AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ve ben sensiz ölürüm.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Daphne S. Aswang
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 433
Kan Durumu : Saf kan.
Rp Partneri : Bol tuzl- öhm şekerli kahvem var Ceyms için.

MesajKonu: Ve ben sensiz ölürüm.   Perş. Mayıs 24, 2012 5:27 pm

    Sevgilim, sevgilim, bir problemin yok.
    Kendine yalan söylüyorsun çünkü likör üst safhada.
    Bu nasıl cazibeli olacağının dürüstçe bir uyarısı.

    Cadı kafasının içinde dolaşan şarkıya yumuşakça eşlik ediyordu. Şarkı temiz bir sabahın ilk saatlerindeki gökyüzü kadar temizdi ve yavaşça kalbine akıyordu. Cadı yumuşak bir esintiyle ürperdi. Yüzüne gelen saçları önlemek için sarı saçlarını kulağının arkasına attı. Ne kadar güzel bir gündü. Ve o her zaman olmak istediği yerde, göl kıyısındaydı yine. Burası onun içini temizliyor ve akıttığı kanlardan kirlenmiş kalbini arındırıyordu.
    Cadı geçirdiği yazı düşününce kendiyle gurur duymadan edemedi. Kendini kontrol etmeyi becerebilmişti en sonunda. Sadece bir kişiyi öldürmüştü ki o ölmesi gereken bir kişiydi. Daphne bunu tüm hücrelerinde hissediyordu. Pişmanlık duymuyor bir kere daha o adamla karşılaşsa yine onu öldüreceğini düşünüyordu. İşte bu yüzden hiçbir zaman aydınlık olmak istememişti. Aydınlık onu kısıtlıyor ve pişman olması için her şeyi yapıyordu. Oysa karanlık? Öyle miydi kör edici boşluk? Hayır, karanlık onu olduğu gibi kabul ediyordu. Pişmanlığın ve keşkelerin tamamı ile boş kelimeler olduğunu ninni gibi fısıldıyordu cadının kulağına.
    Senin benim gibi olmak istemediğini söylüyor.
    Tüm gördüklerimi görmek istemez misin?
    Ben ölüyorum, ben ölüyorum.
    Senin bu şekilde olmak istemediğini söylüyor.

    Cadının kafasında yine o şarkı dönüp duruyordu. Cadı ona tatlı ve yumuşak bir melodiyle eşlik etti. Her şey iyiydi. Bu her şeyin olduğu o nadir günlerden birisiydi.
    Sonra birden içinde bir huzursuzluk hissetti. Sanki birisi onu izliyormuş gibi... Cadı yerinde kıpırdandı ama etrafında kimseyi göremedi. Yaslandığı ağacın arkasına baktığında ise onu gördü. Bu James'di... Çocuk parkında karşılaştığı ve kısmen hayatını kurtardığı James idi.
    Cadının damarlarına hızla adrenalin pompalandı ve tatlı şarkı kesildi. Daphne ayağa kalktı. İnce kaşları çatılmıştı ve burnunun üstünde komik bir çizgi oluşturuyordu ancak cadının gri gözleri bütün sempatikliği atıp götüren cinstendi. Soğuk ve yoğun... Büyücüye ne söyleyeceğini bilemediği için bir süre öylece kaldı. Sonunda ise ağzından "Merhaba," döküldü ve bir cevap beklermiş gibi kalktı bir kaşı. "Bir şey mi arıyordun?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Ve ben sensiz ölürüm.   Perş. Mayıs 24, 2012 9:38 pm

    İşin aslı, öyle olağanüstü bir hafızası yoktu James'in. Hafızasının kötü olduğu da söylenemezdi gerçi, yalnızca en ufak detayı hatırlayabilen kişilerden değildi. Çocukluğuna ait anıları net değildi genel olarak, çoğunu gerçekten hatırlamaktan çok birilerinin anlatılarından yola çıkarak sonradan hayal ettiğine emin sayılırdı hatta. Ancak tam olarak ne zamana ait olduğunu kestiremediği bir anısı, alışılmadık bir netliğe sahipti. Aradan yıllar geçtikten sonra bile, yazlık bir elbise giymiş sarışın kız çocuğunu ilk gördüğü anı hatırlayabiliyordu genç büyücü. Parkta gürültüyle oynayan diğer çocukların mırıltıları, tuhaf bir şekilde kesilmişti yazlık elbisesiyle bir kenarda duran kızı fark ettiğinde. Kızın omuzlarını süpüren saçları, kardeşlerin alkolik annelerininki gibi yapay, soğuk bir platin rengi değildi; hayatı boyunca şehirden hiç ayrılmamış çocuğa her nasılsa turuncu güneşin altında kavrulmuş başakları hatırlatıyordu yumuşacık duran teller. Kardeşiyle, başka bir çocuğun elinden zorla alıp dalga geçtikleri bir masal kitabında resmedilmiş prensese benzediğini düşündü onun James. Kendileriyle aynı yaşta görünen kızı etkilemeyi her şeyden daha çok istedi o anda. Çünkü eğer gri gözler ona bir kere bile ilgiyle bakarsa, geri kalan hiçbir şeyin önemli olmayacağını biliyordu küçük büyücü. Kız, yalnızca bir kere ona gülümsese, hava karardığında alkolik annelerinin yanına dönmeleri gerektiği, ev sahiplerinin sürekli kapılarına dayanıp üç aydır geciken kiralarını istediği ya da parktaki çocuklar içinde en elden düşme kıyafetlerin kardeşlere ait olduğu gerçeğinin hiçbir önemi kalmayacaktı. Bir prensesin benzersiz tebessümüne şahit olmuş olacaktı çünkü James. Küçük büyücü, kızı etkilemeyi her şeyden çok istemesine rağmen Mathias onu, kızın bulunduğu yöne doğru sertçe ittirmemiş olsa ("Git konuş kızla, şapşal şey.") hareket etmeyi muhtemelen başaramazdı. Çünkü masal prensesleri, beyaz atları olan yakışıklı, cesur şövalyelerle konuşurlardı, onun gibi dondurma alacak parası olmayan küçük çocuklarla değil. O gün kıza ne söylediğini hatırlamıyordu genç adam –muhtemelen kendi söylediklerini dinlemiyordu çünkü- ancak gri gözlerin kendisine bakmasının nasıl bir his olduğunu unutmamıştı. Muhtemelen babası olan bir adam ona tek kelime etmemiş kızı götürdüğünde, arkalarından bakakalmıştı James.

    Aynı sarı saçları, Hogwarts'taki ilk yılında, seçme seremonisi sırasında fark etmediğini söylemek yalan olurdu. Ancak kızla ilk konuşma denemesinin nasıl sonuçlandığını hatırlayan büyücü, bir daha cadının yanına, onunla konuşmaya gitmemişti. Ne tören esnasında, ne de sonraki dört yıl boyunca. Sonuçta kendisinden çok daha iyisini hakkediyordu cadı ancak kızın konuştuğu gördüğü diğer herkesten nefret etmediği anlamına gelmiyordu elbette bu. Yine de kızla, çocuk parkındaki o günden sonra ilk doğru dürüst karşılaşmaları birkaç ay öncesine kadar olmamıştı. Mathias'ın ıslahevinde olduğu ve James'in tek başına geçirdiği son günlerden biriydi. Muhtemelen kardeşine kısa bir süre sonra kavuşacağı düşüncesiyle, yaptığı şeye gerekli dikkati göstermemişti James. Yalnızca bir anlık bir dikkatsizlik ve sonra, dolandırmaya çalıştığı adamdan kaçmaya çalışır bulmuştu genç büyücü kendisini. Çıkmaz bir sokağa girdiğinde, her şeyin bittiğini, kardeşini bir daha asla göremeyeceğini düşünmüştü ancak en az beklediği anda bir hançer, ona asasını çekmiş adamın kalbine geçmişti. Koşmaktan nefes nefese kalmış James, kocaman açılmış lacivert gözlerle kurtarıcı meleğine bakmıştı. Çocuk parkındaki kız. Onun dudaklarından duymasa da adının Daphne olduğunu bildiği cadı. Kız ona ikinci kere arkasını dönüp gittiğinde peşinden koşmamıştı James. Yerdeki cesede birkaç saniye baktıktan sonra, sokaklarda edindiği içgüdüyle o çıkmaz sokaktan mümkün olduğunca hızlı bir şekilde uzaklaşmıştı.

    Okul arazisinde amaçsızca dolaşmakta olan büyücü, kulaklarına dolan tatlı sesi fark ettiğinde, ani bir şekilde durdu. Havada dolaşan notaları takip ettiğinde, şarkı söylemekte olan genç kızı buldu gözleri. Sekiz ya da dokuz yaşında bir büyücüyken yaptığı gibi, kızın saçlarında dans eden güneş ışıklarını hayretle izledi genç. Böyle bir sahneye şahit olabilecek kadar şanslı olduğuna inanmak zordu. Ancak kızın aniden yerinden kalkması, hayranlık dolu bakışlarına bir son verdi genç büyücünün. Sonunda kız konuştuğunda, gergin sessizliği bozmak adına muhtemelen çocuk bahçesinde dediklerinden daha zekice olmayacak bir şeyler söylemek üzereydi James. Kızın sert ifadesi, özür dilemeyi istemesine de sebep olmuyor değildi ayrıca. Hayır. İşin aslı, bir şey aramıyordum.Ya da en azından, aradığımın farkında değildim. Ama sanırım yine de buldum. Aklından geçenleri söylemek yerine kıza, başka bir soruyla cevap verdiğinde, konuşmanın nereye gitmesini istediği hakkında pek bir fikri yoktu aslında.
    "Hayatımı kurtarmamışsın gibi mi davranacağız?"



_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Daphne S. Aswang
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 433
Kan Durumu : Saf kan.
Rp Partneri : Bol tuzl- öhm şekerli kahvem var Ceyms için.

MesajKonu: Geri: Ve ben sensiz ölürüm.   C.tesi Mayıs 26, 2012 7:02 am

    Küçük cadı ile küçük büyücünün karşılaşması o kadar masumdu ki. Bütün kinlerden ve günahlardan ayrıydı onların karşılaşması. Çocuğun kıza olan ilgisi ve kızın ona cevap veremeden babasının onu götürmesi... Daphne babasının olduğu her anıyı hatırlamaya gayret ederdi. Ve bu anıda da babasının bir rolü vardı ancak cadı bunu babası için hatırlamıyor, çocuk için yaşatıyordu kafasında. Küçük Daphne'nin yüzü çocuğun yanına gelmesiyle kızarmıştı ve bir rüzgarın savurduğu saçları yumuşak tenini kırbaçlıyordu. Cadı çocuğun konuşma girişimlerine bir tepki vermedi ancak içinden kocaman gülümsüyordu cadı. İlgiden hoşlanmadığını söyleyemezdi, o hep ilgiden hoşlanırdı. Ancak çocuğun ilgisi öyle mutlu etmişti ki cadıyı... Lakin heyecandan konuşamıyordu. Küçük kalbi bedeninde pır pır atarken küçük cadı heyecanını bastırıp bir şeyler söylemeye karar verdi. Büyücünün karışık sözlerinde ki tını bugün bile cadının rahatlamasına neden oluyordu. Bir şeyler söylemeliydi. Herhangi bir şey. Ancak tam konuşacakken elinde karamelalı dondurmayla babası geldi. Büyücüye bir bakış attıktan sonra elini kavradı küçük cadının ve dondurmayı eline verdi. Cadı dondurmasının eline damlamasını aldırmayarak bir süre omzunun üzerinden baktı çocuğa. Sonra da babasına cıvıl cıvıl bir sesle, çok mutlu olduğunu itiraf etti.
    Büyümüşlerdi. Cadı ve büyücüde günahlarında boğuluyordu. Artık o duyguyu yaşasalar bile hiçbir masumluğu kalmayacaktı ancak Daphne hala o duyguyu tatmak istiyordu. Arada sırada görür gibi oldu James'i. Ancak bir hayalet gibiydi büyücü ve bu yüzden hiçbir zaman emin olamadı Daphne. Her zaman bir şeyler işitti ancak o bir Ravenclawdı. Kütüphaneden ve ortak salondan dışarıya adımını atmamaya gayret ediyordu. Bir de şu ses de vardı tabii... Babasının şiddetli ölümünden sonra çıkan ses cadının bütün masumluğunu götürmüştü. Küçük kızların yapmayacağı şeyler yapıyordu şimdi. Öldürüyordu. Ve ilk seneler o sesi kontrol edemiyordu. O yüzden kimseyle karşılaşmamaya çalışıyordu. Ama içinden hep bir ses çocuğu tekrar görmek istediğini söylüyordu. Gördü de.
    Tatilde, kaldığı evden çıkmaya karar verdi Daphne. Kontrol edebildiğini düşünüyordu artık. Bir kaç sokak yürüdü, puslu havayı ciğerlerine doldurdu. Sonra sokakta bir hareketlilik oldu. Genç bir adamı orta yaşlı bir adam kovalıyordu. Sonra birden oldu ve ses yine belirdi: Öldür! Öldür!
    Cadı sahibine itaat eden bir köpek gibi o da hızlı adımlarla koşuşturan ikiliyi takip etti. Bir çıkmaz sokağa saptıklarında orta yaşlı adam asasını çocuğa doğrulttu ve Daphne'de hiçbir zaman yanından ayırmadığı hançerine uzandı ve adamın tam kalbine geçirdi. Adam yere yığılırken adrenalinden nefes nefese kalmış cadı korku dolu gözlerle ona baktı... Ve işte, sonunda görebilmişti James'i. Ne var ki hoş bir karşılaşma değildi. Hiçbir şey söylemeye mecali yoktu ve ne söylerse bu durumda tamamen anlamsız kaçardı. O yüzden koşarak uzaklaştı cadı oradan. Ve koşarken de göz yaşlarını serbest bıraktı.
    Cadı anılardan sıyrılıp günümüze döndü. Büyücünün tok sesi cadının ifadesiz yüzünü yırtıp atmış gibiydi. Şimdi hiç de güçlü görünmüyordu cadı. Ve büyücünün sorusu da onu bir hayli yıkmıştı. Onun hayatını kurtarmış olabilirdi cadı ancak başka birisini öldürmüştü. Ve yanında bir hançer taşıması onun başkalarını da öldürdüğünün işaretiydi. Aslında büyücünün bu tavrı cadıyı rahatlatmıştı. Çünkü Daphne, James'i kendinden uzaklaştırmak istemiyordu. Zaten yeteri kadar uzaktılar... Cadının kuru boğazı sesinin çıkmasına engel olabiliyordu, zorla yutkundu ve dudaklarını yaladı. Şimdi daha çok genç görünüşlü yaşlı bir kadın gibi duruyordu. "Aslında bunu umuyordum. Çünkü bunu hatırlarsak o adamı öldürüşümü de hatırlarız ve inan bana ben hiç unutmuyorum. Aptal bir sersemlet büyüsü de yapabilirdim ama yapmadım. Öldürdüm. Ve şu anda çok... Korkuyorum." Son cümlesinde sesi titremişti cadının. Ve söylediklerinin ne kadar saçma olduğunu anladı. Ama büyücünün lacivert gözleri cadının gardını indirmesine sebep olmuştu o yüzden, cadı, ilk defa birisine korktuğunu söylemişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Ve ben sensiz ölürüm.   Çarş. Mayıs 30, 2012 6:02 pm

    Hayatı boyunca suç dünyasının kıyılarında dolaşmış olsa da çok ciddi olan, vicdanını rahatsız edebilecek bir şey yapmamıştı James. Zaten gereğinden fazla parası olan birilerinden birkaç galleon koparmaktan daha fazlası değildi onun yaptığı. Kimseyi öldürmesi gerekmemişti genç büyücünün. Olayların fiziksel bir boyuta geldiği ender durumlarda öne atlayan Mathias olurdu. Kardeşi, kendi iç hesaplaşmalarından bile korumayı başarmıştı onu. Mathias'ı balodan beri görmemişti büyücü ancak okul açıldıktan sonra birbirlerini bir süre kaybetmeleri o kadar da alışılmadık bir şey değildi, bu yüzden henüz endişelenmiyordu genç porsuk. Daphne konuşmaya başlayana kadar kendi hayatının kurtarılması için bir başkasının öldüğü gerçeğini tam anlamıyla fark etmemişti. Medeniyetin beşiği şehirlerin arka sokaklarında da geçerli olan orman kanuna aşinaydı James. Öl ya da öldür. Ancak şimdi, genç kız hiç karışmasaydı ve o, karşısındaki büyücünün asasından çıkacak yeşil bir ışığın ucunda can verseydi belki de herkes açısından daha iyi olacağını düşünmeden edemedi. Daphne'nin öldürdüğü büyücü bir aziz olmayabilirdi ancak porsuğun kendisinin, o adamdan herhangi bir açıdan daha iyi sayılabileceğine dair ciddi şüpheleri vardı. Yalnızca kimseye iyiliği dokunmayan bir başka sokak serserisiydi o. Daphne belki de ellerini boşuna kirletmişti gerçekten.

    Normal şartlar altında kendisine acımaya devam edebilirdi James ancak kızın gözlerindeki soğuk, çelik pırıltının kaybolduğu gerçeği kendisiyle ilgili herhangi bir şeyden daha önemli geldi o anda. Söylenecek doğru şeyi bilebilmeyi istedi James ancak duyguların paylaşılması konusunda hiçbir zaman tam anlamıyla rahat ya da başarılı olamamış büyücünün ne yapması gerektiği hakkında bir fikri yoktu. Onun yerinde kardeşi olsa, James kullansa asla işe yaramayacak "Senin gibi güzel bir bayan burada ne yapıyor?" tarzı bir şeyler söyler ve kızı bir şekilde gülümsetmeyi başarırdı. Ancak onun için durum farklıydı. Önündeki en büyük engel, söyleyebileceği hiçbir şeyin kızın hakkettiği kadar güzel ve saf olamayacağı inancıydı muhtemelen.
    "Neden korkuyorsun, Daphne?" Kızın adını bildiği gerçeğini ele verdiğini fark edince içinden kendisine küfrederek dudaklarını ısırdı büyücü. Toplamaya çalışırsa daha da batırmaktan başka bir şey yapamayacağını bildiği için kızın fark etmediğini ya da böyle bir şeyi önemsemeyeceğini ummakla yetindi. "Cevaplamak zorunda değilsin tabii, istersen yeni iksircinin ne kadar uyuz olduğundan falan da bahsedebiliriz ama…" Derin bir nefes alarak ani bir ilhamla başladığı cümleyi nasıl bitireceğini düşündü James. "…bana kalırsa hayatımı her zaman sana borçlu olacağım."


_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Daphne S. Aswang
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 433
Kan Durumu : Saf kan.
Rp Partneri : Bol tuzl- öhm şekerli kahvem var Ceyms için.

MesajKonu: Geri: Ve ben sensiz ölürüm.   Cuma Haz. 01, 2012 11:49 pm

    Neden korkuyordu? Daphne Styx Aswang, gerçekten neden korkuyordu? Onun korktuğu pek çok şey vardı ve bunu anlatmak kelimelere sığmazdı. Sadece o kadar korkuyordu ki. Bu zamana kadar yaşadıkları onu bir korkağa çevirmişti. Aptal ödlek bir kızdı Daphne ancak kendini teselli etme çabasındaydı. Sonuçta kim olursa o da korkardı. Ya da korkmaz mıydı. Bilemiyordu çünkü bu tür bir şey kimsenin başına gelmiş olamazdı. Cadı değer verdiği şeyleri tek tek kaybederken elinde kalan aptal bir ev ve babasının bıraktığı aptal paralardı. Hiçbir şey istemiyordu oysa ki. Tek istediği babasıydı ve şu anda karşısında durduğu kişi. Somut şeyler anlamsızdı onun için. Sonuçta neydi ki bir ev? Duygular karşısında bir hiçti ancak biliyordu da o aptal şeyler olmasa doğru düzgün yaşayamayacağının bilincindeydi. Ancak eğer babasını geri getirebilecekse her şeyi vermeye razıydı. Adam onu korumak için her şeyi yapıyordu ancak küçük kızı ne yapıyordu? Çoğu zamanda Daphne yaptıklarından babasını sorumlu tutuyordu. Neden annesi öldürüldüğünde kızını da alıp başka bir yere gitmemişti? Olacakları görememiş miydi? Bir görücü olmasına gerek yoktu ki!

    Uzun süre önce kaybettiği saflığı kazandığını hissetti James'in ses tonuyla. Sorusu biraz ürkütse de Daphne'yi ardından gelen kelimeler soğuk bir su ferahlığındaydı. Evet, profesörler hakkında konuşmak eğlenceli olabilirdi ancak konuları bu değildi. Konuları ise Daphne korkunç bir şey yapmış olmasına rağmen James'in ona içtenlikle bakan gözleriydi. Cadı için konu buydu. Kendini topladığında gülümsemeye çalıştı. "Neden korktuğumu uzun ve felsefik bir sohbet yaparken açıklayabilirim." Cadının gülümsemesi o kadar içtendi ki çocuğu gördüğü ilk güne dönmüştü yeniden. Sonra kelimeler birden ağzından çıktığında başka bir korku sardı kızı "Ve sen pek fark etmesen de bende hayatımı her zaman sana borçlu olacağım James. Çünkü..." Cümlenin devamını getiremedi. Fazla mı açık sözlü davranmıştı? Fazla mı pembeydi cümlesi? Emin değildi ve nadir olan şeylerden biri oldu. Cadının yüzü kızardı. Sakin olmaya çalışırken konuyu başka yere çekmeye karar verdi. "Her neyse... En son konuştuğumuzda, çocuk parkında, çok da iyi bir diyalog yaşamamıştık." Utangaç sahne bir kez daha gözlerinin önüne gelirken içi sıcacık oldu. "Ve şu anda da pek mükemmel olduğu söylenemez ancak seninle konuşmak iyi geldi. Bunu sık sık yapabiliriz. Tabii istersen?" O soğuk ifade kaybolmuştu tamamı ile. Şimdi güneşin sıcaklığında kavrulmuş hoş bir cadıya dönüşüvermişti. O aslında hep böyleydi ancak onu gerçekten tanıyanlar için... Ve cadı büyücünün onu gerçekten tanıdığını düşünüyordu. Fazla ileri gittiğini düşündüyse de aldırmadı. Aldırmamalıydı da, şu anda yaşadığının tadına varmalıydı ve bu tat onu bir hoş yapıyordu.

    ^^:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ve ben sensiz ölürüm.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Okul Arazisi :: Kara Göl-
Buraya geçin: