AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ormantik Anların Ormantik Çocuğu ve Şaplakçı Profesör

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jean-Christophe Rouvière
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 89
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : Private Property ama rpde göreceksiniz s.s
Özel Yetenek : Çatalağız.

MesajKonu: Ormantik Anların Ormantik Çocuğu ve Şaplakçı Profesör   C.tesi Haz. 02, 2012 10:50 pm

    Eylül, okulun ilk haftası

    Yıllar önce olanlar, babasının kayboluşu, meselenin kimseye açıklanmayacak kadar ciddi ve tehlikeli olması... Aslında o pislik adamı hiç umursamıyordu. Geberip gitse de umurunda değildi. Ancak, onun bu şekilde kaybolması, aynı zamanda sıranın oğluna geldiğinin de göstergesiydi. Kaçmalıydı buradan, gitmeliydi, saklanıp bir daha İngiltere'ye dönmemeliydi. Müdür'le bunu konuşmuştu işte, o önermişti kaydı dondurmayı. Bir umudu yoktu genç adamın tekrar eğitime devam edebileceğine dair. Zaten, pek isteği de yoktu. Ancak adamın konuşması o kadar ikna ediciydi ki ister istemez ona boyun eğmek zorunda kalmıştı. Bir umut, bir ışık: Lita için. Aslında onunla bu konuyu baştan konuşmuştu. ''Gitmek zorundaydım, sen neden bu kadar derdine düştün ki? Babam o benim, ne kadar aptal, pislik bir adam olsa da babam sonuçta. Hem, bu aile meselesi, senin aileden olmadığını düşünürsek bu pek de karışman gereken bir konu değil güzelim.'' demişti. Aldığı yanıtlara sinirlenmiş, ancak sadece ona sert bir bakış atmakla yetinmişti. Bencildi, bu doğruydu, fakat kıza asla yalan söylememişti. ''Sana başından söyledim, açık açık ve net bir şekilde. Neden boş boş huysuzluk ediyorsun ki? Benden duygusal bir şey bekleme, bir bağ istemiyorum, burada kalmayabilirim de, dedim. Merlin'in donu aşkına, Lita, neden beni hiç dinlemiyorsun? Sabrımı taşırıyorsun doğrusu.''
    Bu geçen konuşmanın sonunda gene de barışmışlardı. Zavallı Lita'nın aslında ne hissettiğini anlıyordu. Fakat yapacak bir şey yoktu, Jean dobra bir insandı, bazen yarım gerçekler söylerdi ama inanmadığı şeyleri söylemezdi. Ona sarılmıştı, öpmüştü, daha çok gençlerdi, bir sonraki kavgalarının kopması uzun sürmemişti. Onun söylediği o son sözlerden sonra kalmamıştı yanında. Ardından gelen sandığıyla, kızın yüzüne bile bakmadan çekip gitmişti. Sonra gülümsemişti bir bakış atıp ardına. Bu vedaydı, sonsuza kadar sürecek bir sonun habercisiydi. Sonra yoluna devam etmişti.

    Arada yaşadıklarını yavaş yavaş açığa çıkaracağım. Ancak, şimdi konuyu dağıtmamalıyız. Bu genç adam yıllar sonra, kendi arkadaşları mezun olduktan sonra devam etmeye karar vermişti örgün eğitime. Aslında pek bir isteksizdi, uzun seyahatleri, yaşadığı olaylar, karanlık, pis, mide kaldıran bir dolu şey olmuştu. Ancak, asla katil ya da suçlu olmamıştı. Belki mecbur kalıp bazı yasadışı çözüm yollarına başvurmuş olsa da buraya dönme ihtimalini, ümidini yitirmek istememişti. Şayet korkunç bir hata yaparsa, kendine hakim olamazsa Lita'yı görme şansını tamamen yitireceğine dair bir korku olmuştu daima içinde. Daha çok, güçlenmişti, öğrenmişti, ancak okul derslerini alması gerekiyordu. Bunun nedeni buraya yeniden adapte olmaktı daha çok, bir yere uyum sağlamak, yoksa derslerin kendisine katacaklarının o kadar da önemi yoktu. Zira hayat okulların en büyüğüydü.
    Bina seçimlerine ve büyük şölene katılmamıştı. Bunun yerine yanına aldığı yolluklardan arta kalanları kemirmişti. Yapması gereken çok işi vardı ve bunlar bir dolu işlem, imza ve form doldurmadan ibaret değildi sadece. Sonra güzel bir uyku çekmişti eski yatağında, resmen yılların yorgunluğunu üstünden atarcasına derin bir şekilde.

    Gün ışıdığında ilk hafta pek kimseyle muhatap olmamıştı. Sınıflara girdiğinde on beşlik delikanlıların ve kızların yanında pek tuhaf duruyordu. Gerçi onlardan iki yıl büyük olanların derslerine girse de ne değişecekti ki? Of, bu okuldan hayatı sona erercesine yaşlanmadan mezun olamayacaktı. Bir kere, profesörlerin tarzlarını unutmuştu epey ve çevredeki kimseyi onlardan not ya da tüyo alabilecek kadar olsun tanımıyordu. Geceleri ders çalışarak geçiriyor, geçmişteki dersleri de biraz biraz tekrar ediyordu. Bu sene çetin geçecekti, bir Profesör'ün olsun iyi biri çıkmasını diliyordu içten içe.
    Ve öğleden sonranın Eylül ateşinde cübbelerini çıkarmış gençler vardı bahçede. Göl kenarına doğru ilerledi. Buradan gölü, karanlık suları izlemeyi seviyordu. Tahta iskelede bir yer bulup kenara ilişti istediği yere varınca. Bir öksürük duydu. Üst sınıflardan, kendisinden iki yaş küçüklerdendi. ''Hey, seni tanıyorum, sen şu havalı çocuk değil miydin? Hani, tıs tıs arkadaşların nerede? En az senin kadar zeka yoksunu Quentin...'' daha sözünü tamamlayamadan Jean bir hışım onun cübbeyi çekmişti. Slytherin binasına olan düşmanlığı anlıyordu ama tek başına dolaşan kişileri avlamak da pek diğer binaların onuruna yaraşan bir şey değildi diye hatırlıyordu. Asalar üstüne çevrilmişti. Kendisi de bunu fırsatı bilerek boşta kalan eline asayı aldı. Gözlerinde tehditkar, ama soğuk bir bakış vardı, yüzü sakin olsa da dudaklarındaki bükülüş öfkesini ele veriyordu. Çocuğun cübbesinin ön tarafını iyice avucunun içinde kıvırdı, çocuk iyice nefessiz kalmıştı. Asasını da onun boynuna yaklaştırıp ucunu iyice bastırdı. ''Bir daha onun adını ağzına alıp kirletmeye cüret edersen, canına okurum. Anlaşıldı mı?'' Sesi soğuk, tehdit edici, ancak bir o kadar da akıcı ve netti. Sözcükleri üstüne bastıra bastıra, tane tane söylüyordu. Aslında dışarıdan haklı görünmüyordu. Tamamen gaddar olan, haksızlık eden oymuş gibiydi. Ve bir sesle, tanıdık bir sesle donakaldı. Çocuğun yakasını ansızın bıraktı, asasını indirdi ve o sesin sahibine döndü yüzünde tuhaf bir ifade ile. Gözleri iri iri açılmıştı, yıllar önceki kibirli, soğuk bakışların yerini özlem almıştı. Genç adam burnunun sürtüldüğünü rahatlıkla iddia edebilirdi şu anda zaten. ''Se... Sen...'' diyebildi sadece.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carmélita L'Créamory
İksir Profesörü, Slytherin Bina Sorumlusu
İksir Profesörü, Slytherin Bina Sorumlusu
avatar

Mesaj Sayısı : 200
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : Öğrencisi Chris. Lakin bana demeyin ayıp diye o adamı görse Dumbledore bile öğrenciyle kırıştırır.
Özel Yetenek : Zihinbendar, Zihinfendar.
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Ormantik Anların Ormantik Çocuğu ve Şaplakçı Profesör   C.tesi Haz. 02, 2012 11:36 pm



Her şey değişmişti son birkaç yılda. Hogwarts'a birkez bile uğramamış genç kız. Şimdiyse çok ağır geliyordu burada olmak. Zaten kaybedilenlerden sonra iki yıl nasıl dayandığını bilemiyordu. Quentin, evet kuzeni olmasa dayanamazdı belkide. Son iki yıl içine kapanmışlıklarını, hırçınlıklarını çeken hep o olmuştur. İlk kaybından sorna yüklendiği bu ağırlık altında ezilen genç kadın gitmişti bir anda. Hogwarts'tan kurtulur kurtulmaz bırakmıştı geriyi. Oysa kendini kandırmıştı genç kadın. İlk kaybını hatırlamıyordu bile. Annesi gittiğinde çok küçüktü, büyüyünce unuturdu. Unuttuda. Üçüncü sınıfa gelmeden kadının yüzünü hatırlamaz oldu. Anne kavramının büyüklüğünü umursamıyordu artık. Silik birkaç anıdan geriye hiçbir şey kalmamıştı zatne. Oysa ikincisi, çok ağır bir şeydi bu. Hala dün gibi hafızasına kazınmış hatıralarla duruyordu. Hogwarts'a yeniden gelişini kutlarcasına birikmişti hatıralar. İlk hafta hiçbir derse girememişti Lita. Quentin onun yerine büyük bir incelik göstermişti. Kuzenine minnettardı genç kadın. Birkez daha onu kurtarmıştı geçmişin ağırlığından. Ağılık, evet üstüne binen o ağırlık. O gün, son tartışmanın ardından atılan bir gülücükle bütün dünyası üzerine çöken kara bulutlar. Hala hatırlıyordu öne kızgın bakan mavi gözleri, öylesine bırakılmış kirli sakalları ve biçimli dudakların aldığı acı dolu gülümseyişi. Gamzelerini görememişti Lita son birkez. Çünkü içtenlikle olan bir gülümseyiş değildi. Chris üzgündü. Bu yüzden gitmişti genç kadın Hogwarts'ı bitirir bitirmez. Son kavgasında yüzüne bağırdığı "Gidersen beni bir daha bulamazsın!" hayrkırışını düzeltmek adına atmıştı her adımını. Dünyayı gezmişti ama haykırışını hala savurduğu yerden toplayamamıştı. Ona ne kadar üzgün olduğunu, daima onunla olduğunu aileden olmasa bile ailesinden bile daha yakın olduğunu söylemek istemişti. Söyleyemedi. Hiçbir şey söyleyemedi ve o üzgün gülümseyişten geriye hiçbir iz kalmadı. Şimdi aynı koridorlardan Chris olmadan yeniden geçiyordu. Toplayamayacağı geçmişini silmeye ve geleceğini kurmaya çalışıyordu. Oysa hiçbir umudu kalmamıştı. Zaten çokta kızgındı gidenlere, bırakanlara. Bu yüzdendi belkide artık bağlanmaması hiçbirine.

Son zamanlarda durmadan üzerine çöken kasveti dağıtmak için çıktı taş binadan genç kadın. Gözlerini göl kenarına dikti, hemen ardından karar değiştirerek Yasak Orman'a doğru döndü. Genede bir süre ilerlemesiykle vazgeçti. Şimdi karşısına çıkabilecek bir yaratıkla filan uğraşamayacaktı. Göle doğru birkaç adım attı. Ağaçlar her zamanki gibi göl kenarının önüne gölge yapıyorlardı. Birkaç delikanlı gölün kenarında birbirleriyle uğraşıyorlardı. Her biri Lita geçerken şöyle bir genç kadına bakmıştı. Kaıdnsa erkek çocuklarının bu yaşta olan meraklarına saygı göstererek hiçbir şey demeden ilerlemesini sürdürdü. Oysa ileride saygı gösteremeyeceği bir şey olmuştu. Gryffindor'lu birkaç çocuk bir Slytherin'in etrafını sarmışlardı. Ortada duran Slytherin'li çocuk bir çocuğun cübbesini tutmuş onu büyük bir güçle tutarken bir şeyler söylüyordu. Lita biraz uzakta olduğu için ne dediğini duyamadı ama elindeki asası ve diğerlerinin korkulu bakışlarıyla Slytherin öğrencisinin hiçte iyi şeyler söylemediğine emindi. Bu yüzden hızlı adımlarla onlara yaklaştı. Aralarında az bir mesafe kala konuştu. "Hemen onu bırakmanızı istiyorum Bay..." Çocuğun adını daha bilmediği, hatta daha çocuğun yüzünü bile göremediği için cümlesini tamamlayamadı. Zaten biraz sonra inen asa ve ona dönmüş bir yüzle cümlesini bir daha asla tamamlayamayacak olduğunu anladı. Artık soyadını biliyordu çocuğun, hayır adamın. Gözlerini diktiği mavi gözleri,n her şeyini biliyordu. En derinini, öfkesini, sevgisini biliyordu. Uzun süredir aldığı nefesleri hissetmese bile şimdi biliyordu. Hala sağdı genç adam. Ağzından çıkarabildiği tek bir sözcüğü duyduğundaysa Lita çıkan sesle bir an ne olduğunu şaşırdı. Bocalayarak birkaç adım geriledi. Bir hayalet görmüş gibi bembeyaz bir yüzle çocuğa baktı. Diğerlerini umursamıyordu artık. Oysa o bir profesör olmalıydı. Olmak zorundaydı. Genede beyni durmuştu, dudakları kitlenmişti ve hissetmiyordu. Hayır aksine çok şey hissediyordu. Öyleki ne hissettiğini bilemiyordu. Meraklı bakışların sonunda bir Gryffindor'lunun konuştuğunu işitti. Gözünü o mavi gözlerden hiç ayırmadan konuştu. Son gücüyle konuşmuştu belkide. "Siz gidebilirsiniz." Diğer çocuklar şaşkınlıkla birbirlerine baktılar ve biraz uzaklaştılar. Genede Lita emindi ki bu durum hiç iyi görünmüyordu. Oysa ne diyeceğini bile bilmiyordu, karşısında ki hayalet miydi? Yoksa geçmişten gelen bir anı filan mıydı? İkiside olamayacak kadar gerçek duruyordu. Genç kadın birkaç adım atıp adama yaklaştı. Gözlerini bir an olsun kırpmadan baktı, baktı. Hiçbir şey diyemedi ama sonunda kendini biraz olsun toparladı. Elini kaldırıp hızla adamın suratına doğru savuruyordu ki herkesin önünde olduklarını ve bir profeösr olduğunu anlayıp bir anda durdu. Eli tenine öylesine yakındı ki sıcaklığını hissedebiliyordu. Uzun süredir hissetmediği o sıcaklığı hissetmişti. Konuşmalıydı, konuşacaktı. Sonunda kelimeleri seçemese de cümleyi otomatikman kurdu. "Ne arıyorsun burada?" Elini indirdi ve önünde avuçlarını birleştirdi. Gözlerini hala ayıramıyordu. Sanki bir an bakmasa yok olacaktı.

_________________


Chris beni böyle yapıyor.:
 
Genede ben bir Profesörüm:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jean-Christophe Rouvière
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 89
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : Private Property ama rpde göreceksiniz s.s
Özel Yetenek : Çatalağız.

MesajKonu: Geri: Ormantik Anların Ormantik Çocuğu ve Şaplakçı Profesör   Paz Haz. 03, 2012 2:13 am

    Gözlerini onunkinden ayırmadı bir an, kadının yeşilimsi mavi gözlerine neredeyse onları içer gibi uzun uzun bakıyordu. Göz kapaklarını indirip, şöyle bir kaç saniye bile onu görmemeye cesaret edemiyordu. Sanki, bu an sihirliydi, bunu yaparsa anı parça parça edecekti. Gözleri acıyana kadar gözlerine donuk, özlem dolu bir bakışla baktı. İçinde fısıltılar yayılıyordu: Lita, Lita, Lita... Sonra gözleri acıdı, biraz daha beklerse yaşlar boşalacaktı kırpılmadan durmaktan. Tabi bunun bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemesi için gözlerini son anda kırptı. Hemen ardından derin bir soluk aldı ve çarçabuk geri verdi. Onu süzdü baştan aşağıya, sarı saçlarını, üzerindeki resmi ama öğrencilikle alakası olmayan cübbeyi, dolgunlaşan göğüslerini, yuvarlaklığı önden de belli olan kalçalarını, daha da önemlisi, o surattaki şaşkınlığa hatta tavırlarındaki bir anlık eski, küçük kız esintisine rağmen tavırlarında duran olgunluğu inceledi. O an utandı, bu ufaklıklarla bu şekilde sataştığı için kendinden utanmalıydı. Koskoca adam olmuştu ama bu bina sınırlarına girince yeniden çocuklaşmıştı ne yazık ki. Dört yıl, dört yıldır nasıl da değişmiş, güzelleşmişti. Onun yaklaşmasıyla daha da şaşırdı, gerilemesine o kadar şaşırmamıştı ama. Fakat bu şaşkınlığı beklediği bir tavırla sona erdi, gözlerini kapattı yüzüne doğru kalkan el ile. Fakat bekledi, bekledi, bir şey gelmedi. Sadece sözler duydu bir hışımla havada çırpınan. Dudaklarına müstehzi, aynı zamanda buruk bir kıvrımla sırıtma yerleşti. Dilini çıkardı, kurumuş dudaklarını yaladı. Derin bir nefes alarak mavi gözlerini yavaş bir şekilde açtı. Göz kapakları kararlı bir ifade ile kalkmıştı yukarı. Kadına biraz daha yaklaştı, biraz daha, ama milim milim, bir kediyi korkutmak istemezcesine. Dudaklarını büktü daha sonra, kaşlarını hafifçe çattı. Derin bir nefes alarak kollarını açtı davetkar bir şekilde. Sonra o kolları sarışın, zayıf kadının biçimli bedenine sardı, sarmaladı. ''Sen de zorlaştırma.'' dedi önce. Sesi bitkindi neredeyse. ''Lütfen.'' diye ekledi, bu onun en büyük sevgi sözcüğüydü. Biliyordu, sesi pek sevgi dolu değildi, biraz sert çıkmıştı. Fakat huyu buydu, bir Profesör bile olsa kimsenin karşısında boyun eğmezdi. Zaten insanları da daha çok bu haliyle etkilerdi. Sonra kollarını ayırdı. Aslında ayrılmak istemiyordu ama bu bedenine uyanı zar zor bulduğu üniforma ile bir profesöre sarılı kalmayı da garip buluyordu doğrusu. Crist, haddini bilirdi yeri geldiğinde.

    İki adım geriledi. Etrafa baktı. Yüzünde ciddi bir ifade vardı, lafı dolandırmayacaktı, direk açıklama yapacaktı. Bu gerilimli halde ona samimi davranamazdı. Omuzlarını silkti. ''Biliyorum, benim gibi koca adam, beşinci sınıf, garip duruyor ama mecbur kaldım. Buraya dönmek için tek şansım buydu, buraya, Hogwarst'a gelmek, ülkedeki en güvenli yere.'' Ona her zaman dürüst olmuştu, herkese karşı dobra konuşurdu ama ona dürüsttü. Bu ikisini yapamayacağı zamanlarda da susardı zaten. ''O gün okuldan ayrıldım ya, tam olarak ayrıldım sayılmaz, kaydım hala duruyordu, sadece hayati tehlikeden dolayı süresiz dondurulmuştu.'' Demek, müdür bu nedenle ısrar etmişti. Lita'ya tekrar sarılma arzusu hissettiğini kabullenmek istemedi. Böyle şeyler kendisine göre değildi. Tamam, birlikte olduğu, sevgili olduğu insanlarla samimi olmaktan sıkılmazdı ama, kendisini istemediği besbelli olan kadına da zorla sırnaşacak değildi. Dudaklarının kenarı daha da büküldü aşağıya. Derin bir nefes daha aldı, bu sefer yavaş bıraktı. ''Seninle konuşmak istiyorum. Gitme sakın. Bir yere oturalım, sana bahsedeceğim, anlatacağım, hatta yıllarca söylemeyi planladığım dolu şey var. Sanırım sonsuza dek konuşsak söyleyeceklerim bitmeyecek ama ben elimden geldiğince özetlerim.'' Sustu, yeri geldiğinde o kibirli, bencil ifadesini bırakıp, daha alçakgönüllü, nazik biri olabiliyordu. Şu anda bu anlardan birindeydi. ''Yani benimle konuşmayı hala istiyorsan ve şu son sözünde gerçekten ciddi değilsen.'' Sonra ansızın kahkaha attı. ''Ciddi olmadığını düşündüm bunca zamandır.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ormantik Anların Ormantik Çocuğu ve Şaplakçı Profesör
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Büyüceşûra Yüksek Mahkeme Kurulu'na Alımlar.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Okul Arazisi :: Kara Göl-
Buraya geçin: