AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Umut

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Crystal Dieudonné
Yasaklı
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 27

MesajKonu: Umut   Ptsi Mayıs 14, 2012 9:12 pm



    Crystal trenden indikten sonra bütün gün odasına kapanmıştı. Eline geçen her kıyafeti denemiş saçını şekilden şekile sokmuştu. En sonunda siyah uzunbir elbise alan cadı ayakkabısını da giydikten sonra tekrar aynaya baktı. Çok fazla süslenmeyi sevmiyordu. Şimdi de öyle olmasını istemişti. Sonuçta bu sadece bir açılış balosuydu ve her ne olursa olsun hiçbir zaman fazla süsten yana olmamıştı. Her şeyin tamam olduğundan emin olan cadı hızlı adımlarla balo salonuna doğru yürüdü. Koridorlar eskisinden daha kalabalık ve gürültülüydü. Sese aldırmadan yürümeye devam eden cadı içinden '' Ne olur kötü geçmesin. Ne olur kötü geçmesin '' diye mırıldanmayı ihmal etmiyordu. Büyük kapının önüne geldiğinde eteğini tutup içeri giren cadı kendine ayrılan masaya doğru ilerledi ve sakince beklemeye başladı.


    Açılış balosu Crystalın en yalnız olduğu balolardan biriydi. Normalde de yalnız biriydi ancak her nasılsa buradayken daha bir yalnız hissediyordu kendini. Kürsüde şarkı söyleyen koroyu dinledikten sonra ellerini çenesine koyup etrafına bakındı. Kimileri eşleriyle dans ediyor ,kimileri ise tıpkı Crystal gibi tek başına oturuyordu. James'e teklif etme cesareti gösterip baloya davet etmişti ancak ne James'ten ne de başka birinden haber yoktu. Onu düşününce içinde bir şeylerin kımıldadığını hisseden cadı gülümseyip giydiği elbiseyi düzelttikten sonra arkasına yaslandı. Oldum olası böyle baloları sevmese bile yine degelmişti. Hava almak için ayağa kalktığında göz göze geldiği büyücünün ona bakmasıyla olduğu yerde durdu ve derin derin nefesler almaya çalıştı. O kadar heyecanlıydı ki kalbi yerinden çıkacakmış gibi hissediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Umut   Ptsi Mayıs 14, 2012 10:51 pm

    Üzerindeki koyu renk gömleğin yakalarını düzelten büyücü, kıyafetin kendisine ait olmadığına emindi, bu kadar kaliteli bir kumaşa sahip kıyafetleri olmazdı onun. Yaz tatilini geçirdikleri yurtta birisinden ödünç alıp sahibine geri vermeyi işine gelecek bir şekilde unutmuş ya da çamaşırhaneden falan yürütmüş olmalıydı ancak hangisi olduğunu hatırlamıyordu. Bu, pek de gökkuşakları ve unicornlarla dolu olmayan hayatında böyle ufak bir iyi şeyi geri çevirmesi için bir neden değildi elbette. Kardeşi, daha onlar yatakhanelerinin merdiveninden iniyorken etraflarını çeviren dişi porsuk güruhu arasında kaybolunca adamın haline sırıttı James. Yakaladığı, kardeşinden umudu kesen kızların ilgisi kendisine yönelmeden ortamdan sıvışma fırsatını her zamanki gibi tepmeyen adam, daha az kullanılan geçitlerde kalmaya dikkat ederek büyük salona yürümeye başladı. İnsanlarla zaman geçirmekten hoşlanmamasına rağmen kalabalığı severdi James, arkaplana kaynayıp görünmez olmak için çığırından çıkmış bir parti gibisi olmazdı. Elbette okul balolarının, özellikle büyücünün standartlarına göre heyecan verici gelişmelerle dolu olduğu söylenemezdi pek. Balo salonuna girdiğinde tecrübeyle gözden en uzak kalacak yeri hemen kestirdi James. Masalarında arkasında, elinde plastik bir bardakla bir duvara yaslanmış büyücüyü onu özellikle aramayan birileri kolay kolay fark etmezdi. Okulun verdiği portakal suyunun üstüne, gömleğinin cebinden çıkarttığı metal bir şişeden bir şeyler ekleyen James, bir eli pantolonunun cebinde kayıtsız bir ifadeyle kalabalığı uzaktan izlerken keyfi yerindeydi. Bir anda dibinde bitiveren sarışın bir cadı, heyecanlı ve ince sesiyle bir şeyler anlatarak cennetini paramparça ettiğinde çok da şaşırmamıştı aslında. Hayatında işler ne zaman on beş dakikadan uzun süre tıkırında gitmişti ki? Kızın söylediklerine kulak vermeyi denediyse de sihir tarihi dersinde uyanık kalmanın, aynı elbiseyi giydiği için bir arkadaşına saydırmakta olan hatunu dinlemekten daha kolay olacağını anlaması için birkaç saniye bile yeterliydi. Dinliyormuş gibi yapmaya bile zahmet etmeyen büyücü, içkisinden bir yudum alarak kızın söyleyeceklerini bir an önce bitirmesini ve onlara bakıp kıkırdaşmakta olan arkadaş grubunun yanına çabucak dönmesini diledi.

    Fonda kızın konuşması devam ederken bakışlarını bıkkın bir şekilde salonda dolaştırdı James. Çoğu kişi dans etmekle meşgul görünüyordu ancak masalarda yalnız başına oturan birkaç kişi de yok değildi. Söz konusu yalnızlardan biri çekti büyücünün dikkatini. Kahverengi saçlara ve kelimeden nefret etmeseydi 'şirin' diye nitelendirebileceği kaküllere sahip olan kız en az kendisi kadar alakasız görünüyordu baloyla. Yakın bir zamanda kızla baloyla ilgili konuştuklarını hatırlıyordu oysa. Arada sırada derslerde rastladığı kızın, balodan o kadar bahsettikten sonra oturmak hariç bir şey yapmıyor olması garipti. Konuşmanın kesildiğini fark ettiğinde, gök mavisi bakışlarını sarışına çevirdi James. Gereksiz bir şekilde yakınındaki cadı bir cevap bekliyormuş gibi duruyordu ama işin aslı, konunun ne olduğundan haberi bile yoktu onun. Kaşlarını çattı konuşkan, sarışın cadı.
    "Söylediklerimi dinlemiyordun, değil mi?" Cadı başını iki yana salladıktan sonra konuşmaya devam ettiğinde gözleri irileşti James'in, karşısındaki kişinin susmaya hiç niyeti yoktu belli ki ve o, kızı atlatmak için sabırsızlanmaya başlıyordu artık. Ani bir kararla, elindeki boş bardağı kızın parmaklarına tutuşturdu ve cümlesinin ortasında şaşkınlıkla durmuş kıza bakmadan mırıldandı. "Bir arkadaşımı gördüm, gitmeliyim." Eğer geceyi dişi bir varlıkla geçirmek zorundaysa derslerden gördüğü, fazla konuşmayan yalnız Slytherin'i tercih ederdi. Sarışın birkaç saniyelik bir duraksamanın ardından onu takip ettiyse de James'in hangi masaya gittiğini görünce yüzünde kızgın bir ifadeyle arkadaş grubunun yanına geri döndü. Kızın peşinden ayrıldığını fark edince anlık bir sırıtma yayıldı yüzüne büyücünün. Adının Crystal, soyadınınsa kulağa son derece Fransızca gelen bir şeyler olduğunu hatırladığı kızın masasındaki sandalyeyi çekerken kısa bir anlığına gülümsedi. "Selam. Oturabilirim, değil mi?" Anlamsız konuşmalardan uzak dururlarsa bu akşamın o kadar da kötü olmayabileceğini düşünüyordu James. Kızın ayakta durmasının, onun kalkmak üzere olduğu anlamına gelebileceğini fark ettiğinde kelimeler ağzından çıkmıştı.

_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Crystal Dieudonné
Yasaklı
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Umut   Salı Mayıs 15, 2012 2:47 pm


    Büyücünün yanına gelmesiyle daha da heyecanlanan Brenda ne demesi ya da ne yapması gerektiğini bilmiyordu. O yanındayken konuşmak öyle zordu ki cadı için, sanki bir suç işlemişte söylemeye utanıyormuş gibi hissediyordu kendini. Dudaklarını aralayan cadı kekeleyerek te olsa ''Şey T-tabi oturabilirsin. ''diyebilmişti. Yere bakmaya başlayan cadı ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Kalbine söz geçirememesi bile durumun ne kadar kötü olduğunu özetler nitelikteydi. Bir süre daha büyücüye baktıktan sonra gözleriyle etrafı süzmeye başlayan cadı her nasılsa karşısındakine bakamıyordu bile. Herşeyin bu kadar zor olması ağır geliyordu belki de. Ondan gelecek her hamle cadı için o kadar önemliydi ki kelimelerle ifade edemiyordu. Hem zaten cadıya göre James'in yanındayken konuşmak o kadar da kolay değildi.

    Aralarındaki sessizlik devam ederken yanlarına gelen garsona bakan Crystal hiç düşünmeden bardaktan bir içki aldı ve bir dikişte bitişti. Sarhoş olmak ya da başka birşey umurunda değildi. Hem onu önemseyen birilerinin olduğunu da sanmıyordu. James ile her zaman arkadaş olarak kalacaklardı. Ah neler düşünüyordu böyle. Büyücünün suratına baktığında şaşkınlıktan başka bir şey göremedi cadı. Muhtemelen neden böyle olduğunu çözmeye çalışıyordu kendinceAslında iyi değildi cadı,sadece iyi görünmeye çalışıyordu o kadar. İçinde yaşadığı duygu karmaşasına bir türlü anlam veremiyordu. James'i sevdiğini her seferinde dile getirmişti ancak hiçbir zaman karşılığını alamamıştı. İçinden ''en azından bu gece beni yarı yolda bırakma. '' diye mırıldanan Crystal tüm şirinliğiyle büyücüye bakmaya devam etti. Ona söylemek istediği o kadar çok şey vardı ki ne diyeceğini ya da nereden başlaması gerektiğini bilmiyordu..

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Umut   Salı Mayıs 15, 2012 4:53 pm

    Kızın izninden sonra bedenini sandalyeye bırakan büyücü, göz ucuyla az önce peşine takılmış kızın nerede olduğuna baktı. Şimdi yalnızca sarışın cadı değil, yanındaki diğer bütün kızlar da düşmanca bir ifadeyle onların masasına bakıyordu. Ne olduğuna anlam veremeyen büyücü, şaşkın bir ifadeyle masasına oturduğu kıza döndü. Ne o ne de kardeşi hayatlarında dişi canlıların eksikliğini çekmemiş olabilirdi ancak onları anladığını yine de söyleyemezdi James. Ancak onlar hakkında bildiği bir şey varsa, istedikleri zaman erkeklerden çok daha korkutucu olabildikleriydi ve sarışın kızın ona yolladığı bakışı tanıyordu James. Tecrübelerine göre bir kızın o şekilde bakmasını genelde Parker kardeşlerden birinin bir tokat yemesi ya da bir kadeh içkinin yüzlerine boşalması izlerdi ki iki senaryoya da o anda pek sıcak bakmıyordu büyücü. Arkadaşlarından cesaret alan sarışın masalarına gelmeden önce ortamdan tüymek mantıklı bir fikir gibi görünüyordu. Çocuğun, masasına oturmasına izin verdikten sonra bir kelime bile etmemiş Crystal çevirdi mavi bakışlarını. Dişi yılan bardaktaki içkiyi tek seferde içtiğinde, hafif alaycı hafif şaşkın bir ifadeyle kaşlarını kaldırarak baktı ona. Derslerin çoğunda uyuduğu düşünülürse genç cadı hakkında bir karara varmak için pek bir fırsatının olduğu söylenemezdi aslında ama yine de, daha uslu daha cici kızlardan olduğunu düşünmüştü onun. Okulun verdiği bardaklardaki herhangi bir sıvı onun standartlarına göre gerçekten içki sayılmazdı elbette ama genç Slytherin'in performansı, yine de bir derece etkileyiciydi.

    Sarışın kızın gerçekten onlara doğru yaklaşmakta olduğunu gördüğünde, bakışlarını Crystal'a çevirerek aceleyle gülümsedi. Saçma sapan hikayelerle başını ütülemiyor ya da James'ten ne olduğunu çözemediği bir şeyler yapmasını falan beklemiyordu genç Slytherin. Onlara doğru yaklaşmakta olan cadıyla kıyaslandığında epey iyi bir seçenek gibi kalıyordu. Sözcüklerin her zaman fazlasıyla abartıldığını düşünmüştü büyücü, sessizliğin değerini fark edebilen herkese saygı duyardı. Ve elbette bir de sarışının, masalarından yalnızca birkaç adım uzakta olduğu gerçeği vardı ki James'in bu konuda acilen bir şeyler yapması gerekiyordu. Belki de baloyu erken bitirmeliydi. Diğer tüm öğrenciler büyük salonun karmaşasıyla meşgulken zindanlarda dolaşmak ve sonra, bir ihtimal mutfağı yağmalamak fena bir fikir gibi görünmüyordu. Ama elbette kendilerini yalnız buldukları her insanla konuşmak zorunda hisseden binadaşları da vardı olayın içinde. Bir kez daha, rahat bir şekilde yalnız kalabilmek için aslında yalnız kalmamak gerektiğine hükmetti büyücü, eğer Crystal yanında olursa kimse onu zorla konuşturmaya kalkmazdı ve nasıl olsa cadının kendisi de saçma muhabbetlere girecekmiş gibi görünmüyordu. Yanlarından geçen ikinci bir garsonun elindeki tepsiye küçümser bir ifadeyle bakarken ayağa kalktı James.
    "Hadi. Benimle gel de sana gerçek bir içki vereyim." Gömleğinin cebindeki kendi yapımı sıvı, alkol oranı açısından okulun servis ettikleri bir yana, piyasadaki birçok şeye kıyasla bile son derece sert kalıyordu. Geçen sene, okullar kapanmadan hemen önce hazırlanması bitmiş bir kazan içkinin son şişesiydi cebindeki. Yakın bir zamanda, Domuz Kafası'ndaki bir cızkıpır kaçakçısından öğrendiği yeni bir formüle başlamayı planlıyordu James. Kazanını, derste öğretilen ancak kimsenin gerçekten kullanmadığı saçma iksirlerdense gerçekten dişe dokunur bir amaç için kullanmış olurdu. Zindanlara inen kapıya doğru yürürken, geçen bir garsonun tepsisinden aldığı iki bardağın içindeki içecekleri, kayıtsız bir tavırla balo salonunun zeminine boşalttı büyücü. Kapıya geldiğinde, sırtını duvara yaslayarak geliyor mu diye Crystal'a baktı ve elindeki boş bardakları hafifçe kaldırarak sırıttı. Genç yılanın ona yetişmesini bekleyip cadı için kapıyı açtı. Crystal'ın arkası dönükken, az önceki sarışın kız hala peşinde mi diye salonu şöyle bir tarayıp başının belasını göremeyince rahatlayarak cadının peşinden zindanlara indi o da.


_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Crystal Dieudonné
Yasaklı
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Umut   Salı Mayıs 15, 2012 6:42 pm




    Büyücünün teklifine hayır diyecek türde biri değildi Crystal ancak arkasına bakıp durması biran için rahatsız olmasına neden olmuştu. Dudaklarını araladığında '' O sarışın cadıyı düşünmesen olmaz mı. En azından bir süreliğine '' dedikten sonra büyücü ile birlikte yürümeye başladı. Bulundukları yer öyle havasızdı ki bir süre nefes almakta zorlandı genç cadı. Sonrasında büyücünün elindeki şişeyi alıp hiç düşünmeden kafasına diken cadı gülümsemeyi ihmal etmedi. Elindeki bardaklardan birini alıp hiç düşünmeden karşı duvara fırlattığında suratındaki gülümseme artık kahkahaya dönüşmüştü. Elindeki maskenin ne olduğu ya da nereye gittiği konusunda hiçbir fikri yoktu ancak umurunda da değildi. Gerçeklerle yüzleşmek bazen o kadar zordur ki bilemezsiniz, kendi dünyanızda mutluluğa adanmışsınızdır. Hep bir melek olmak isteyen elleriniz, kana bürünüyorsa ya da bir tanıdığınızın ölümünü gözlerinizin önünde görmüşseniz eğer... Zaman durur ve hayatta tek önemli şey günü geçirmek olur. Sözler bile anlamsızdır. Yaşadığınız dünya da her şeye bir çözüm var gibi olsa da ömür kısıtlıdır ve birini kurtarayım derken diğerinden olabilirsiniz.

    ''Sadece tek bir şey istedim bugüne kadar. Ancak anladım ki..''büyücünün ona daha fazla yaklaşmasıyla cümlesi yarım kalmıştı. Olacakları merak etse de hiç birşey yapamıyordu. Sanki birisi ellerini ve ayaklarını tutuyor, hareket etmesine engel oluyordu. Büyücünün nefesini suratında hissettiğinde kalbi tıpkı ilk zamanki gibi atmaya başlamıştı. Arkadaş olmalarına rağmen sürekli ona karşı bir şeyler hissetmişti. O gün bile heyecandan konuşamamış sadece James'e bakmakla yetinmişti. Belki de sadece kendini kandırıyordu. Kim bilir?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Umut   Salı Mayıs 15, 2012 8:45 pm

    Crystal'ın, sarışının peşine takılıp takılmadığını kontrol ettiği gerçeğine uyanacağını düşünmemişti aslında James. Bir anlık bir şaşkınlık yaşadıysa da pek durmadı bunun üzerinde. Sonuçta planı gerçekten işe yaramışa ve uzun uzun konuşan yılışık sarışından en azından bir süreliğine kurtulmuşa benziyordu. Yukarıdaki maskeli balonun -konseptin son derece çocukça olduğuna karar vermiş büyücü bir maske edinmekle falan uğraşmamıştı elbette- gürültüleri silikleşti attıkları her adımda. Nemli ve salona göre bir derece daha serin olan zindanlarda yürürken kendi ayak sesleri hariç bir ses duyamıyordu büyücü. Durduklarında, gömleğinin cebindeki metal şişeye götürdü genç porsuk elini. Kızın, şişeyi parmaklarının arasından kapıp da kafaya dikmesini beklemiyordu. Gözleri irileşen adam kızı durdurmak için bir şeyler söylemeye çalıştıysa da geç kalmıştı. Elinde kalan son şişeyi kızın, içkinin tadını çıkartmadan bitirmesinden hoşlanmamış olması bir yana, cadının bu tarz bir şeye alışkın olduğunu da hiç düşünmüyordu. Geri aldığı metal şişeyi kaşlarını kaldırarak ters çevirdi genç büyücü. Evet, taş zemine bir damla bile düşmemişti gerçekten. Kız nasıl tamamını bitirebilmişti ki? Duvarda kırılan bir bardağın şangırtısını cadının kahkahası izlediğinde, içkinin neredeyse rekor denebilecek bir şekilde etkisini göstermeye başladığını düşündü James. Kendi üretiminden daha azını da beklemezdi zaten. Özellikle kendisi ayıkken ve cadı sağ olsun, zulasında bir yudum bile kalmamışken sarhoş bir insanla uğraşmanın ne kadar keyifsiz bir şey olabileceğini düşünüyordu büyücü. Birilerini kusmasını izlemekten bile, sarhoş konuşmalarını dinlemek kadar nefret etmezdi. Partinin iyice zıvanadan çıktığı bir noktada ortaya çıkan bir kız ideallerinden ya da hayallerinden, beyaz atlı prenslerden ve sonsuza dek mutlu biten masallardan bahsetmeye başlardı. Fikirlerini büyük bir ciddiyetle savunuyor görünseler de James, hormonların etkisinin yanında bir ölçüde onları susturmak için onları öptüğünde bir peri masalındansa beraber geçirecekleri bir geceye her zaman razı olurlardı nasılda.

    Kız konuşmaya başladığında, elinde kalan bardağı sakince yere bırakan büyücü sakince birkaç adım atarak cadıya yaklaştı. Kızın söylediklerini anladığını iddia edemezdi James. Kimse yalnızca bir şey istemezdi. İnsanoğlu bir şeyler istemeye ve elde edebileceğinin en iyisini aramaya koşullanmıştı. Küçüklüğünden beri kardeşiyle peşinde bir sürü kızın koşmasına alışıktı aslında James ancak hiçbiri gerçekten yalnızca bir şey istemezdi, Parker kardeşler o an için ellerindeki en iyi seçenek olurdu yalnızca. Kollarının arasına girmeden önce birbirlerine fısıldadıkları kelimeler gerçeği yansıtmazdı, iki tarafın da kendilerini özel hissetmek için oynadıkları bir oyunun parçasıydı aslında ve James, hiçbir zaman bu oyuna alışmayı öğrenememişti. Kıza parfümünü koklayabilecek kadar yaklaştığında iki elini taş duvara yasladı büyücü. İsterse elbette onu iterek uzaklaşabilirdi cadı ama onu yapmayı seçene kadar, büyücünün kolları ve duvar arasında sıkışmış durumdaydı. Cadının aniden konuşmayı bırakmasına hafifçe sırıttı James. Bir elinin parmaklarını, cadının koyu renk saçlarına dolayarak yumuşak saçlarla acelesiz bir şekilde oynamaya başladı. Bir bayanın sarhoşluğundan istifade etmek, bir beyefendiye yakışacak bir hareket olmayabilirdi ancak tüm erkek porsukların birer centilmen olduğunu düşünen birisi varsa son derece yanılıyordu. Aslında, ona kalırsa 'centilmen' diye bir şey olduğunu düşünen herkes en başından hatalıydı zaten. Parmaklarını kızın saçlarından, neredeyse sinir bozucu bir yavaşlıkla beyaz boyna doğru kaydırırken mırıldandı. Dudakları, kızın kulağından yalnızca birkaç milim uzakta olmasa, söylediklerini muhtemelen duymazdı.
    "Emin misin, Crystal? Öyle olduğuna inanmak isteyebilirsin; sonuçta hepimiz derinlerde bir yerlerde, soylu bir şeyler yaptığımızı düşünmeyi severiz." Parmakları aynı sakinlikle hareket ettirerek kızın çenesini yukarı kaldırdı hafifçe. "Ama hiçbirimiz…" Gözlerini neredeyse aynı boyda olduğu kızın bademleriyle buluşturdu James. Kelimeleri insanlığa karşı inançsızlığını yansıtan birisi için büyücünün bakışlarının fazlasıyla yumuşak olduğu söylenebilirdi. "…yalnızca tek bir şey…" Baş parmağını varlığı ancak hissedilebilecek bir dokunuşla kızın dudaklarının üzerinde dolaştırdı. "…istemeyiz." Kızın dudaklarına fısıldadığı son kelimenin ardından, aralarındaki birkaç milim bile olmayan mesafeyi tamamen kapatıp dudaklarını cadınınkilere bastırdı James.

_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Crystal Dieudonné
Yasaklı
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Umut   Çarş. Mayıs 16, 2012 1:01 am



    Cadının hissettiği basit bir hoşlanma değil, tam tersine daha farklı bir şeydi. Birçok kişi ile çıkmıştı ancak hiç birinde bu kadar heyecanlanmamıştı. Crystal�a göre aşklar her zaman yalandan ibaretti ve her ne olursa olsun mutlu olan birini görmemişti. İçinde bulunduğu durum o kadar kafa karıştırıcıydı ki her seferinde afallamasına neden oluyordu. Kimsenin olmaması durumu daha da romantik kılıyordu ki bu da cadının daha da mutlu olmasını sağlıyordu. Dudaklarına bastırılan dudaklar öyle çekiciydi ki cadının nefesinin kesilmesine neden oluyordu. Kalbinde verdiği savaşa rağmen her şeye karşı koymuştu. Büyücünün utangaçlığını azcıkta olsa gidermeye çalıştı. Bu konuda başarılı olup olmadığını bile bilmiyordu ancak denemekten zarar gelmezdi değil mi?

    Yakın dost olduğu birine böyle şeyler hissetmek aklının ucundan bile geçmemişti ancak engel olamamıştı işte. Büyücünün yüzünde oluşan gülümseme cadıyı daha da neşelendirmiş, karnında bir şeylerin kıpır kıpır olmasına neden olmuştu. Bu yaşadıkları dakikalar hiç bitmesin istiyordu ancak bir gün son bulacaktı ve ikisinin de yolları bir kez daha ayrılacaktı. Cadı bunların olmasını istemiyordu ki. Tek istediği güvenebileceği ve ona sahip çıkacak biriydi. Düşüncelerinden sıyrılıp büyücüye öncekinden daha sıkı sarıldı ve bedenini ona teslim etti. Bu yaptığı ayıplanacak bir şey gibi görünebilirdi ama cadı bunu umursamıyordu bile. Onun suratına baktığında kendinden geçiyordu. Sanki bu dünyaya değil de bambaşka dünyalara ait hissediyordu. O kadar mutluydu ki kelimelere bile dökemiyordu. O an birisi kendinden geçmesi için büyü yapmıştı ve sadece bir tek şey bu büyüden kurtarabilirdi. Kimseye güvenemezdi o. Ne olursa olsun her zaman kusursuz aşkı aramıştı. Belki bulamamıştı aradığı askı bulamamisti

    Hersey aklından silinmişti. Eskisine göre daha neşeli daha kibar daha asil birine dönüşmüştü ve bunun olmasında karşısındaki büyücünün payı azımsanamayacak nitelikteydi. Burnuna gelLen nem kokusu, bütün vücudunu etkiliyordu.. Kafasını kaldırdığında, birkaç dakika takılı kaldı. Gözlerini genç büyücünün üstüne odaklamıştı. Vücuduna her dokunuşunda içi biraz daha ısınırken, hiçbir şey düşünmüyordu cadı. Büyücüyü daha da kendine çekti. Yavaşça kafasını geri çekip, dudaklarını büyücünün dudaklarına bastırdı. Dudaklarına dokunduğu anda içine dolan ateş, bütün vücudunu sarmış, yüzünü kıpkırmızı hale getirmişti.Dudaklarını aralayan cadı ' İnan emin değilim James ama seninle iken her zamankinden daha mutlu oluyorum ' dedi ve buyucunun konusmasini bekledi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Umut   Çarş. Mayıs 16, 2012 9:58 pm

    Genç Slytherin'in kelimelerinin ardından, büyücünün dudaklarına oturan gülümseme tam anlamıyla alaycı sayılmazdı ancak kesinlikle acı bir şeyler vardı gencin tebessümünde. İnsanların hayata anlam yükleme çabasını anlamsız bulmuştu o hep. Soylu ve yüce bir amaç yoktu, gökyüzünde onları gözeten sakallı bir adam yaşamıyordu ve aşk, kendilerinin beyaz atlı prenslerle güzel peri kızları olduklarına inanmak isteyen büyüklerin birbirlerini uyutmak için anlattıkları bir masaldan ibaretti sadece. Sözde birbirine sırılsıklam aşık olan bir çiftin yere atılmış ıslak bir havlu yüzünden ne kadar ciddi bir kavgaya girişebileceğini görmüş hiç kimsenin buna inanmaması gerekirdi James'e sorarsanız. Hayat, insanların didinmesi, acı çekmesi ve tükenmesi demekti. Ona göre bunun arkasında başka bir şeyler aramak, naiflikten başka bir şey değildi. Konuştuğunda, kızın söylediklerini anlayacağından emin değildi zira kendisi de ne söylediğinin tam farkında sayılmazdı. Dikkati, kelimelerini kontrol etmekten çok yavaşça kızın beline doğru kayan ellerindeydi. Kelimeleri cadının dudaklarına fısıldadığı gerçeği, onların neler anlattığından daha önemliydi. "Yalnızca yalnızlığı sevmiyorsun, Crystal. Kendini kandırma." Kızın cevap vermesine fırsat tanımayarak bir kere daha öpmeye başladı genç cadıyı. Sözcüklerin büyük bir hayranı sayılmazdı büyücü. Güvenilmezdiler. O gün için yeterince konuştuklarını düşünüyordu James. Birkaç saniye önceki tembelce yumuşaklığını kaybetmeye başlamış öpücük kullanmayı düşündüğü tek iletişim aracıydı şu an. Kızla felsefi bir sohbete girmeyi fikri her ne kadar cazip görünürse görünsün -ki kulağına, göldeki mürekkep balığıyla beraber yüzmek kadar falan çekici geliyordu büyücünün- birkaç kat kumaşın arkasından sıcaklığını hissedebildiği beden çok daha iyi bir seçenekti.

    Üst katta devam eden balodan uzakta, öpücükleri geçen her saniye derinleşirken ani bir hareketle kızı yerden kaldırdı James. Bir anlığına afallamış kız boynuna tutunduğunda dudaklarını onunkilerden ayırmadan sırıttı büyücü. Dışarıdan çok güçlü kuvvetli görünmediğinin farkındaydı. Dar omuzlara ve uzun bir boya sahip olan gencin zayıflığı, hastalıklı diye nitelendirilebilecek derecedeydi neredeyse. Ancak on beş yıllık zor bir hayatın ve her büyük erkek kardeşin sahip olacağı espri anlayışına sahip Mathias'la boğuşurken geçirdiği zamanın getirisi bir fiziksel güce sahipti James. Olduğundan daha çelimsiz görünmesini her zaman bir avantaj olarak görmüştü. Kollarının arasındaki bedenin sıcaklığı tanıdık ve en az kızın birkaç dakika önce tükettiği içki kadar uyuşturucuydu. Kızları her zaman alkolün başka bir formu olarak gördüğünü fark etti James. İnsanın yalnızlığının iyice farkına vardığı soğuk geceler için idealdiler ancak özellikle bir içkiye duygusal bir yakınlık beslemek yine de saçma bir fikirdi. Kendi dudaklarını, kızın öpücüklerinin ardından kızarmış görünen yumuşak dudaklarından ayırarak cadının açık boynuna doğru hareket ettirdi onları. Dudakları, kızın beyaz boynunda gezinirken cadının nabzını hissedebiliyordu. Elleri, kızı ürkütmemek adına yavaş ve hafif dokunuşlarla cadının kıvrımlarında dolaşmaya başladı. Kendi kalp atışlarının da düzensizleştiğini ve beyninde, arzunun yarattığı hafif bir uğultuyu duyabildiğini fark etti James. Kızın ne kadar ileri gitmesine izin vereceğinden emin değildi gerçi ama çizgiyi, mümkün olduğunda uzağa taşımak için elinden geleni yapacaktı büyücü. Sıcak bir bedenin fiziksel yakınlığına bu kadar ihtiyacı olduğunu, duvarla kendisi arasında sıkışmış kızı kucağına alana kadar fark etmemişti. Kızın söylediklerinden, bu kadarına bile izin vereceğini düşünmemişti aslında. Çok daha küçük bir cadının masumane hayallerine sahip görünüyordu Crystal ve James, ne kadar tenha olsa da yine de halka açık olan bir yerde, sırtında duvarın soğukluğunu hissederken bir erkekle beraber olmuş bir masal prensesi hatırlayamıyordu. Kız onu burada bırakırsa ya bir yerlerden doğru dürüst bir içki ayarlaması ya da tekrar baloya dönüp değer yargıları biraz daha bulanık olan başka bir cadı bulması gerekecekti. İki durumda da harcayacağı çabanın kazandıklarına değeceğinden şüpheliydi.


_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Crystal Dieudonné
Yasaklı
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Umut   Perş. Mayıs 17, 2012 12:36 pm





    Büyücünün utangaç tavırları Crystal'ı daha çok etkilemişti. Her ne olursa olsun onun içinde de bir şeylerin kıpırdadığını hissedebiliyordu. Daha önce birçok kişiyle birlikte olmuştu ancak hiçbirine böylesine derinden duygular beslememişti. James o kadar değerliydi ki onu korumak pahasına kendi canını hiçe sayıp uğrunda ölebilirdi. Kısa bir duraksamanın ardından dudaklarına öpücük konduran büyücü ile birlikte kalbi olduğundan daha hızlı atmaya başlamış, nefes almak cadı için daha da zorlaşmıştı. Bir an için karşılaştığı maviliklerin içinde kaybolmak, kendini bu dünyadan soyutlamak istedi. Biliyordu ki kalbi daima karşısındaki büyücüye ait olacaktı ancak biliyordu ki sarı cadı her zaman büyücü ile çıkıyor olacaktı.Bu sefer bakışlarını ondan kaçırmayacaktı. Bunun gereği de yoktu zaten. İçinde bulundukları durum o kadar güzeldi ki cadının yüzüne hafif bir gülümseme yerleşmişti. Şuan için sadece birbirlerine bakıyorlardı. Etraftakilerin ne diyeceğini ya da profesörlerin nasıl ayıplayacaklarını düşünecek durumda değillerdi. Sanki zaman onlara yardımcı oluyordu biraz daha zaman geçirmeleri için. Bu sefer zaman onlardan yanaydı. Şuan durabilirdi istese ama durmadı zaman. Sanki yaşamaları gereken daha fazla şeyler olduğunu kulaklarına fısıldıyordu. Kavruk ateşin, perçinlediği taşkın duygularla büyücünün içinde kayboluyordu. Nefesi hızlanmıştı, boğucu gelen hava onu altüst ediyordu. Alnından aşağı süzülen ter damlalarını hissedebiliyordu. Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Arzunun, iliklerinde kıpırdandığını hissetmesi, tuhaflıkla gerilmesine ve gülmesine sebep oluyordu. abiri caizse adeta parçalayarak çıkardığı gömleği yere fırlatan Crystal bedenini tekrar büyücüye bıraktı. Bir yandan da elleri Jmes'in vücudunda gezmeye devam ediyordu. Yaslı olduğu duvarın soğukluğu nedeniyle ufak bir inilti çıksa da umursamadı. Büyücünün dudaklarına yapıştırdığı dudakları daha fazlasını istiyordu. Daha fazlasına açtı. Büyücünün benliğine ait olmasını istiyordu, onun olsun, onu sevsin, gözleri yalnızca ona aşkla baksın istiyordu. Arzunun, iliklerinde kıpırdandığını hissetmesi, tuhaflıkla gerilmesine ve gülmesine sebep oluyordu. Uzun bir süre büyücünün gözlerinde kayboldu. Ona sahip olmak öylesine güzel bir şeydi ki. Kimse bunun ne anlama geldiğini bilemezdi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Umut   Cuma Mayıs 18, 2012 3:51 pm

    Gömleğinin kopan düğmelerinin, zindanın taş zeminine ufak tıkırtılarla dağıldığını duydu James. Bir an için gömleğin yeni olduğuna dair bir şikayette bulunmayı düşündüyse de yapmak üzere oldukları şeye neredeyse kendisinden daha hevesli görünen cadıya gerçekten bir şeyler söyleyecek değildi elbette. Hem gömlek kendisine ait bile değildi sahiden. Bir kızın onu üzerinden çıkartmasını sağlayabildiyse görevini sonuna kadar yerine getirmiş demekti zaten kumaş parçası James'e göre. Zindanların soğuk havasıyla temas eden teninin bir an için ürperdiğini hissetti büyücü ancak kızın bedeninin cezp edici sıcaklığı yalnızca bir an sonra düşüncelerini zindanların soğukluğundan uzaklaştırdı. Elbisesinin üstünden kızın vücudunda gezinen ellerinin hareketleri daha sert ve daha bariz bir hal almıştı büyücünün. Bu arada, kızın kıyafetinin nereden açıldığını da çözmeye çalışıyordu. Sonuçta porsuklar adaletin savunucularıydı, değil mi? Ve James'in bir yarısı çıplakken kızın tamamen giyinik olması hiç de adil değildi. Helga'nın öğretilerine sadık bir Hufflepuff olarak bu duruma en kısa sürede bir dur demesi gerekirdi. Sonuçta, elbisenin kızın arkasında bir fermuar olduğunu keşfeden büyücü, parmaklarını kızın arkasına götürdü. Üst kattaki balo, en canlı saatlerini yaşıyor olmalıydı. Yukarıdaki curcunayı bırakıp da kimsenin zindanlara ineceğini düşünmüyordu James, ya da daha doğrusu cadı ve kendisiyle aynı niyeti paylaşmayan kimse inmezdi. Bu yüzden başka bir öğrencileri tarafından rahatsız edilme ihtimalleri fazla büyük değildi büyücünün gözünde. Ancak devriyeye çıkmış bir profesöre yakalanma olasılıkları hala duruyordu. Bunun kötü bir şey olduğunu düşündüğü bile söylenemezdi James. Yakalanabileceği düşüncesi, eğlencenin yarısıydı zaten. Hiçbir zaman onun yanında olmamış kuralları çiğnediğinin ve kızla, açıkta geçirdiği her saniye şansını zorladığının farkında olmak uçmak gibi heyecan verici ve güzel bir şeydi.

    Elini kızın sırtından indirmeye başlayarak yavaşça cadının elbisesinin fermuarını açtı. Çıkan ses, boş zindanlarda fazlasıyla yüksek gelmişti kulağına. Fermuar açıldıktan sonra da ellerin kızın sırtıyla kalçalarının birleştiği çukurda tuttu birkaç saniye. Ardından bir adım geriye çekilerek cadıya baktı. Kızın kızarmış dudakları tam da az önce birisi onu öpüyormuş gibi duruyordu ve aldığı derin nefeslerle inip kalkan göğsü görülmeye değer bir manzaraydı. Kendi nefesi de düzensiz olan büyücü, cadının elbisesini yukarı doğru çekiştirmeye başlamadan önce kıza sırıttı. Bir çocuğun uysallığıyla kollarını yukarı kaldırıp James'in, elbiseyi üzerinden çıkartmasına izin verdi cadı. Kumaşı, kendi gömleğinden kalanların üzerine atan büyücü, gözlerinde aç bir parıltıyla cadıya çevirdi bakışlarını. Herhangi bir tanrıya inanmazdı James. Kardeşiyle beraber başlarından geçenler insanlığın, bu dünyada bir avuç aciz yaratık olarak tek başlarına olduklarına inandırmıştı onu. Yardım etmek için bekleyen hiç kimse ya da haksızlıkların karşılığının alınacağı bir öte dünya yoktu ona göre. Ama yine de kızın dudaklarına geri dönerken, on beş yirmi dakika daha kimse tarafından rahatsız edilmemeleri için dua bile edecek durumdaydı neredeyse. Kızı ilk öptüğünde davranışlarına yön veren büyük ölçüde can sıkıntısı olabilirdi ancak şu anda, pantolonunun gittikçe daha dar gelmeye başladığını hissediyordu James. Crystal'ın bu noktadan sonra onu durdurup uzaklaşması ya da bir profesör tarafından falan yakalanmaları son derece sinir bozucu bir durum olurdu büyücü açısından.

_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Crystal Dieudonné
Yasaklı
avatar

Mesaj Sayısı : 197
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Umut   C.tesi Mayıs 19, 2012 11:51 am



    Canını acıtan zevk parmak uçlarından uzaklaşıp kalbinin tam ortasına oturmuştu. Gözlerinin önüne düşen hayal perdesinden uzaklaştığında, pembe yalanlarla kaplı zarar gözüken birkaç adım atmıştı. Gerçeklikten çok uzakta olan duyguları, zamanın verdiği yorgunluğa düştüğünde tekrar hayata dönmeyi başarabilmişti. Uslanmaz bir çılgın olduğunun bilincindeydi büyücü. Asla kendisini rahat bırakmayan dürtüler tüm bedenini sardığında, devasa hale gelen tahrik tüm ruhunu ele geçirmiş, üzerinde hakimiyer kurmakta zorlanmamıştı. Tutku, baştan çıkarıcı ve davetkardı. Cennetin tüm kapıları önünde ardına kadar açılmışken geri çevirmenin benzersiz, müthiş bir aptallık olacağını biliyordu genç adam. Yaşam damarlarından birine tutunarak derin inlemesine karşı koymak için ısırdığı dudaklarını, büyücüyü öpmek için yeniden serbest bırakmıştı. "Ah, James... Dokun bana." Bunu dediği anda büyücünün dokunuşları daha da sertleşmiş , elleri ise sırtında gezinmeye başlamıştı. Kızın elleri otomatik olarak oğlanın pantolonuna gittiğinde hiç düşünmeden fermuarı açmış ve bacaklarını genç adamın beline dolamıştı. Dudaklar birbirlerini arzuluyordu, bedenler alev olmuş yanıyordu. Yasak bahçeye dalmıştı ikisi de yasak meyveden yiyorlardı. Şeytan başlarına dikilecek ve hesap soracaktı. Günahlar sırtlarına ağırlık yapmıştı, Yakışıklının eli kızın bedeninde geziyordu. Göğüslerinden başladığı yolculuğa bacaklarından devam ediyordu. Sanki yıllardır hiçbir kadına dokunmamış gibi dokunuyordu.Genç adamın elleri, kızın vücudunu bir kaşif edasıyla geziyordu. Dudakları birbirine yapışmıştı sanki. Bazen nefes almakta zorlanıyordu genç cadı. İnip kalkan göğüsü ise bunun en büyük kanıtıydı. Hiç kimse umurunda değildi. Ne profesörler, ne öğrenciler ne de yukarıdaki balo. Tek düşündüğü bu anın tadını çıkartmaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Reese Parker
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
Hufflepuff V. Sınıf, Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 348
Kan Durumu : melez.
Rp Partneri : defni bize tuzlu kahve yapacak. asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Umut   Paz Mayıs 20, 2012 12:59 pm

    Cadının parmaklarının neredeyse bir hayaletinkini andıran hafif dokunuşu pantolonunun üstünden hissettiğinde sert bir nefes aldı genç büyücü. Kızın ağzından çıkan sözcükler, dudaklarına ufak bir sırıtışın oturmasına neden olmuştu. Kız şu anda yaptıkları şeyden en az kendisi kadar hoşlanıyor görünüyordu ki bu konuda en ufak bir şikayetinin olduğunu bile söyleyemezdi James. Cadının düzgün, biçimli bacakları beline dolandığında tek duyabildiği kalp atışlarının kulaklarında yarattığı uğultuydu adamın. Nefes almak için durdukları birkaç saniyede kızın nefes nefese kaldığını fark ederek gülümsedi, kendisi de çok farklı bir durumda sayılmazdı. Kızın nefessizliğinin yalnızca öpücükten olamayacak kadar ciddi bir seviyede olduğunu fark etmesi birkaç uzun saniyesini aldı adamın. Sonuçta vücudunda en çok kanının toplandığı yer beyni sayılmazdı o anda ve kalp atışlarının tavan yapmasına sebep olmuş arzu zihnini bulandırıyordu. Ancak kızın bacaklarının gevşediğini hissetmesinin hemen ardından kızın gözleri, yuvalarında dönüp kapanmıştı bile. Yüzündeki sırıtış silinen James, boynu arkaya kayan kızın kafasını duvara çarpmasını son anda engelleyebildi. Balo gününde doğru dürüst bir çaba harcamasına bile gerek kalmadan bir kız bulabilmeyi başarmıştı James. Zindanların tenha bir köşesinde o kızla baş başa kalmış olmaları ve söz konusu kızın, James'in geceyle ilgili planlarına bir itirazının olmaması gerçek olamayacak kadar iyi geliyordu kulağa. Hayatı boyunca kardeşiyle başına gelenlerden çıkarttığı bir ders varsa o da gerçek olamayacak kadar iyi görünen şeylerin genelde zaten gerçek olmadığıydı. James talihin ona gülmemesine ve olayların, onun açısından mümkün olabilecek en sevimsiz şekilde gelişmesine genelde alışıktı ancak baygın kızı yavaşça yere yatırırken sağlam bir küfür savunmaktan alamadı kendisini genç büyücü.

    James memnun olmadığı açık bir sesle
    "Şaka yapıyorsun, değil mi?" diye şikayet etse de kızın gerçekten kahkahalar atarak kalkacağına dair pek bir umudunun olduğu söylenemezdi. Kaderine razı olmuş bir şekilde iç geçiren büyücü, doğrularak yalnızca yarım dakika önce kızın parmakları tarafından açılmış fermuarını kapattı pantolonunun. Aceleyle üstüne geçirdiği gömleğin artık çoğu düğmesinin yerinde olmaması sebebiyle önü iliklenmemişti. Cadı tarafından duvara çarpılmış bardağın kırıklarından uzakta yatan kızın bedenine, elindeki elbiseyle yaklaştı James. Kızın kaldırabileceğinden çok daha fazla içtiğini düşünse de kendi yaptığı içeceğin yaratacağı etki tam olarak bu değildi. Kız kalkıp da ayakkabılarına kussaydı olayı kesinlikle sarhoşluğa yorabilirdi ancak öncesinde bir belirti göstermeden bayılmanın arkasında daha ciddi bir şeylerin olma ihtimali de vardı. Sonuçta kızı omuzlarından tutup sarsmaktansa revirdeki şifacıya götürmesi gerektiğine karar verdi genç büyücü. Elbette bunun için kıza elbisesini tekrar giydirmesi gerekecekti. Bunun düşündüğü kadar kolay bir iş olmadığı fark etmesi, birkaç saniyesini aldı James'in. Sonunda elbiseyi kusursuz bir şekilde olmasa da giydirmeyi başarmasının ardından kızı bir kez daha kollarının arasına aldı. Belki de en başından, hayatında ilk defa gördüğüne emin olduğu şu sarışın kızın anlatacağı şeyleri dinlemeli ve Crystal'la zindanlara hiç inmemeliydi. Gerçekten, kızın daha kötü bir zamanlama yakalayabileceğine dair ciddi şüpheleri vardı. Onlar zindanlardayken, revirin altıncı katta olması da hoş bir durum değildi elbette. Kız zayıf olabilirdi ancak altı kat merdiven çıkmak, kollarında başka bir insan yerine yalnızca okul çantası varken bile çok eğlenceli bir tecrübe sayılmazdı. Ayrıca kızı giydirmiş olmasına rağmen gençlerin birkaç dakika öncesine kadar ne yaptıklarını tahmin etmek için bir kahin olmak gerekmezdi muhtemelen. Doğal olamayacak kadar kırmızı görünen dudaklar, dağınık saçlar ve boyunlarındaki birkaç morluk tüm hikayeyi anlatıyordu. Bu yüzden, revire giderken mümkün olan en tenha yolları seçmesi gerekiyordu büyücünün. Bir profesöre durumu açıklamak muhtemelen kolay olmazdı.

revirde devam edecek.

_________________

:
 
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Umut
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Giriş Katı :: Balo Salonu-
Buraya geçin: