onu ateş gibi yakan acının yanında şimdi de heyecandan yerinde duramayan kalbi ile uğraşmak zorundaydı. Etrafta hiç ses olmasaydı, Blythe kesin onun minik kalbinin sesini duyardı. Adımlarını daha da hızlandırdı ve patikanın son dönemecine girdi. Büyük çam ağaçlarının altında oturmuş, ilerideki şelaleden gelen su seslerini duymak için kulağını toprağa dayamış çocuğu gördü sonunda.

    Blythe, Nate'i fark ettiğinde bir an şaşkınlık yaşayıp, ardından yüzüne kocaman bir gülümseme kondurdu. Genç büyücü, yanaklarının kızardığını hissedebiliyordu. Çocuğun, büyücünün kalbini bu kadar uzaktan duyması imkansızdı değil mi? Çünkü can çekişen sineğin kanatlarından daha hızlı çarpıyordu. Minik adımlarla ona kollarını açan oğlana doğru gitti. Artık sadece göğsü değil, her yeri ateş gibi yanıyordu. Küçük bir temasta yok olup gidecekmiş gibiydi. Nate anı ne kadar ölümsüzleştirmek için yavaş ve temkinli yürümeye gayret etse de Blythe tam tersini yapmıştı. Sabırsız çocuk, daha fazla dayanamayarak kollarını en yakın arkadaşının boynuna doladı. Nate hareket edemiyor gibiydi. Uzaktan onları gören biri, çocuktan tiksindiğini sanabilirdi; lakin şu hain kalbi tam tersini yapıyordu. Yerinde duramayıp küçük çocuklar gibi oradan oraya zıplıyor, genç büyücüyü rezil ediyordu. Sonunda kendine gelebildiğinde, o da kollarını oğlana doladı. Bunu yaparken o kadar zorlanmıştı ki, kısa bir an dengesini kaybedip düşeceğini düşünmüştü. Genç oğlana bir ömür, genç büyücüye ise kısa bir dakika gibi gelen kavuşma sahneleri bittiğinde Nate de yere oturdu. Kısa bir süre hiç konuşmadılar. Zaten çocuğun pek konuşacak hali yok gibiydi. Kalbi yeni yeni normale dönmüştü ve yanaklarının kızarıklığı daha yeni geçmişti. Konuşmasına her zaman olduğu gibi derin bir iç çekerek başladı. " Seni gördüğüme gerçekten sevindim Blythe, gerçekten. " Söyleyecek bir şey bulamıyordu. Oysa ki anlatacağı o kadar şey vardı ki, buraya gelmeden önce bunun bir listesini yapmıştı. Oğlana Hogwarts'ta yaşadığı her şeyi teker teker anlatacaktı; fakat onu görünce her şey uçup gitmişti. Günahsız azizenin gazabına uğramış gibi konuşma yetisini kaybetmekten korkuyordu. Belki de yüzüncü kez içini çekip rahatladı. Başını onun omzuna koymak ve gözlerini kapatıp hiçbir şey düşünmemek o kadar çok istiyordu ki, önüne geçemeyeceği bu arzusunu durdurmak için çocuktan uzaklaşmak zorunda kaldı. Ne yapıyorum ben? Buraya ne için geldim? Bir hiç için gelmişti. Blythe onun Hogwarts'ı neden bıraktığını sorduğunda ne cevap verecekti? Eğer ona gerçeği söyler ve ters tepki alırsa buna dayanamazdı. Gerçi biliyordu. Oğlan eğer bunu öğrenirse ondan nefret edecekti ve hayatının sonuna kadar onunla konuşmayacaktı. Yine de bunu bile bile sırf o muggle için, hayatını değiştiren sihirli yerden vazgeçmişti. O anda ne olduysa bir anda oldu. Ağzından çıkan cümle soğuk ve tarafsızdı. " Ben okulu bıraktım. " dedi sertçe.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Uğruna Feda Etmek
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Londra-
Buraya geçin: