AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Anıların Peşinde

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Andrei Ionel
Büyücü
Büyücü
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Anıların Peşinde   Ptsi Haz. 04, 2012 8:11 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Andrei Ionel
Büyücü
Büyücü
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Anıların Peşinde   Salı Haz. 05, 2012 3:01 pm


GÜNÜMÜZ…

Aljosa ellerini lavabodaki fayansa dayamış ve aynadaki aksine bakıyordu. Zamana karşı koymada usta olmasa da yaşını belli etmeyen yüz hatlarında ellerini gezdirirken içten içe neden şimdi diye düşünüyordu. Onca yıldır bir kez bile konuşmayan, buluşmayan bu çift neden şimdi buluşmak zorundaydı? O kadar yılın ardından ne konuşabilirlerdi ki? Hepi topu iki yıl evli kalmışlardı. Ne diyecekti yani, kahkahalar atıp ne güzel günlerdi onlar mı diyecekti? Hayır, hiç güzel değildi. İkisinin de pişmanlıkla geçen iki yılıydı sadece. Ellerini fayanstan çekip ceketini düzelttikten sonra tuvaletten çıkıp az önce oturduğu masaya doğru yöneldi. Eski kocası hâlâ gelmemişti. Masaya geçip kahve bardağıyla oynarken kapının açıldığını belli eden zil çaldı. Gözlerini kahve fincanından ayırıp gelen kişiye baktı. Gözleri kapının yanında duran adamın gözleriyle çarpıştığında kalp atışlarının bir saniyelik farkla teklese de bunu dışarıya belli etmemişti. Neredeyse kırklarının sonunda olan adamın ona doğru yaklaşması ile sandalyesinde daha dik oturmaya başlamıştı. Adam paltosunu çıkarmadan önce genç kadını hafifçe süzmüştü. Sandalyeyi çekip genç kadının karşısına oturduğunda hafifçe gülümsemişti. Gülümsediğinde ise engel olamadığı kırışıklıkları vardı. Kırışıklıklar bir kadını ne kadar rahatsız etse, onun güzelliğine kamçı vursa bir erkeği de aynı şekilde karizmatik yapıyordu. Allain tekrar konuşmaya başladığında genç kadının aklından sadece tek bir şey geçti. Sesi hiç değişmemiş, aynı ton. Konuşma tarzı da hiç değişmemiş, aynı karşısındakini mantıklı olmaya davet eden tarz. Aklından uygunsuz, yasak bir şey geçiyormuş gibi o düşünceleri geçiştirdiği anda anıların gölgesine kapıldı kadın. Bir anda son geceleri aklına düştü ve o görüntüler gitmedi oradan.

15 YIL ÖNCE…

Genç kadın eve adım atar atmaz yüksek ökçeli ayakkabılarını ayağından çıkarmıştı. Gün boyu onlarla dolaşmak ne kadar da acı veriyordu ona. Oysa sırf görüntü için katlanıyordu. Konfor onun hayatında uzun bir süre eksik kalacak gibiydi. Ayakkabıların yerde yuvarlanışını izledikten sonra çantasını paltosuyla beraber vestiyere asıp yavaşça salona doğru yürüdü. Neden birden bire ihtiyatlı adımlarla hareket ettiğini kendi bile anlamamıştı. Parmak uçlarında yürümesi son bulup kendini aniden darmadağın bir odada bulan genç kadın gördükleri karşısında nasıl bir tepki vereceğini bilmiyordu. Gözleri yerdeki dağınık eşyalardan ayrılıp da koltukta oturan kocasına kaydında daha da büyük bir şaşkınlık yaşamıştı. Orada öylece oturup, eline bira şişesini almış pencereden dışarıyı seyrediyordu. Aljosa ilk başta nasıl bir giriş yapacağını bilemese de, evin dağınıklığı onu küplere bindirmişti. Onun verdiği gazla bir hışım konuşmaya başladı. “Bu evin hâli de ne?” Tek kaşını kaldırarak karşısında oturan adama bakıyordu. Oysa adam, genç kadını tamamen görmezden geliyor, ona cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyordu. Genç kadın tepesinin iyice attığını hissetti. “Sana bu evin hâli de ne diyorum.” Ne kadar bağırırsa bağırsın genç ada onun sesini duymuyordu ve bu genç kadını daha da çileden çıkarıyordu. Daha fazla dayanamayan genç cadı hızla kocasının yanına gitmiş ve onun başına dikilmişti. “Sana bir soru sordum Allain. Bu evin hâli ne? Nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyorsun. Ben bütün gün dışarıda at gibi koşturup çalışırken, sen nasıl olurda burada yan gelip yatabilirsin?” Bir anda sihirli sözcükleri söylemiş gibi genç adamın yüzü kadına doğru döndü. Suratında öfkeden başka bir duygu bulunmuyordu. Çenesi öfkeyle çarpılsa da susmayı tercih ediyordu genç adam. Sessizliğin bir şeyi çözemeyeceğini anlamış olmalıydı ki hemen konuşmaya başladı. “Farkında değilsin değil mi? Ne hâle geldiğimi hâle görmüyorsun değil mi? Nasıl her gün deliler gibi kavga ettiğimizi, nasıl her sabah birbirimizin yüzüne bile bakmadan kavga bile ettiğimizi, konuştuğun tek şeyin işin ve iş ile ilgili planların olduğunu fark etmedin henüz değil mi? Burada çıldırıyorum sen farkında bile değilsin.” Genç kadın aniden duyduğu sözler üzerine irkilmişti. Ne söyleyeceğini bilemeden birkaç saniye dikilse de genç adamın karşısında daha sonra söylemesi gerekenleri toparlayabilmişti. “Böyle olduğumu biliyordun Allain. Evlenmeden önce de nasıl biri olduğumu biliyordun. Neden şimdi sitem ediyorsun?” Aljosa derin bir nefes alıp bir süre bekledi. Genç adamın renkli gözlerinin içine bakıp derin bir iç geçirdi. Tekrar konuşmaya başladığında sesinden yorgunluk akıyordu. “Neden üste çıkmaya çalışıyorsun?” Yorgunluğunu belli edercesine omuzlarının çökmesine izin verdi. Başını geriye atıp derin bir nefes aldı. Başını indirip tekrar kocasına baktığında ise onun suratında gördüğü tek şey iğrenme olmuştu. Bu bakışla birlikte bir adım geriye giden genç kadın, karşısındaki adamın tükürürcesine söylediği sözlerle şok olmuştu. “Bildiğimi sanıyormuşum. Seni tanıdığımı sanıyormuşum. Yanılmışım.” Genç adamın kapıyı hızla çarparak gitmesini izlerken kendini koltuğa bıraktı. Gözleri hâlâ şaşkınlıkla kapıya baksa da neler olduğunu idrak edemiyordu. Az önce bir şeyler yaşanmıştı aralarında, ama ne olduğunu kendisi de bilmiyordu. İşler ne zaman bu boyuta gelmişti? Daha evleneli iki yıl bile olmamışken yaşadıkları bu tartışma da neyin nesiydi?

Sabahı nasıl geçirdiğini bilmiyordu genç cadı. Mutfakta öylece oturmuş dün yaşananları düşünüyordu. Yaşananları ve kocasının ona söylediklerini. Ellerini başının arasına almıştı ve dirseklerini masaya dayıyordu. Aniden duyduğu kapı kilidi sesi ile hızla yerinden doğruldu. Genç adam ceketini omzuna atmış bir şekilde içeri doğru yürürken birden Aljosa ile göz göze geldi. Genç kadın sırtını dikleştirerek kocasına döndü ve konuşmaya başladı. “Neredeydin bütün gece? Seni merak edebileceğim hiç aklına gelmedi mi? İstediğin zaman çekip gidebileceğini mi zannediyorsun?” Genç kadının meydan okuyan bakışlarına karşılık genç adam ona sadece yorgun bir bakış atmıştı. Dudaklarını yalayıp konuşmaya başladığında ise yorgunluğu sesine yansıyordu. “Konuşabilir miyiz bir beş dakika? Lütfen.” Genç adamın bitkin sesi kulağında histerik bir biçimde yankılansa da onun sözünü dinleyip içeriye doğru ilerlemişlerdi. Genç kadın, büyücü kapıyı çekip gittiğinden beri odadaki hiçbir şeye dokunmamıştı. Koltuğun üstündeki gazeteleri aşağı alarak yavaşça oturdu. Onun karşısındaki koltuğa da genç adam oturmuştu. Ortamdan ses bile çıkmıyordu. İkilinin sessizliği dakikalarca sürdükten sonra genç adam hızla konuya girdi. “Dünkü tartışmayı yaşamamız gerekiyordu. İçimizdekileri kusmamız şarttı ama biliyorduk ki bu tartışma yaşanırsa her şey bitecekti. Kelimenin tam anlamıyla her şey bitecekti.” Sessizlik tekrar aralarına girip ortama hâkim olurken genç adam bakışlarını kadından sakınıyordu. Konuşmanın bir veda konuşması olduğunu anlarken genç cadı konuşma hakkını kendinde gördü. “Buraya kadar mı yani? Her şey…” Son söylediği şeyi üzerine özellikle basa basa söylemişti. Genç adam kadının sözleri karşısında sadece başını eğmiş ve üzgün olduğunu mırıldanmıştı. Zaman anlamını yitirip ikisinin de arasından çekilirken genç adam yavaşça doğrulmuş, yukarı kata çıkıp eşyalarını toplamaya başlamıştı.

O gün yaşananlardan sonra bir daha bir araya gelip buluşmadılar. Tesadüfî bir şekilde ya da tamamen kasıtlı olarak asla bir yerlerde karşılaşmadılar. Ama zaman alçaklığını yapıp o ikisini yine de bir araya getirmeyi bilmişti yıllar sonra.

-SON-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Anıların Peşinde
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 10 Ağustos 2010 İddaa Futbol Maç Sonuçları (10.08.2010)
» 26 Ağustos 2010 İddaa Futbol Maç Sonuçları (26.08.2010)
» 11 Şubat Ecw Maçları
» 4 Ekim RAW Sonuçları
» WWE Champion Kemer maçı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Diğer Şehirler-
Buraya geçin: