AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 bazen saçları ay gibi parlıyor.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jordan de Vielmond
Ballycastle Bats Tutucusu
Ballycastle Bats Tutucusu
avatar

Mesaj Sayısı : 29
Kan Durumu : safkan.
Rp Partneri : i'll tell you Mona what i wanna do.

MesajKonu: bazen saçları ay gibi parlıyor.   Perş. Mayıs 17, 2012 9:56 am

İnsanlar hakkında yorum yapmayı sevmezdi, şu an için söylenecek sözlerinin çokluğu ile doğru orantılı bir şekilde artan sükunetinin sebebi de buydu. Fakat takip ettiği, incelediği, tavırlarını anlamlandırmaya çalıştığı onca cadı ve büyücünün her birinin aynı telaşı taşıyor oluşu, itici miydi? Tam olarak anlamlandırabileceği bir kelimenin olduğunu düşünmüyordu. Kendisini bu kuru kalabalıktan her zaman ayrı tutmasının sayabileceği tonlarca sebebi vardı. Daha akıllıydı, mantıklıydı. Balolar, kostümler veya danslar; Jordan'ın ilgi alanına girmemişti, gireceği de yoktu. O daha çok sessiz sakin oturmayı yeğlerdi, kimsenin gürültü patırtısını çekmek için yeterli vakti yoktu, iki kızın dibine düşeceği ve dansa kaldırması için gözleriyle emirler yağdıracağı bu gece için heyecanlanmaması; pek de öngörülemeyecek bir olay değildi.

Gelmesinin ise tek bir nedeni vardı, gizlemeye uğraşamayacağı kadar bariz bir zaafının olduğu cadı. Mona güzeldi, çekiciydi, akıllıydı... Bir dişide aranabilecek tüm özelliklerin en kusursuz birleşimiydi hatta. Büyücüye kendini gerçekten iyi hissediyordu, onun yanında mutluydu. Aptalca bir harekette bulunmamak ve dünyadaki en değerli varlığını elinden kaçırmamak için, kendisinin olabileceği en doğru Jordan'ı oynuyordu. Sözlerini daha dikkatli seçmeliydi, kendinden daha iyisini bulamayacağı izlenimini vermek için sarfettiği eforu geçen sene Quidditch antrenmanlarında dahi harcamamıştı. Mona gibi bir varlığı sevmek bir kenara ona sahip olmanın verdiği o koltuk kabartıcı histen de vazgeçemezdi. Bunu itiraf etmek ne kadar iğrenç olsa da, kendi düşüncelerini inkar edebilecek kadar sahtekar değildi.

Maskeli balonun konsepti, gereksiz derecede yapmacık bir gizem havasının öğrencilerin arasına serpiştirilmesinden başka bir şey olmamasının yanı sıra, insanların eline birbirleriyle oynamak için uygun ortamı sağlıyordu. O gece için oyuncak Jordan'ı, kuklacısı da elbette sarışın cadı. Kostümümü göremessin demişti, elbette şaşırmamıştı genç büyücü. Beni bulmassan başkasına yar olacağıma kadar karşı çıkması gereken herhangi bir nokta da görememişti sevgilisinin sözlerinde. Sinirlenip tepki göstermesi gerekirken burnundan soluyarak onay vermeseydi belki cadıyı şu an koluna takmış olabilirdi, kalabalığı boş yere taraması veya incelemesi gerekmezdi, aradığı kişi zaten yanında olurdu.

Henüz sıkılmaya başlamıştı ki görüş hizasına giren bir kızın üzerine toplandı gencin tüm dikkati. Geçerken çocuğa baktı kız. Saçları ışık altında parlıyordu, kafasındaki topuzun dışında bırakılan birkaç kusursuz bukle omuzlarından aşağı süzülüyordu… Gözleri buluştuğunda gülümsedi kız. Jordan’ın bakışları dudaklara kısa bir süre dokundu, ani bir heyecanla ayaklandı. Kız önüne döndü, elbisesinin yırtmacına gitti düzgün elleri, gencin kalbi otuz saniye öncesine göre daha hızlı atmaya başladı… Kızı tanıyordu. O kısa süre içinde gözlerini kamaştıran gülümsemesi fazlasıyla tanıdıktı. Hogwarts'ta geçirdiği son üç yılın üçünde de milyon defa nefesini dar etmişti o gülümseme Jordan’a. Öne doğru bir adım attı, kızın kolunu tutup kendine çevirmeye yeltendi fakat sarışın anlık bir hızlanma ve aralarına giren birkaç davetli yardımıyla aralarındaki mesafeyi büyüttü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ramona V. Lindström
La Lunae Bistro Sahibesi
La Lunae Bistro Sahibesi
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : GEL BANA ÇUKULATA SEVGİLİM, jordi.

MesajKonu: Geri: bazen saçları ay gibi parlıyor.   Cuma Mayıs 18, 2012 10:45 pm






En yakın arkadaşı korsesinin iplerini son kez sıktığından dudaklarının arasından hafif bir inilti çıktı. "Sanırım nefes alamıyorum."
"Memelerin fışkırdı Mona." Göğüsleri. Evet, baskıdan dolayı onlar da ağrıyordu. Nora'ya dönerek güldü, "Jordan beni bulamazsa onu öldüreceğim." Tekrar aynaya baktı, güzel olmuştu, çok güzel.



İçiyordu. Nerden bulduğunu bile bilmiyordu, hatta içkinin ne olduğuna bile emin değildi ama içiyordu. Yoksa şu saçma süslerde bezenmiş balo salonunda nasıl eğlenmesi beklenirdi? Belki birileri ortalığı karıştırır, belki bir olay çıkar. Düşüncesi buydu gelirken. Tamam, annesi onu bir leydi gibi yetiştirmişti, bu tarz etkinliklerden zevk almalıydı vs vs. Ama almıyordu, annesi eski dünya görüşüne sahip salağın tekiydi; ve evet bunları ayıkken düşünmezdi. Ama şu an kafası FECİİ güzeldi. "Kafamdan da benden de güzeli yok, değil mi Nora?" Nora yoktu. Gitmişti. Yani aslında son beş dakikadır yanında mıydı da bilmiyordu gerçi. Neyse artık. Sarhoşluğun etkisiyle sürekli güldüğünü biliyordu. Buradaki tasvir salak salak olabilirdi ancak o hiçbir zaman salaklık yapmaz tabii ki. Şu insan topluluğunun aksine. İnsanlar buraya ne halt yemeye gelmişti bilmiyordu. Hiçbirinin Viktoryan dönemine ait olmadığı besbelliydi. Öyleymiş gibi de davranmıyorlardı zaten. Ortam o kadar bayıcı, o kadar yapmacıktı ki aslında güzel olan bu salonu iğrenç bir yere çeviriyordu.

Bir kız, dans etmeye çalışırken eşine takılıp yere yapıştı. Mona'dan çıkan şen kahkaha, etrafındaki birkaç kişinin dehşetle ona bakmasına neden oldu. Salak kız. Bu görüntünün şu an onu eğlendiren tek şey olduğu gerçeği... Bacağı kırılmış olsa da umrunda değildi zaten, sadece komik geliyordu ona insanların aptallıkları. Salonun başka bir kısmına doğru yol aldı, o anda aklına Jordan'ın onu aradığı aklına geldi. Ayıkken beni bulamazsan başkasını bulurum tarzı şeyler saçmalamış olabilirdi tabii... Yüzüne bir sırıtış yerleşti. Emindi ki, Jordan şu an burada olmaktan iğreniyordu. Mona'ya onu sinir etmek bazen zevk veriyordu, bazen canım. Ama seviyordu onu elbette. Herkesten çok hem de. Ama bu kendi eğlencesini kısıtlayacağı manasına gelmiyordu.

Bari bir eğlence olsun, diyerek gözleriyle salonu taradı. Sevgilisinin saçlarına sahip herhangi birini bulmaya çalışıyordu, ona benzeyen falan. Gözüne birkaç kişi takılsa da onlar Jordan değildi. İnsanları özür dilemeden ittirerek biraz daha ilerledi, kalabalığın ortasından çıkıp kenarlara doğru gezindi. Sonunda onu gördüğünde bir iki saniye yerinde dikilip ne yapacağını düşündü. Şimdi, yok maskesini çıkaramazdı. Eliyle elbisesini kontrol etti. Yırtmaç yaptırdığını anımsıyor gibiydi ama sarhoşluğun etkisiyle unutmuştu. Parmakları kendi bacağına değince sırıttı. Jordan'a bacak gösterse gelirdi peşinden. Bu, kesinlikle çok eğlenceli olacaktı.

Büyücünün bakışlarının odağı olarak geçerken gözlerinin içine bakarak dolgun dudaklarıyla gülümsedi. Kırmızı oje sürülmüş parmaklarıyla yırtmacını biraz daha açtırdı ve bakışlarını kendi önüne çevirdi. Şimdi sırıtıyordu. Jordan onun kolunu tutup kendine çevirmeyi denese de Mona aralarına birkaç kişi sokup uzaklaşmayı başardı. Şimdi bu eğlenceyi bulmuşken kısa tutmaya niyeti yoktu. Yolundan çok sapmadan biraz daha ilerledi ve çocuğun onu yakalamasına izin verdi. "Selam sevgilim." Dudaklarını birleştirdikten sonra sırıtarak geri çekildi ve kıkırdamaya başladı. "Sen de çok eğlenmiyor musun?"


_________________

nasıl bu kadar kötü takımlar yapıyorum anlamış değilim...

love:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lada Lindström
Gryffindor IV. Sınıf
Gryffindor IV. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Kan Durumu : safkan.

MesajKonu: Geri: bazen saçları ay gibi parlıyor.   Salı Mayıs 29, 2012 1:56 pm

Lada kendini bildi bileli, eğlenceli bir kızdı. Sempatikliği ile tanınırdı, saçları karakteri gibi renkliydi, insanlar onun ilgi çekici olduğunu söylemekten çekinmezdi... Karşısındakinin elinden yakalayıp onun bir gök kuşağının peşinden koşturmasına sebep olurdu kahkahası. Fakat şu an şu saniye o kadar da gülümsemiyordu, bakışlarındaki parlaklık yerinde değildi, sıkılmıştı, arkadaşa ihtiyacı vardı. Koskoca açılış balosunda yalnız olduğuna inanamıyordu... Başkaları gibi eğlenebilmeyi diledi. Örneğin, ablası... Cadı az önce önünden geçerken gereğinden fazla dengesiz görünüyordu. Adımları biraz ayarsızdı, hatta çapsız diyebiliriz, ayakta uzun süre durabilecek gibi de durmuyordu. Çok yazık, daha fazla içecek olursa sızacak ve eğlencesine son vermek durumunda kalacaktı. Bunu istemeyeceği barizdi özellikle ne tarafa doğru gittiği dikkate alınırsa...

Binasından bir çocuk ve ablası o kadar uzun zamandır birliktelerdi ki, onların ilişkisini tanımlayacak bir kelime bulamıyordu, ayrıca Mona'nın o iri büyücüde ne bulduğunu anlamak güçtü. Daha tanıştıkları ilk günden, ki aynı binada olmalarına ve aralarında sadece bir sene olmasına rağmen bu çok çok çok uzun sürmüştü, Lada'ya garip garip bakıyordu ve onun yüksek ihtimalle bir ucube olduğu gibi bir izlenime kapılmıştı. Büyücünün çevresindeki insanların tekdüzeliğine karşın Lada'nın ışık saçan kişiliği ve bir renk paletindeki tüm tonları ayrı ayrı yansıtan tavırlarına alışması imkansızdı zaten.

Çok fazla gürültü vardı, ablası çocuğu tek hamlede attığı oltaya takıp istediği noktaya doğru çekerken onları izlemenin ona bir şey kazandırmayacağını en az Contance'ın saçlarının boya olduğunu bildiği kadar iyi biliyordu. Aklına gelince güldü, geçen sene, okul açılmadan önce Hogwarts Express'ini beklerken kızın insanlara "yazın saçlarım açıldı"larla dolu bir masal anlatışını sıkılmadan çantasının üstüne oturarak dinlemişti. Her neyse, dudağını ısırdı ve elindeki içecekten kocaman bir yudum aldı. Nektarın tadına daha çok ulaşmak için pempeleşmiş dilini dudaklarının üstünde gezdirdi ve saatine baktı, gecenin bitmesine çok kalmış olamazdı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
bazen saçları ay gibi parlıyor.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 10 Ağustos 2010 İddaa Futbol Maç Sonuçları (10.08.2010)
» 26 Ağustos 2010 İddaa Futbol Maç Sonuçları (26.08.2010)
» 11 Şubat Ecw Maçları
» 4 Ekim RAW Sonuçları
» WWE Champion Kemer maçı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Giriş Katı :: Balo Salonu-
Buraya geçin: