AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yerleşim.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Yerleşim.   Salı Mayıs 01, 2012 9:32 am

Lora Hawkins & Pade Kistler



Belirdiği teras artık ailesinin mal varlığı listesinde kaydı olmayan bir gayrimenkule aitti. Yeniden doğduğu ülkenin sınırlarından içeri girmek garip bir mutluluk veriyordu visientaya, bu mutluluk büyük planının ilk aşamasını hiç hata yapmadan bitirebildiği için kat kat artıyordu tabii. Lora Hawkins birkaç saniye sonra karanlık yarıktan dışarı adımını attı ve anayurdunun eşsiz atmosferine kendini bırakan Pade kolayca konsantre olup kapattı işlerinin kalmadığı geçidi. Sonra kadına çevirdi suratını ve gülümsedi, bu gülümseme Lora'ya kısaca evime hoş geldin deyişiydi visientianın. Terasın rüzgar alan yapısı siyah saçlarının dağılmasına neden oluyordu, bu histen hoşlansa da temiz ve kılsız suratı bu dağınık saçlarla birlikte tam bir ergen gibi gösteriyordu onu. Kadına kendisini takip etmesini söylemek istedi bir an fakat sonra zaten bunu yapacağını hatırladı, artık Pade'in aksini söylemediği durumlarda kadın ondan hiç ayrılmayacaktı. 'Tıpkı bir silah arkadaşı gibi' diye düşünmeden edemedi, okuduğu muggle kitapları ve yaşadığı sürgün birçok silah ve yine birçok silah arkadaşı tanımasını sağlamıştı. Tabii bu arkadaşların hiçbiri kendisinin değildi, gözlemlediği muggleların ya da kitaplardaki karakterlerin arkadaşlarıydı hepsi. Terasa geçişi sağlayan kapıya ilerledi ve kapının neredeyse bir yıldır açılmadığını hatırladı, tek başına burada yaşadığı süre boyunca kapıların içinden geçip durmuştu ve hiç ellerini yormamıştı. Çünkü beynin de bir kas yığını olduğuna inanıyordu, tıpkı her gün yüzlerce şınav çeken bir insanın vücudunun güçlenip şekillenmesi gibi kendi beyninin de güçlendiğini düşünüyordu böyle yaşadığı için. Tabii kadının içeri girmek için kapının açılmasına ihtiyacı vardı, genelde büyücü ve cadılar hayati önem taşıyan konularda ve önemli rutinlerinde kullanırlardı büyü güçlerini.

Kadının pek de diğerlerine benzemediğini hatırlasa da kilidi oynatmak için küçük bir emir verdi zihnine, sözlü bir emir değildi bu çünkü visientialar büyücülerin aksine yaptıkları şeyleri tanımlamak için sözcüklere ihtiyaç duymuyorlardı. Birçok yetenekli büyücü dudaklarını bile oynatmadan büyü yapabilirdi tabii ama yine de içlerinden söylerlerdi gerekli olan sözcükleri ya da en azından akıllarından geçirirlerdi. Fakat bir visientia yalnızca zihninde canlandırırdı olmasını istediği şeyi ve mümkünse olurdu o şey. İşte kilit de böyle açılıverdi, gerçi metal kapının iyi bir yağlanmaya ihtiyacı olduğu kesindi, çünkü gerçekten kulak tırmalayan bir gıcırtı çıkartmıştı açılırken. Gerçi bunu bir alarm gibi kullanabileceğini düşünen Pade ne kadar pratik zekalı olduğuna bir kez daha-ve kesinlikle son kez olmamak üzere- şaşırıp mutlu bir şekilde sırıttı. Arkasından yürümekte olan cadının yine gösterişle ilgili bir şeyler söyleyeceğini düşünerek ikinci kata kadar indi, merdivenler birbirini bastırmaya çalışan ayak seslerinin kakafonisini dinlemelerine olanak sağlayan bir yapıya sahipti. Beton binaya uygun beton merdivenler, ikinci katın siyah-beyaz fayanslı zeminine ayak bastıkları an sustu. Önlerinde ileriye doğru dümdüz uzanan bir koridor vardı ve koridorun her iki yanında bir kapı. Bu kapılar birbirinin eşi olan iki yatak odasına açılan kapılardı ve Pade ikisinden birine yerleşmesini isteyecekti kadından. Gerçi kendisi bir iki defa sağ taraftaki odada uyumuştu ve kadının oraya yerleşmesini istemiyordu, bu yüzden soldaki kapıyı açtı eldivensiz eliyle ve kadını içeriye buyur etti, geçitte yaptığı nezaketsizliği burada telafi edebilmeyi umuyordu belki de. Kapıdan girildiğinde tam karşıda çift kişilik bir yatak, bu yatağın iki yanında iyi bir zevke sahip bir insan tarafından seçildiği belli olan iki klasik şifonyer. Sağ cephesini boydan boya işgal eden üç bölmeli bir raydolapla karşısındaki cepheyi tek bir koca aynanın kapladığı garip bir odaydı bu tıpkı eşi olan diğer oda gibi. Kadın içeri girerken Pade konuştu, sesi gerçekten yoğun geçtiğine inandığı gecenin sona ermesini arzular nitelikteydi.
“Koridorun sonunda banyo var, alt katta mutfak ve oturma odası, evin geri kalanını istediğin gibi dolaşıp keşfedebilirsin. Burası artık yaşayacağın yer, yarın sabah planlarımızı daha detaylı konuşacağız kahvaltıda. Şimdi biraz dinlenebilirsin, bu arada mutfakta birkaç çeşit alkol bulabilirsin. Herhangi bir sorun olursa ben karşıdaki odada olacağım, kapıyı tıklatman yeterli.”

Sözlerini bitirdikten sonra kadına biraz zaman tanıdı, eğer bir şey sormazsa karşıdaki odaya geçip kendini yatağa bırakmayı planlıyordu, tabii önce açık unuttuğu teras kapısını kapayacaktı.

_________________

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.turkforumpro.com/t1248-pade-kistler
Lora Hawkins
Özel Öğretmen
Özel Öğretmen
avatar

Mesaj Sayısı : 124
Kan Durumu : Karışık.
Rp Partneri : Aramakla bulunmaz, bulanlar arayanlardır, asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Yerleşim.   Çarş. Mayıs 02, 2012 4:29 pm

Bir şehre ait alışıldık sesler, akşam trafiğinin uğultusu kulaklarını doldururken bir an yüzünü buruşturdu Lora Hawkins. Şehirlerin büyük bir hayranı sayılmazdı. Eğer gerçekten akademiyi bitirseydi emekli olduğunda şehrin dışında bir yerlere yerleşmeyi hayal edebilirdi kadın ama bir kişinin emekli olabilmesi için gerçek bir işinin olması gerekiyordu elbette. Hayatı boyunca kalabalık kentlerde yaşamış kadın onları sevmiyordu ama aslında, kasaba yaşamına ayak uydurmayı beceremeyeceğini de biliyordu. Yalnızca laftı onunki. Önce şehir ışıklarının parlaklıklarını gölgelediği yıldızlarda, sonra da etraftaki binalarda dolaştırdı bakışlarını. Daha önce buraya hiç gelmediğine emindi. Yıldızlardan İngiltere'ye göre daha kuzeyde bir yerlerde olduklarını kestirebiliyordu ancak elindekiler bundan ibaretti. İçini çekerek Hogwarts'ta astronomi dersini daha ciddiye almış olmayı diledi kadın. Gerçi nerede olduklarını bilmek çok bir şeyi değiştirmeyecekti. İsterlerse Atlantis'te olsunlar, Lora'nın adamla çalışmayı daha işin ne olduğunu bile öğrenmeden kabul ettiği gerçeği yine aynı kalacaktı. Adamı takip ederken ağzını kapatarak esnedi cadı. Visientanın -daha doğrusu Uther hakkında onunla yaptığı küçük muhabbetin- sebep olduğu adrenalin patlaması etkisini nihayet yitirirken ufak bir şaşkınlıkla yorgun olduğunu fark etti. Şantaja uğramanın yorucu bir iş olması bir sürpriz değildi herhalde. Çantasının askısını düzelterek birkaç adım gerisinde kaldığı adama kilitli bir kapının önünde yetişti Lora. Kilit görünüşte kendi kendisine açıldığında gösterişçilikle ilgili bir şeyler mırıldandı gerçek bir rahatsızlıktan ziyade görev duygusuyla. Kapanın yüksek gıcırtısı kulaklarına ulaştığında gayretsiz şikayetlerine bir son vererek yüzünü buruşturdu. En az şehir kadar gri görünen binaya yeni işvereninin ardından girmeden önce son bir kez gökyüzüne baktı. İstediği zaman buradan gidebileceğinden ya da buradan nasıl gideceğinden emin değildi. Cisimlenmenin mümkün olup olmadığını bilmiyordu. Bir visienta belli sınırlar içinde cisimlenmeyi yasaklayan bir büyüyü yapabilir miydi ki? Vücudu bir yerlerde kıvrılıp uyuması gerektiğinde ısrarcıysa da en kısa zamanda Uther'le görüşmeyi, yeğeninin iyi, sağlıklı ve sapasağlam olduğunu kendi gözleriyle görmeyi de istiyordu ama nedenini tam bilmese de, bunun yapılacak doğru şey olmadığına emindi. Visienta, bir koridorun başında durduğunda neredeyse ona çarpacaktı kadın. Görebildiği iki kapıdan birisini adam gerçekten elini kullanarak açtığında şaşırdığı itiraf etmeliydi Lora, şu gösterilerden birini daha bekliyordu adamdan. Kafasını odadan içeri uzattığında büyük boy aynadan hoşlandığını söyleyemezdi pek, Kazan'da konuşan aynalarla pek hoş anıları yoktu ama yatak son derece davetkar duruyordu. Odasını boşaltıp valizini hazırlarken, Pade ne kadar çabuk açıklama yaparsa o kadar iyi olacağını düşünmüştü ama şimdi, sonunda bir sorunun olup olmadığı ona sorulduğunda yapacağı işi tartışmaya pek gönüllü olmadığını fark etti. Kazan'dakinden çok daha rahat -ve muhtemelen temiz- görünen yatak şu anda bir açıklamadan daha cazipti.

"Milyonlarca sorum var. İçinde bulunduğumuz şartlar düşünüldüğünde, diş fırçana erişimimin olmasının iyi bir fikir olduğuna emin misin, mesela?"
Kısa bir süre önce yaptıkları başlangıcın pek de iyi olmadığını hatırlatmakta bir sakınca görmedi kadın, belirsiz bir hareketle banyoyu işaret ederken. Yüzündeki sırıtış muzipse de gerçekte adamın diş fırçasına iğrenç bir şeyler yapmaya niyeti yoktu kadının. Bir gün bir kasabada yaşama hayali gibi, yalnızca laftı bu da. Yükselen esneme isteğini bastırdıktan sonra yorgunluğunu saklamayarak ekledi. "Ama sanırım yarına kadar bekleyebilirler." İyi gecelere benzeyen bir şeyler mırıldanıp kapıyı nihayet kapattıktan sonra, kilitleyip kilitlememeyi düşündü bir an. Visienta bir kilidi açabiliyordu ama Lora da daha karmaşık bir kilit büyüsü uygulayabilirdi kapıya. Ama, burası artık yaşayacağın yer, demişti adam ve şu güven sorunu olayını ne kadar çabuk aşarsa o işleri ikisi için de o kadar kolay olurdu herhalde. Valizi bir kenara bırakıp bir şeyler giyindikten sonra sonunda çarşafların arasına kıvrıldı kadın. Yorgunluğuna rağmen uykuya zor dalacağına inanıyordu ancak uykunun kollarına teslim olması hiç de uzun sürmedi kadının.
*
Çatlak Kazan'ın yayları bozuk yatağından çok farklı bir yatakta gözlerini açtığında ilk düşündüğü saatin kaç olduğuydu. Ama elbette cevabı bilmiyordu çünkü nerede olduklarını bile bilmiyordu. Saat Londra'dan çok daha farklı olamazdı herhalde, Diagon'dan buraya geldiklerinde akşam o kadar da farklı görünmüyordu. Üstündeki pikeyi huysuzca iterken neden bir an için bile dün gecenin bir kabus olduğuna inanmadığını sordu kadın kendisine. Gerçekçilik böyle bir şeydi herhalde. Ayaklarını yataktan sarkıtıp oturdu birkaç saniye. Pade yaşayacağı yerin burası olduğunu söylemiş olabilirdi ama buradaki ilk sabahında ne yapacağından emin olduğu söylenemezdi. Küçük bir cadı olarak Archie'nin evinde uyandığı ilk sabahın yüzde biri kadar bile korkutucu değildi elbette bu. Başını, zihnini toplamak istercesine sallarken ayağa kalktı kadın. Kapısını açarak başını koridora uzattı ve derin sessizliği dinledi. Adamı pek tanımıyor olabilirdi ama Pade kesinlikle ondan daha erken kalkmıştı, bundan emindi her nedense. On beş dakika kadar sonra duş almış, asası için ufak bir düzeltme yapılmış muggle işi bir pantolon, bir tişört ve kurutmaya üşendiği ıslak, kısa saçlarıyla alt kata iniyordu. Çekingen davranmayı kesinlikle reddeden kadın nereye çıktığını bilmediği bir kapıyı açtığında gördükleri karşısında anlık bir şaşkınlıkla baktı. Pade, elinde bir gazeteyle masada oturuyordu ve söz konusu masa, kadının uzun zamandır gördüğü en sağlam kahvaltılardan birine ev sahipliği yapıyordu. Belli ki kendisi için hazırlanmış olan tabağa şüpheyle karışık bir hayranlıkla baktı.
"Yemek yapabiliyor musun?" Pekala, yumurta ya da kızarmış ekmek hazırlamak çoğu kişi tarafından yemek yapmak olarak nitelendirilmezdi belki ama o ikisi bile kadının kabiliyetlerinin son derece ötesindeydi. Kendisine bir bardak kahve doldururken gözlerini kısıp, neredeyse kızgın bir şekilde devam etti. "Gerçekten, neden yemek yapabiliyorsun?" Şeker ya da sütle uğraşmayan kadın, kahvenin gerçekte bir tadı olduğuna inanmazdı aslında. Archie'ye dedektiflik bürosunda yardım eder ya da sınavlara çalışırken uyanık kalmak için kullanmıştı yıllarca, bir iksire bakacağından çok da farklı bakmıyordu bu içeceğe. Ancak Lora bile, içtiği kahvenin çok iyi -ve muhtemelen çok pahalı- olduğunu söyleyebiliyordu. Kahveden bir yudum daha aldıktan sonra sırıtarak ekledi. "Ah, ama elbette ellerinle yapmadın ki, değil mi? Şu visienta numaralarını kullanmak için böyle bir fırsatı kaçırmamışsındır." Visienta numaralarından bahsederken, havada uçan bir tavanın temsili olarak hayal ettiği ancak muhtemelen pek bir şeye benzemeyen bir hareket yaptı parmaklarıyla. Aslında kadın konuşmaya devam edebilirdi ancak tabağındaki omletten tedbirli bir ısırık aldıktan sonra, kahvaltı bitene kadar öyle bir şey yapmak istemediğini fark etti. Bu arada, Pade'in okuduğu gazetenin kapağını süzmeyi de ihmal etmedi. Göz attığı sayfadaki kelimeler bir anlam ifade etmiyordu ona. Bir çeşit İskandinav dili miydi ki? Yemeyi bitirip ağzını silen kadın, bir önceki akşamdan ertelediği soruları sıralamaya başladı.

"Pekala, beni kabul etmeye nazikçe ikna ettiğin işin ne olduğunu sorabilir miyim artık? Ayrıca, neredeyiz biz?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Yerleşim.   Çarş. Mayıs 02, 2012 5:43 pm

Kadın kapısını kapatıp görüşmelerini sona erdirdiğinde yavaş adımlarla merdivenleri çıkmaya başladı, adımları tanıdık binanın tanıdık zemininde tok ama pek yüksek olmayan sesler oluşturuyordu. Üçüncü kata geldiğinde özel olarak yalıtım yaptırdığı ses geçirmeyen odalardan birine girdi, bu oda çalışmak ve genellikle çalıştıktan sonra oluşan stresi atmak için meditasyon yaptığı odaydı. Zemini kaliteli bir mineflo ile döşenmiş olan odada rahatça kurulabileceği bir iki armut ve yerde dağınık bir şekilde duran birçok gazete vardı, bu gazetelerden birini eline alıp ayakta okumaya başladı. Şimdi planının ilk aşamasını başarıyla tamamladığına göre sırada ikinci aşamaya geçmek vardı, bu da Lora ile başlattığı takımımsı şeyi genişletmekti. Aslında aklında bir sürü isim vardı ama bu isimlerin çoğu Lora gibi yanına katmak için risk alması gereken tipte insanlarındı ve Pade'in asıl istediği, az riskli fakat sadakati yüksek olacak kişilerdi. İşte böyle biriyle, daha doğrusu visientanın öyle biri olduğunu umduğu biriyle ilgili bir haber vardı elindeki gazetede. Gelecek Postası'nın birkaç gün öncesine ait bir basımıydı ve İsveç'te yaşayan insanların konuştuğu dildeydi, böyle güzel hizmetler için büyücü dünyasını seviyordu aslında birazcık da olsa. Gazetede Hogsmeade'deki yabanlara bir vampirin dadandığını ve yakınından geçecek kadar talihsiz olan birkaç kişinin saldırıya uğradığı yazıyordu. Genelde böyle haberler bir yerlerden yuvarlanıp düşen gençlerin cesaretlerine laf ettirmemek için uydurduğu hikayeler üzerine çıkardı fakat Pade bunu kontrol etmesi gerektiğine inanıyordu, bir vampir, özellikle de büyücü ve cadılara zarar vermeyi seven bir tanesi gerçekten de işine yarayabilirdi. Tabii önce onun saygısını ve güvenini kazanabilirse.

Aklında bunlar varken terasın kapısını gürültüyle kapayıp kilitledi, gidip dinlenmesi gerektiğini biliyordu ve sessiz adımlarla mutfağa inip elindeki gazeteyi tezgaha bıraktıktan sonra yeniden ikinci kata çıktı. Kadının muhtemelen uyumuş olduğunu düşündüğü için biraz daha güçten düşmesine neden olacak şekilde içinden geçti duvarın ve kadının odasının eşi olan diğer odaya girdi, sonrasında ise kendini yatağa bırakıp rüyasız, kabussuz bir uykuya daldı.

*
Uyandığında güneş yeni doğuyordu, yıllarca erken kalkmanın bir avantajıydı saat kurmasına gerek kalmadan uyanabilmek. Yataktan kalkıp yenilenen enerjisinin küçük bir kısmını harcayarak koridora geçti, yüzünü ve ellerini yıkayıp diğer gerekli şeyleri yaptıktan sonra alt kata doğru yollandı. Kadın için temiz bir havlu asmayı düşündü ama sonra 'Lora gibi birinin zaten havlusu vardır,' dedi kendi kendine, aşağı indiğinde mutfağı onu karşıladı. Tabii hiçbir eşyası büyücülerinki gibi abuk subuk konuşan eşyalar değildi, Pade daha çok muggle gereçlerini kullanmayı seven bir visientaydı. Yukarıdaki kattan gelen su seslerinden yola çıkarak kadının uyandığına kanaat getirip kısa bir süre içinde sofrayı hazırlamıştı, zengin bir buzdolabına sahip olan zengin visienta aşçılık yeteneklerini konuşturarak tereyağlı bir omlet yaptı ve bunun yanına birçok İngilizi mutlu eden, sofranın vazgeçilmezlerinden biri olarak gördükleri kızarmış ekmekleri koydu. İsveç'in kırsalında yetişen kahve çekirdeklerinden hazırladığı kahveyle dolu makineyi sofraya koyup herhangi bir şey eksik mi diye bakındı, sonra dün gece yatmadan önce baktığı gazeteyi eline alıp masaya oturdu. Lora da gelip sofrada kendisine katıldıktan sonra kahvaltıya başladılar, birkaç iyi huylu atışmanın yaşanması da keyif katmıştı Pade'in yemeğine. Kendini doymuş hisseden visientia karşısındaki bayanın da yemeğini bitirdiğini gördü, ağzını sildikten sonra konuşmaya başlayan kadının sözleri genelde olduğu gibiydi, iğneleyici ama bir o kadar da açık. Soru, artık yanıtlamamak için bir sebep göremediği bir soru olunca Pade'in neşesi hiç bozulmadı, aksine kadına misyonlarını anlatmak için sabırsızlanıyordu. Ellerini birleştirip yine o garip hareketi yapan Pade-eldiveni hala sol elinde takılıydı- konuşmaya başladı, hiçbir ayrıntıyı gizlememesi gerektiğini biliyordu çünkü her ne kadar usta bir yalancı olduğunu düşünse de, yalan söylememesi gerektiğini hissediyordu Lora Hawkins'e karşı. Sesi dün geceki yorgunluktan arındığını belli eder şekilde canlıydı.

“Öncelikle, Stockholm'de olduğumuzu söyleyeyim, İsveç'in başkentidir ve benim en sevdiğim şehirlerden biridir. Ayrıca karargah olarak kullanacağımız yer burası, gerçi şimdilik karargaha ihtiyaç duyacak kadar yapılanmadık, her neyse. Senin işinden bahsedeyim, senin işin benim amacımı gerçekleştirmeme yardımcı olmak ve benim amacım da ikimize de yararı pek az olan büyücü dünyasına zarar verebilmek. Hayatta değer verdiğin pek az insan olduğunu biliyorum, belki de sadece Uther vardır ve inan bana benim hiç kimsem yok. Yani kaybedecek hiçbir şeyim de yok, kendi hayatımdan başka. Ve yine anlayacağın üzere görülmemiş bir hesabım var bu çarpık toplulukla, sen ve senin gibi farklı olanlar gazabımdan korunacak tabii ki. Şimdi yeni bir takım arkadaşını aramıza katmak için Hogsmaede'e gitmemiz gerekiyor, herhangi bir sorun çıkmasını istemiyorum. Anlaşıldı mı?”
Herhangi bir sorun istemediğini söylerken eldivensiz olan elinin baş parmağını-ve dolayısıyle kadının kanını taşıyan yüzüğü- Lora'ya doğrultup gülümsemişti, ciddiyetini belli etmesi gerektiğinin bilincinde olan visienta. Aslında kadının iyi huylu bir cadı olduğunu düşünüyordu, yani mantık çerçevesi içinde kaldığı sürece Pade'e zarar vermesi ona bir şey kazandırmayacaktı ve yine mantık çerçevesi içinde Pade ile çalışmak ona birçok şey kazandıracaktı. Kadının üzeri yol için elverişli göründüğü için hemen oracıkta bir yarık açmayı düşünüyordu visienta, ve bunu yaptı da. Konsantre olup açtığı kara delik bir öncekiyle tıpatıp aynıydı, içine adım atmadan hemen önce kadına dönüp seslendi.
“Sorularını orada yanıtlarım.”

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.turkforumpro.com/t1248-pade-kistler
 
Yerleşim.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Diğer Şehirler :: Stockholm - Pade'in Binası-
Buraya geçin: