AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Attila Qinghai
Hemşir
Hemşir
avatar

Mesaj Sayısı : 526
Kan Durumu : Büyücü anne baba
Rp Partneri : Warning, Private Property, KEEP OUT

MesajKonu: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Çarş. Mayıs 23, 2012 6:43 pm

Karakterler: Attila Qinghai ve Orlena Cher Daveney
Konu: Blah blah blah




Rp aşağıya eklenecektir en kısa zamanda.

_________________

Bu da ''yetişkin'' gülüşü canlarım s.s:
 


En son Attila Qinghai tarafından Perş. Mayıs 24, 2012 7:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Attila Qinghai
Hemşir
Hemşir
avatar

Mesaj Sayısı : 526
Kan Durumu : Büyücü anne baba
Rp Partneri : Warning, Private Property, KEEP OUT

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Çarş. Mayıs 23, 2012 8:07 pm

    Londra'nın bu güzel, yeşil köyünde hoş bir öğleden sonra dahaydı. Bulutlar bir köşeye çekilmişti, güneş tüm gücü ile ıkınırcasına parlıyordu. Şiir gibiydi renkleri etrafın. Ağaçların çıplak gövdelerinin kahverengisi, çamların enfes kokusu, karların incecik bir örtü giymiş gelin nazı. Kışın en güzel havasıydı bu hava. Kaç gündür çivi gibi olan hava, bugün merhametini göstermeye karar vermişti insanlığa. Düşlerden de güzeldi bu, insan yorgun olsa da bu havada asla gözünü bu değerini kaybetmiş düşler için kapatmak istemezdi. Bu güzel havanın güzelliğini halkın genelinin Türkler'den oluştuğu güzel, şık bir köy tamamlıyordu. Çiftlik evleriyle, köşklerle, kulübelerle, derme çatma ama zarif evlerle, nefis bahçelerle doluydu burası. Resmen, sosyal adaletsizliğin bir anda sona erdiğini, herkesin aslında eşit olduğunu çığırıyordu bu kadar farklı binaların yanyana durması. Ve bu güzel köyde, Qinhai ailesinin güzel bir çifliği, çok da uzak olmayan bir yerde konumlanıyordu. Bu çiflik öyle sandığınız gibi büyük tarım arazileri, kocaman ahırlar içermiyordu. Bahçeye ekilen tek tük meyve sebzeler, yetiştirilen güzel bir at, eski bir samanlık evin bir çiflik olduğunu hatırlatıyordu az çok. Güzel, beyaz boyalı dış duvarlarıyla, tahta varendasıyla, mermer merdivenleriyle çok sevimli, iki katlı, kocaman bir evdi burası. Asana okullar açıldığından burada yoktu, ancak Attila ve ailenin geri kalan üyeleri günlerdir güzel avcı Orlena ile beraber kalıyorlardı. Orena'nın kendine ait evinin olmaması onu çok seven Attila'yı elbette ki üzüyordu. Bu nedenle, yolu buralara düşmüşken kızın kalmasını çok istemişti. Ona şık bahçelerine bakan, güzel, ferah, aydınlık bir oda vermişti. Kızın çekinmesine ya da utanmasına bile fırsat vermeyeceği kadar ısrarcı davranmıştı bu konuda genç adam. Ve şimdi de, buradaki hallerinden gayet memnundu. Zira kızın avlara katılmak için de ısrar edince, bir kaç gün mecburi silah kullanma eğitiminden geçmişti. Bunda da oldukça başarılır olmuştu. Ve şimdi, akşam olmadan evvel, beraber son bir çalışma daha yapacaklardı.

    Kahverengi gözlerinin ve saçlarının, beyaz teninin sıradanlığına rağmen tamamen sıradışı bir görünüme sahip olan Attila, bugün oldukça rahat olan ve Çin'den getirdiği dik yakalı, ejderha desenli gömlek ve ona uygun renkte pantolonu giymişti. Kıyafeti mat satendendi doğal olarak, ve kırmızı siyah renklerinin uyumlu bir birleşimiydi. Dışarı çıkarken bunları tercih etmese de, en azından çifliğin arka bahçesinde atış talimi yaparken gerçekten iyi oluyordu. Uzun, düz saçlarını atkuyruğu yapmıştı. Yüzünde ciddi, düşünceli bir ifade vardı. Dik yaka, boynundaki iki nokta halinde olan diş izini saklayamıyordu bile. Arka bahçede, çitlerin orada ufak, cam şişeler vardı. Aslında büyü ile hareket ettirilmesi bunların iyi olurdu ama muggle kişiler arasında, ailesine büyü yaptıramazdı ve zaten bu tuhaf olurdu. Tatar yayını aynen Orlena'nın dediği şekilde tuttu, hedefe doğrulttu. Gözlerinin birini kapalı tutuyordu, dikkatini iyice vermek için yamulan yüzünde dudak kenarından hafifçe fırlayan bir ''konsantrasyon dili'' mevcut bulunmaktaydı. Bir erkeğe göre güzel sayılabilecek yüzü şu anda ciddi, aynı zamanda komik haldeydi. Dikkatli ve avcının dediği kadar hızlı bir şekilde hedefe yoğunlaştı, yanyana dizilmiş şişeleri tatar yayının tetiğini çekerek, seri olarak yeniden ok yerleştirip yayı gererek teker teker vurdu. Hedeflerin yüzde altmışını indirmeyi başarmıştı bu sefer. Gülümsedi ve eğdi. Fiziksel aktivitleri zaten yoğun bir şekilde yaptığı için bu eylem kendisini yormamıştı. Kızın güzel sülietini, açık, dalgalı saçlarını süzdü. Çok sevimliydi, yani huy olarak. Sima olarak da endam olarak da hayatında gördüğü en güzel kızlardan biri olduğuna yemin edebilirdi onun. Bir de, kızı az çok, gerek yüzünden, gerek bakışlarından, gerek de saçlarından kaynaklı olarak, sevgili eski hastası (Şimdi küçük kardeşi yerine koyacak kadar sevdiği) olan Nils'e benzetiyordu. ''Nasıldım? Bence daha iyiye gidiyorum. İlk gün hedef yerine bir kuş vurduğum göz önüne alınırsa bence çok iyi bir gelişme.'' Güldü hafif bir sesle. Gülerken yanakları çıkıyor, çenesinde derin çizgiler, gamzeler oluşuyordu. Saçları da her hareketinde, rüzgarsız havaya rağmen hafifçe sallanıyordu.

_________________

Bu da ''yetişkin'' gülüşü canlarım s.s:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Orlena Cher Daveney
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 402
Kan Durumu : Tavşanlar.
Rp Partneri : Bir Dustine varmış, kalbini çalmış.

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Perş. Mayıs 24, 2012 7:46 pm


    Yeni bir güne açtığı yeşil gözlerini güneş ışınlarının yoğunluğundan kısmak zorunda kalırken yemyeşil bahçeyi gören pencereye doğru yaklaştı. Açık olan camdan odanın içine dolan hanımeli kokusunu içine çekti. Her sorununda yanına koşan, gecenin bir yarısında aradığında dahi Orlena'ya yardım eli uzatan Atilla'nın ona evini açması genç kızı içten içe sevindiren fakat çekinmesine de neden olan bir durumdu. Yüzüne hafif bir tebessüm hakim olurken bakışlarını yeşilliklere ve rengarenk çiçeklere doğrulttu. Hatırlıyordu. Çok küçükken, çok çok küçükken; evlerinin bahçesinde bunlara benzeyen çiçekler vardı. Yalnızca biraz daha solgun ve bakımsız görünüyorlardı. Annesi bahçedeki zehirli otları hiçbir zaman yolmamış, mevsimlerle solup giden çiçeklere bir an olsun sevgi göstermemişti. Öylesine meşgul bir kadındı ki, çocuklarına sevgi göstermeyi bile sık sık ihmal ederdi. Suratındaki tebessümün solduğunu görmese dahi hissedebiliyordu Orlena. Bakışlarını bahçeden çekip odanın zemine kaydırırken derin bir iç çekme gereği duymuştu. Bir anlık hüznün yoğunluğuna kapılırken saniyeler sonra yüzünde tekrardan açan bir tebessümle birlikte valizine doğru ilerledi.



    Yaşadığı ana kahkahalarla gülerken gözlerinden mutluluk okunuyordu kızın. Atilla'nın tatar yayını tutuşuna bakarken müdahale etmek istemiyor fakat ustasından öğrendiklerini ona da göstermek istiyordu. Gülmekten kendini alı koyamazken Atilla'nın şişelerin yarısından çoğunu tek bir atışla devirişini izledi. Kısa bir süre alkış tuttuktan sonra gencin sözleri üzerine hadi ya dermiş gibi bir bakış fırlattı ve küçük kıkırtılar arasında mırıldandı. "İtiraf etmek gerekirse oldukça iyiydin. İlk denemelerimi hatırlıyorum da... Bence hatırlamamam çok daha iyi."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Attila Qinghai
Hemşir
Hemşir
avatar

Mesaj Sayısı : 526
Kan Durumu : Büyücü anne baba
Rp Partneri : Warning, Private Property, KEEP OUT

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Cuma Mayıs 25, 2012 1:17 am

    Sarı saçları, tatlı tebessüm, badem şeklindeki mavi gözlerin üstünde kalın bırakılmış kaşlar, kalkık bir burun, sevimli tavşanların gülümsemesini taşıyan dudaklar. Bu kız gerçekten güzel bir yüze sahipti. Tabi onun güzelliğine sahip genç kızların çoğu gibi sadece güzellikten ibaret değildi. Aynı zamanda aklı başındaydı da. İnsanları insan yerine koymasını, onları küçümsememesini biliyordu gördüğü kadarıyla. Aksi halde sadece dış görünümüne kanan diğer insanlar gibi o da kendisine yaklaşmayabilirdi. Elindeki yayı dizine dayayarak, ucu yere gelecek şekilde bıraktı. Bunu düşürmeden çabucak ellerini saçlarına attı, dağılan saçlarından tokayı çıkardı, yeniden sıkı sıkı bağladı uzun saçlarını. Gülümsemesi az öncekinin aksine tatlı bir tebessümden ibaretti. Saçlarını düzelttikten sonra hızla eğilerek yayı aldı ve doğrularak kıza çevirdi bakışlarını yeniden. Kızın alkışları göğsünü kabartmıştı resmen. Elini 'iltifata gerek yok' anlamında, ağırbaşlı şekilde kaldırdı. ''Takdirin için teşekkürler.'' Her zamanki gibi nazik, tane tane konuşuyordu. Bir Hun olmasına rağmen İngilizcesine özen gösterdiğinden, en az bir İngilizinkine yakın temizlikteydi aksanı. Sonra içini çekti, İngiltere'nin bu dönemlerde halen serin olan havası ciğerine doldu. ''Hey, madem temel teknikte geliştim. Diğer teknikleri görmemde bir sakınca var mı?''

    Yayı iki eliyle tuttu. Yavaş adımlarla kemerine taktığı okları tazeleme amacıyla (Talim için kullanıldığından, normal oklar değillerdi, sadece birer tahta parçasından ibaretlerdi) az ileride duran çıplak sedire doğru yürüdü. Bu metal, paslı sedire yazın minder serer, üstünde oturarak çene çalarlardı ailecek. Bazen de geceleri televizyonu (Muggle'lar arasında yaşadıklarından onların alışkanlıklarını taşıyorlardı.) buraya getirir, büyüyle haddinden fazla büyütülmüş olan uzatma kablosunu kullanarak çalıştırır, yatacakları zamana kadar gece boyu çekirdek çinterek televizyon izlerlerdi. Ve şimdi, yaz daha gelmediğinden, mindersiz, yaylarıyla, hafif paslanmış, yer yer boyası dökülmüş demirleriyle bir kaç silah, bir çok da ok için masa görevi görmekteydi. Sedirin üstünden uyduruk okları aldıktan sonra başlayan meltemle yüzüne gelen kakülünü hızlı ve sert bir el hareketiyle çekti. Dolgun dudaklarını büzdü. Epey serin bir meltemdi bu doğrusu. Ardından salına salına yürüyerek kızın yanına geldi. Yüzünde nazik gülümsemesi her zamanki yerini almıştı. ''Hadi bakalım, beni heveslendirmek için söz ettiğin şu teknikler nelermiş?'' Orlena'nın yanına iyice yaklaşmıştı. Oklardan birini yaya, kızın öğrettiği şekilde, oku taktı ve sonra hedefe doğru kaldırdı. Fakat başka herhangi bir hareket yapmadı. Kızın müdahalesini bekledi sukünet dolu bir tavırla.

_________________

Bu da ''yetişkin'' gülüşü canlarım s.s:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Orlena Cher Daveney
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 402
Kan Durumu : Tavşanlar.
Rp Partneri : Bir Dustine varmış, kalbini çalmış.

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   C.tesi Haz. 02, 2012 4:33 pm


    Elini iltifata gerek yok dermişçesine sallayan Atilla'ya küçümseyen bakışlarla baktı ve "Küstah şey seni." diye mırıldandı. Hemen ardından kahkahalara boğulurken daima tane tane konuşmasına alıştığı Atilla'nın yanına biraz daha yaklaştı. Aralarındaki mesafeyi en aza indirirken bir yandan da onun sözlerine kulak vermişti. Yüzündeki tebessüm bir an olsun solmazken gence iyice sokuldu. "Fazla acele ediyorsun. Teknik denen şeyi öğrenmek zaman ister." dedi çarçabuk. Pek çok taktik kazandığı ve ustası olarak gördüğü adamın ona her zaman söylediği bir söz gelmişti aklına. "Eğer acele edersen hiçbir şey öğrenemezsin." Hatırlıyordu da, bu işe başladığında o kadar aceleci davranmıştı ki... Hemen her şeyi öğrenmek istiyordu. Öğrenmenin yeterli olacağını sanmıştı fakat o, Orlena'ya her şeyin öğrenmekle bitmediğini göstermişti. Tebessümü suratına yayılırken büyük bir heyecanla sorusunu gence yöneltti. "Bir oyun oynamaya var mısın?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Attila Qinghai
Hemşir
Hemşir
avatar

Mesaj Sayısı : 526
Kan Durumu : Büyücü anne baba
Rp Partneri : Warning, Private Property, KEEP OUT

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Ptsi Haz. 04, 2012 3:22 pm

    Gülümsedi neredeyse tüm dişlerini göstererek. Gözleri parlamıştı kızın eğlenceli konuşma tarzından dolayı. Sonra başını hafifçe öne eğdi, avcıya yaramaz bir bakış fırlattı. Güzel kadının iyice sokulması hoşuna gitmişti, onun sözleri üzerine yayı eğdi ve okun arkasına gerdiği sicimi çıkartıp güvenli bir şekile getirdi silahı. ''Ah, üzgünüm, aslında sabırlıyımdır, hem de oldukça.'' dedi. Söylediklerinde kıza verdiği cevaptan daha derin bir mana var gibi görünse de aslında yoktu. Erkeğe göre epey dolgun olan dudaklarını kapattı sonunda. Yüzündeki gülümseme, tatlı bir tebessüm haline gelmişti. ''O halde şimdi ne yapmalıyız?'' diye sordu sakin bir şekilde, ama sorusunun yanıtını alması çok kısa sürmüştü. Ah, kızın sesindeki heyecan daha da neşelendirmişti Attila'yı. Başını 'evet' manasında aşağı yukarı salladı kahverengi, güzel, hafifçe çekik olan gözlerini kırparak. Tatar yayını elinde gayet rahat bir şekilde tutuyordu, sanki yıllardır ona aitmiş gibi. ''Merak ettim doğrusu, nasıl bir oyun oynayacağız?'' Sesi sakin ve memnundu. Gözlerine merak dolu bir bakış yerleşmişti. Acaba avcı neler planlıyordu şimdisi için?

_________________

Bu da ''yetişkin'' gülüşü canlarım s.s:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Orlena Cher Daveney
Avcı
Avcı
avatar

Mesaj Sayısı : 402
Kan Durumu : Tavşanlar.
Rp Partneri : Bir Dustine varmış, kalbini çalmış.

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Ptsi Haz. 04, 2012 7:11 pm



    Gencin başını biraz öne eğip, ardından kendisine yaramaz bir çocuğun suçlu bakışlarını andıran o bakışı fırlatırken Orlena'nın dudakları bir tebessümle birlikte hafifçe kıvrıldı. Elindeki yayı eğip, okunu tehlike oluşturmayacak bir hale getirirken bir yandan da bir şeyler mırıldandı. Sabırlı olduğunu iddia eden gençle aralarındaki mesafe bir soluk mesafesinden biraz fazlayken Orlena muzip bakışlarını çoğu kişiden esirgemediği gibi Atilla'dan da esirgemiyordu. Alayla karışık bir şekilde, "Ciddi misin? Gerçekten sabırlı mısın?" diye sordu gencin sözlerine karşılık. Söz konusu avcılık ve avlanmak olduğunda kimse sabırlı davranamazdı. Orlena kendisinden biliyordu. Atilla'dan biraz olsun uzaklaşırken gözlerinin içi halen daha mutluluk ile parlamaya devam ediyordu. Gencin merakını hissedebiliyor ve onu dahada meraklandırmak istiyordu. Çünkü merak duygusu varlığını uzunca bir süre sürdüremediği takdirde oyun oynamanın hiçbir tadı kalmıyordu onun için. Bir oyunu keyifli kılan unsur meraktı Orlena'ya göre.

    Atilla'nın elindeki yaya ve oka uzanırken yalnızca bir an sonra birbirini tamlayan bu iki aleti sıkı sıkıya kavramış halde gencin karşısında duruyordu. Nasıl bir oyun oynayacaklarını soran Atilla'nın sesindeki sakinliği ve memnuniyeti rahatlıkla algılayabiliyordu. Her zamanki o sevimli gülümsemesi suratına yayılırken güneşin yüzüne çarpmasıyla sol gözünü kırparak baktı gence ve şirin kız çocuklarınınkini aratmayan sesiyle mırıldandı. "Henüz daha çok küçükken ve bu yaptığım şey hakkında bildiğim tek bir şey dahi yokken karşılaştığım bir adamdan hayatımın dersini almıştım. Bana, eğer uygulamak yerine bilgileri beynimde toplamaya çalışırsam bir avcı olamayacağımı söylemişti. Onun için öğrenme aşamasındayken canlı bir avın peşine düşmek her şeyden önemliydi." Bir süre için durdu ve Atilla'nın ifadesinde nelerin yattığını anlamaya çalıştı. İlginçti ki gencin yüzündeki tek bir mimikte bile değişim yoktu. Besbelli genç kızı dinlemeye fazlasıyla kaptırmıştı kendisini. Genç kız bunun farkına varmasıyla birlikte konuşmaya devam etti. "Burada küçükte bir olsa ormanın varlığını hissedebiliyorum. Canlı bir av bulabilecek kadar içeriye girip neyi ne kadar öğrendiğini deneyebileceğimiz bir oyun oynayabiliriz. Ne dersin? Var mısın, yok musun?" İçinden bir ses gencin teklifini sorgulamaksızın kabul edeceğini söylüyordu ve Orlena şu an iç sesine hiç olmadığı kadar güveniyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Attila Qinghai
Hemşir
Hemşir
avatar

Mesaj Sayısı : 526
Kan Durumu : Büyücü anne baba
Rp Partneri : Warning, Private Property, KEEP OUT

MesajKonu: Geri: ''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''   Çarş. Haz. 06, 2012 4:35 pm

    İnce parmaklar elindeki tatar yayına uzandığında elini ileri uzattı daha kolay tutması için. Tam hemşirelere göre olan ince, uzun ama erkeksi parmaklarını açtığında ise bu aktarma tamamlandı. Yüzünde tatlı bir tebessümle avcının renkli, güzel gözlerine baktı. Kalkık burnu ve dolgun, ifadesiz haliyle kalp şeklini andıran dudakları tamamlıyordu bu gözleri. Onun göz kırpışının içini gıcıklamasına izin verdi. Yutkundu, burnundan aldı soluğu ve ifadesini ciddileştirerek kızın narin, sevimli konuşmasını dinlemeye koyuldu. Kızın söylediği tek kelime bile Attila için büyük bir önem arz ediyordu. Zira bu sözcüklerden birini dahi kaçırırsa bu hayatına mal olabilirdi ileride. Bahsettiği şey, aslında mantıklıydı, hemşirelik hayatı boyunca bir çok örneğiyle karşılaşmıştı bu dediğinin. Uygulama ile yerleşmeyen, zihinden omur iliğine aktarılmayan bilgi boş bilgiydi gerçekten de. O susup kendisini incelemeye başladığında neredeyse nefessiz kaldı aklını kemiren bir merakla. Elbette, istifini bile bozmamıştı ama onu büyük bir ilgiyle dinlediğini de belli ediyordu her haliyle. Avcının konuşmaya yeniden başlayıp cümlelerini bitirmesiyle yeniden soluk aldı. Yüzüne bir rahatlama yayıldı. Orman ha? Gülümsedi, elbette hiç düşünmeden kabul edecekti. Kızın kendinden bu kadar emin olması boşuna değildi. Başını salladı gözlerini yere dikerek. ''Evet, bir orman var, ama küçük değil, oldukça geniştir. Fakat çok da tehlikeli değildir. Sadece kışın yaban domuzları yiyecek bulmak için köye inerek epey sorun çıkartıyor. Onlardan bahsetmişken, kurulan bazı tuzaklar var bu hayvanları uzak tutmak için, dikkatli olmalıyız.'' Hafifçe gülerek gözlerini yerden kaldırdı, avcının yüzüne dikti. Gülümsemesi iyice yayılırken dudaklarının kenarında hoş oyuklar meydana geldi. ''O halde ben diğer silahları getireyim vee gerçek okları. Ayrıca iki de çanta hazırlamayı unutmasam iyi olacak. Fener ve bir kaç ıvır zıvır lazım olabilir ormanda.'' dedi. İşin diğer heyecanlı kısmı, havanın kararmasıydı. Vampirleri karanlıkta avlayacaklardı, e haliyle bu yapacakları en mantıklı olandı. ''Sen de bu esnada beni beklerken verandada annemle çene çalabilir ya da canın ne istiyorsa yapabilirsin. Sıkılmanı istemem.'' Sırtını iyice dikleştirdi, kıza iki gözünü de tatlı bir ifade ile kırparak hemen geleceğini işaret etti ona.

    Çok fazla bekletmedi avcıyı. Bir hayat kurtarmak için elini çabuk tutması gerekirdi her zaman, bu yüzden hızlı ve aynı zamanda becerikliydi. Üzerine giymesi için avcıya da hırka aldı, fenerleri unutmamıştı. Uzun saçlarını taradı, ördü, lastikle sıkı sıkı bağladı, üstüne daha ava uygun kıyafetler geçirdi. Bunları yaklaşık on beş dakika içinde halletti. Kimse ölmeyeceği için söz işyerinde olduğundan biraz daha rahat hazırlanmıştı. Odasından çıktı, aşağıya indi, verandaya indi ve avcının yanına giderek onun el fenerini, sırt çantasını ve hırkasını uzattı ona. Kendi ceketinin ön fermuarını çekti. Gülümsedi yeniden. ''Biz biraz avlanacağız ormanda.'' dedi annesine hitaben. Babası daha gelmemişti arkadaşıyla yaptığı geziden. Sonra kendini işaret etti eliyle, baştan sona. ''E, nasıl olmuşum? Avcıya benzemiş miyim Orlena?'' dedi kaşlarını kaldırarak. Ufukta, güneş giderek kayboluyordu gökyüzünü güzel renklere boyayarak.

_________________

Bu da ''yetişkin'' gülüşü canlarım s.s:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
''Tatar yayı djskfksjdkfj Hemşirenin dövüş dersi jdfkjsbkfj''
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» FOX'TAKİ SD VE RAW YAYINI KALKABİLİR.
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Londra-
Buraya geçin: