AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Parklarda tehlikeli olabilir

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Teela Kirochka
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : mavi boncuğu kaybettiği için oluyor bunlar

MesajKonu: Parklarda tehlikeli olabilir   Ptsi Nis. 30, 2012 6:54 pm


Felicia & Teela
Parklar her zaman küçük çocuklara göre değildir.




    Kesinlikle cadılığın hakkını veriyorsun.
    Babasının bağırarak genç kızın yüzüne vurduğu sözcüklerde daha çok alay yüklü bir hava hâkimdi. Çenesinin içindeki kaslar güçlü bir kahkahanın kollarına teslim olmamak için savaşırken ince parmaklarını dudaklarına kapadı. Başını eğerek kendini acındırmaya çalıştı. “Özür dilerim efendim. Bir daha olmaz.” Arkasını dönerek odasına koşmaya hazırlanırken babası omzundan tutup onu çevirdi. Şaşkın bakışlarla babasına bakarken gerçeğin farkına vardı. Anlaşılan gülmemek için kendini aşırı zorlarken sesi ağlamaklı çıkmıştı ve babası da her zaman ki gibi endişelenmişti. Teela bir kahkaha patlattığında, yaşına göre epey genç duran adam “Güzel olduğunuz kadar iyi bir oyuncusunuz… Tabi çok çirkin olduğunuzu düşünürsek-
    Baba! ” Teela hızla odasına girdiğinde hemen aynanın karşısına geçti. Sarı kâkülünü ufak hareketlerle düzelttikten sonra kendisine son kez baktı. Siyah, dar ve epey mini olan şort babasının rahatsız etse de yakıştığını düşünüyordu. Üzerine geçirdiği mercan rengi, ‘I believe magic.’ yazılı tişörtü ise Felicia ile bir muggle pazarından almışlardı. Felicia onun en yakın arkadaşı sayılırdı. Zaten bir Anna bir de Felicia ile anlaşabiliyordu tam olarak. Diğerleri pek Teela’ya göre değildi. Bu sene sınıfta kalmıştı ya artık ona azıcık yakın olanlar bile uzaklaşırdı herhalde. Bir cadı nasıl bütün derslerden kalabilirdi ki? Buna anlam veremiyordu. Düellolarda çok kötü sayılmazdı ama sonuç ortadaydı. Karanlık sanatlara karşı savunma ifritten öteye geçememişti. Onu biraz yüreklendiren Felicia’nın da aynı kaderi paylaşmasıydı. En azından şakaya vurabiliyorlardı birlikte. Tek başına olsa melankolikliğin dibine vurabilirdi şu sıralar. Annesi olsa “Ah tatlım bende böyleydim. Herkes dersleri sevmez işte. Seneye düzeltirsin. ” Diyerek moralini düzeltirdi ama babasının söyledikleri, şaka olduğunu düşünse de, çok sinir bozucuydu. “Nasıl neredeyse hepsi ifrit olabilir Teela?! Tanrı verdiği güzelliğin ufacığını beynine vermemiş!

    Çamur ördeğim hazırsan gidiyoruz.” Büyük annesinin melodik sesi kulaklarını doldururken düşünceleri suda dağılan mürekkep gibi yavaş yavaş kayboldu. Odasının kapısının önündeki büyük, pembe valizi kaptığı gibi aşağıya indi. Son anda aklına gelip omzundan çapraz olarak geçirdiği minik çantasını düzeltmeye çalışarak babasının mızmızlanmasını duymamaya çalışıyordu. “Uç uç tozuyla anında oradaydık. Neden uçak olmak zorunda ki? Neden bir muggle aracına binmek zorundayız? Çok sıkıcı, sıradan, yavaş. Bir büyücü için hiç uygun değil.” Teela bu sözcüklerden uçağı sevmediği sonucuna varabilirdi, tabi ki muggle annesinin bir uçak kazasında öldüğünü es geçebilseydi. Babası uçağa sövse de bunun altında korku olduğunu hissedebiliyordu. Belki muggle’lara karşı oluşmuş küçük bir öfke. Teela biraz daha üzerinden dursa dışarı akmak için direnen gözyaşlarına hâkim olamayacağını biliyordu. Hızla kapıyı açıp onları havaalanına götürecek taksiye atladığında büyük annesi düşüncelerini okumuşçasına arkasından şefkatle gülümsüyordu. Her ne kadar gelinler, eşlerinin anneleri tarafından sevilmese de, babasının annesi farklıydı. Zaten yetim olan annesini, büyük annesi büyütmüştü. Sonra ise Miranda ve Eric’in çocukluk dedikleri aşk büyümüştü. Evlendiklerinde ilk işleri çocuk yapmakmış gibi daha ilk senelerinde doğurmuşlardı Teela’yı. İsminin anlamı çamur ördeğiydi. Annesinin bu ismi neden verdiğine anlam veremiyordu bir türlü. Neyse ki güzelliği ismini gölgelemişti. Kimse güzelliğini annesinden veya babasından almış diyemiyordu, çünkü iki ebeveynde öyle güzeldiler ki kıyaslanamıyorlardı. Teela’nın ise çirkin olması gibi bir durum söz konusu bile olmadığından çoğu kişi bu konuyu açmaz, içten içe kıskançlık duyarlardı. Belki de genç kıza ‘Çok çirkinsin!’ tepkisini veren tek kişi Felicia’nın ikizi Maxim’di. Genç kız pohpohlanmaya o kadar alışmıştı ki bu oğlandan gelen tepki ona çok yabancı gelmişti. Ağzının yarım saat açık kaldığını hayal meyal hatırlıyordu. Sonra ise çocuğa takmıştı. Hem de hiç kimseye takmadığı kadar… Bunun altında yatan nedeni kendi bile bilmese de çocuğa sürekli dalaşırdı. Çocuk ise defalarca bunun bir şaka olduğunu hatırlatırdı. Sanırım uğraşmak hoşuma gittiğinden-

    İnmeyi düşünüyorsanız uçak bekliyor ifrit hanım.” Rüya âleminden onu kancalarla çekip çıkaran babasına homurdanarak taksiden iniyordu ki taksicinin şaşkın bakışlarıyla karşılaştı. Güzelliğine mi yoksa babasının dudaklarından dökülen ifrit kelimesine mi takıldığını bilmek güçtü. Havaalanı telaşlı muggle’larla doluydu belki ama Teela burada kendini daha fazla normal hissediyordu. Babasına Rusya’ya tatile giderken uçakla gitmek konusunda ısrar etmesinin bir nedeni de buydu belki. Normal hissetmek, kendisini biraz daha annesi gibi hissetmekti amacı. Rusya’ya tatil bahaneydi aslında. Bununla ulaşmak istediği şey, daha doğrusu kişi Felicia Querta’nın kendisiydi. Bu düşünceyle içinde patlayan sevinç balonları, dudaklarındaki gülümsemeyle kendisini dışarı vurduğunda babasının sesi tekrar silip süpürdü bunu. “Sen sınavlarda da böyle saf saf gülümsediysen normaldir sınıfta kalman.” Ve ardından gelen büyük annesinin uyarıcı ses tonu. “Eric!

    Dört saatlik uçak yolculuğu ve Rusya… Aşırı beyaz teniyle en az dikkat çekeceği ülkeye gelmenin verdiği mutluluğun yanı sıra en ufak Rusça bilmemesinin verdiği rahatsızlığa da ev sahipliği yapıyordu ruhu. Gözleri heyecanla Felicia’yı ararken kulakları da sesini duymak istiyordu ki duasına cevap gecikmedi. “TEELA!” Bu sefer babasının alaycı ses tonu bile büyüyü bozamamıştı. “Seninki de buradaymış!



En son Teela Kirochka tarafından Salı Mayıs 01, 2012 5:26 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felicia Querta

avatar

Mesaj Sayısı : 256
Kan Durumu : Safkan
Özel Yetenek : Görücü.

MesajKonu: Geri: Parklarda tehlikeli olabilir   Salı Mayıs 01, 2012 10:40 am

    ...Ayın biri senin içinde uygunsa Rusya'da görüşürüz, şansım varsa büyükannemi uçuç tozu kullanmaya ikna edebilirim. En kötü ihtimalle, şu havaalanı zımbırtısında beni karşılarsın, olur değil mi? Sonrasında biraz Rusya'yı dağıtırız.
    Teela


    Mektubu her okuyuşunda çehresinde oluşan tebessüm bir kez daha suratında yer edinmişti. İnce parmaklarıyla kavradığı Teela'nın mektubunu katlayıp masasının üzerine bırakırken gözü duvarındaki takvime takıldı. Ayın biri. Kırmızı kalemle yuvarlak içine alınmıştı. Okul kapandığından beri bugünü bekliyordu, yıl içinde Teela'nın Rusya'ya gelmesi için o kadar çok hayal kurmuşlardı ki. Eh, bu bir bakıma monoton hayatına renk getirecekti. En azından amcası ve yengesinin suratlarını birkaç günlüğüne daha az görecekti. Bu da bir gelişme sayılırdı, değil mi? Zaten SBD'lerinden aldığı düşük notlar yüzünden tatili rezil denecek kadar kötü geçmişti. Bu yüzden Teela'nın gelmesi ona ciddi derecede moral olacaktı. Kapının bir kez daha tıklatıldığını duyduğunda son kez Teela’nın mektubuna dokundu. Adımlarını kapıya doğru çevirdi, kapıyı araladığında karşısında Maxim’i görünce istemsizce sırıttı. En azından yengesinin asık suratını görerek başlamamıştı güne. Gerçi bugün onun suratı bile keyfini bozamazdı.

    Tik tak, tik tak... Zamanın bir an önce geçmesini istediğiniz anlarda, zaman yavaşlamak gibi bir huy edinirdi. Havaalanındaki koltuklardan birisine çömelmiş bakışlarını büyükbabasının on beşinci doğum gününde aldığı saate dikmişti. Yaklaşık yarım saattir tek yaptığı şey buydu, her ihtimale karşı erken gelmesi hataydı belki de. Oturduğu yere iyice yayılarak etrafa bakındı. Her taraf uçağın inmesini bekleyen mugglelarla doluydu. Çoğu beklerken kendilerini oyalayacak bir şey bulmuştu, kimisi müzik dinliyor, kimisiyse gürültüyle yanlarındaki kişilere bir şeyler anlatıyordu. Kendisini herkesten soyutlamakla iyi yapmıştı belki de, büyük ihtimalle karşısındakinin bir muggle olduğunu unutup büyücülük hakkında bir şeyler filan bahsederdi. Bir kez daha yanında Maxim'i getirmiş olmayı diledi, en azından onunla konuşabilirdi. Zaten yıl boyunca dersler yüzünden görüşme zamanları kısıtlıydı, bu yüzden tatilini olabildiğince onla geçirmeye çalışıyordu.

    İlk gördüğü genç cadının sarı saçları olmuştu, beline kadar dümdüz uzanıyordu. Teela ile ilk tanıştığında saçlarının gerçek olduğuna inanmamıştı, aslında hiçbir şeyinin gerçek olduğuna inanamamıştı. Çünkü genç cadı sarı saçları, büyük buz mavisi gözleri ve hiçbir kusurun bulunmadığı porselen gibi teniyle fazla kusursuzdu. Hala ona ailesinde veelalık olup olmadığını sorup durmaktan kendisini alıkoyamıyordu. Eh, böyle birisinin tüm bakışları üzerine çekmesine şaşıramazdınız. Bu Teela için sıradan bir şey olduğundan, Felicia da beş yılını onla geçirdiğinden alışıktı bu duruma. Adımlarını ona doğru çevirdiğinde genç cadıya seslenmek için dudaklarını aralasa da Teela'nın babası ondan erken davrandı. Teela saçlarını savurarak topukları üzerinde ona döndüğünde neredeyse kızın yanındaydı. Kıza sıkıca sarılıp tanıdık kokusunu içine çekti, birbirlerini özlediklerinden olsa gerek bu sefer sarılmaları genele göre daha uzun sürmüştü. En sonunda ayrıldıklarında bu sefer Teela'nın babasına ve büyükbabasına yönelip onla da selamlaştı. Asıl uzun sürense Teela'nın büyükannesiyle olan selamlaşmasıydı. Teela'larda daha önce iki - üç kez kalmıştı, bu yüzden ailenin hemen hepsini tanıyordu. En sonunda yaşlı cadıyla sarılmaları bittiğinde birkaç adım geriye çekilerek reverans yaparcasına biraz eğildi. "Zdravstvuyte."Tekrar çehresinde büyük bir tebessümle doğruldu. İlk kez o zaman ailenin kıyafetlerini inceleme fırsatı buldu. Teela muggleların giydiği tişört ve kotuyla oldukça sıradan gözüküyordu, tabii ne kadar sıradan olabilirse. Ailenin kalanıysa bu konuda onun kadar başarılıydı. En azından hiç biri bayan etekleriyle pantolonu karıştırmamıştı.

    En sonunda havaalanındaki işlemleri tamamladıktan sonra "Merak ediyorum da , iki Ravenclaw'lu cadı nasıl sınıfta kalmayı başardı?" Bay Kirochka'nın alaylı ses tonu çehresindeki ifadenin biraz olsun gevşemesine neden olmuştu. Aslına bakarsanız yazın başından beri sınıfta kalma sözcüğünü ne zaman duysa geriliyordu. Bu yılı tamamen haşarılık yapmaya ayırdığından olsa gerek dersler hakkında pek başarılı olduğu söylenemezdi. Doğru konuşalım, hiç başarılı olduğu söylenemezdi. Bütün yılını insanlara bulaşarak geçirdikten sonra SBD'ler çattığında her dersten çok düşük almıştı. En azından Anna ve Teela'da onun gibiydi. Bu da büyük ihtimalle diğer Ravenclaw'lular tarafından tepki çekecekti, neyse ki üç cadı da bu konuyu pek umursamıyordu. Cevap vermeden önce omuz silkti. "Aslında, tüm yılımızı dersler haricindeki her şeyle uğraşarak harcadığımızdan pekte şaşırtıcı bir son olmadı." Teela'ya göz kırptı, yaptıkları çoğu şeyden ailelerinin haberi yoktu. Gerçi kendi amcası ve yengesi bunu umursamazlardı, tabi okuldan atılmadığı sürece. Eğer okuldan atılırsa sürekli onlarda kalmak zorunda kalacaktı, bu da büyük ihtimalle istedikleri en son şeydi.

    Teela'nın ailesi yerleşmek için bir otel aramaya giderlerken ikisini yalnız bırakmışlardı. En sonunda yalnız kalmalarına seviniyordu aslında. "Hey, şimdi ne yapmak istersiniz Bayan Kirochka?" Daha kızın cevabını beklemeden onu yönlendirmeye başlamıştı aslında. Teela'yı tanıdığından onun tercihinin bir muggle kafesinde oturmak olmayacağını biliyordu. Bunun yerine bulduğu ilk parka sürekledi cadıyı. Etrafta çok az küçük olduğu için şanslılardı. Zaten olanlarında çoğu ebeveynleriyle birlikteydi. Onlara aldırmadan bulduğu ilk banka oturdu. "Seni bir kafeye filan götürürdüm, ama burada Kaymak Birası yok, onun yerine kahve filan içebilirdik, her neyse-" Omuz silkti. "Bence tatilinizin büyük bölümünü burada geçirmelisin, sana Rusça öğretebilirim."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Teela Kirochka
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : mavi boncuğu kaybettiği için oluyor bunlar

MesajKonu: Geri: Parklarda tehlikeli olabilir   Salı Mayıs 01, 2012 5:23 pm




    Genç cadı, kendini fazla özgür hissetmeye başlamıştı bir anda. Ruhu mutluluğun aç kollarına bırakmıştı kendini. Sadece istiyordu, daha fazlasını istiyordu. Buna engel olmak zordu. Felicia ve Anna ile dolaşırken her zaman bu duyguyu yaşardı zaten. Engelde olamadığından başlarına açmadıkları olay kalmazdı. Bazen Felicia’nın da aynı şeyi hissedip hissetmediğini merak etse de bunu bir türlü sormaya fırsatı olmamıştı. Bu aptal sorunun bir önemi de yoktu. Etrafa gülücükler saçarken genelde içinde aynı duyguları yaşamazdı. Şu an ise durum farklıydı. İçine sığmıyordu mutluluk. Kafasını hafifçe sallayarak Felicia ile sürdürdüğü sohbete daha fazla kaptırdı kendini. Öyle ki Felicia’nın kendisini bir parka getirdiğini bile sonradan fark etti. Etrafına bakarak buraya neden geldiklerini çözmeye çalışıyordu. Çok az minik, aileleriyle birlikte gelmiş oyun oynuyorlardı. Oturdukları bankta konuşmaya devam etmeye devam eden Felicia’ya uyarak neden bu parkı seçtiğine kafa yormayı kesti Teela. Tatillerinin büyük bölümünü Rusya’da geçirme fikri aşırı cazip bir fikirdi. Bunun sonucunda birçok olumlu çıkar amacına ulaşabilirdi. Felicia ile doyumsuz haylazlıklar, Rusça öğrenmek –Bunu hiç istemediği kadar istiyordu-, Maxim ile daha çok kavga… Aslında yaptıkları tam bir kavga sayılmazdı. Teela tek başına gelin güvey oluyor bile denilebilirdi dışarıdan bakınca. Kavga diye adlandırdığı şey kendisinin sürekli Maxim ile tek taraflı tartışması ve Maxim’in de sakinliği ve kibarlığıyla karşılık vererek tartışmayı bitirme uğraşlarından oluşuyordu.

    Maxim ile uğraşmaya ona çirkin dediğinde başlamıştı ki çocuk bunun şaka olduğunu defalarca söylemişti. Buna rağmen bir kere çamur ördeğinin gözüne batmıştı. Şaka bile olsa kimse onun çirkin olduğunu ima etmemişti. Buna kızmaktan çok etkilendiğini de söyleyebilirdi. Felicia’ya bile itiraf etmese de ikizinden çok az, çok az hoşlanıyor olabilirdi. “Hayır, ondan hoşlanmıyorum! ” Felicia konuşmasını yarıda bırakarak şaşkın şaşkın genç cadının yüzüne bakıyordu ki gülümseyerek başını çevirdi. Genç kızın aklının odalarının hangi düşünceyle isyan ettiğini anlamışa benziyordu. Onunla o kadar çok takılmışlardı ki artık en ufak hareketinin altında yatan her şeyi ortaya dökebilirdi Felicia, hem de tek bir bakışla… Belki de kızın en etkileyici özelliklerindendi bu. Tabi dudakları saymazsak… Aynaya baktığında kendisini çok yapmacık bir güzelliğinin sarmaladığını düşünürdü. Bu Felicia’da doğal bir süstü. Tıpkı Maxim’in bile kendisinden daha güzel olduğunu düşündüğü gibi. Birden kafasını salladı. Bunu o kadar çok düşünmemeliydi. Tanrım. Felicia’nın hala gülmekte olduğunu fark ettiğinde hemen savunmaya geçti. Kızın sözünü keserek dudaklarını araladı. “Yani demek istediğim… Şu salıncakta kardeşini sallayan çocuk çok tatlıydı da öyle bir tepki verdim. Sonuçta Rusça bile bilmiyorum. ” Parmaklarıyla işaret ettiği salıncaklara baktı ve ağzı açık bir şekilde Felicia’ya baktı.

    Çocuk yoktu. Onun yerine bir oğlan gelmişti. Birkaç saniye önce orada olduğundan emindi. Nereye kaybolmuştu bu kahrolası? Dudağını ısırarak başını salladı. Felicia’yı artık başka bir şeye inandıramazdı. Yine de kızın ikiziyle ilgili soru yağmuruna şemsiye açarak birkaç saat erteleyebilmeyi başarabileceğini umuyordu. Parkın daha da tenhalaşış haline bakarak sadece birkaç saniyesi olduğunu geçirdi aklından ve salıncakta sallanan iki çocuk gözüne takıldı. Bir yerlerde görmüştü sanki. Rusya’ya geleli sadece bir iki saat olduğuna göre. O çocuğu görebileceği tek yer Hogwarts’dı. Parktan ayrılan son muggle aileye bakarak ayağa fırladı. “Oyun zamanı! ” diye bağırdı. Felicia’nın hayır demeyeceğini biliyordu ki onay almakta gecikmedi. Biraz önceki konuyu ise sadece sineye çekmişti. Eninde sonunda o soru yağmuruna girmek zorunda olduğunu biliyordu en azından erteyebilmişti. Hızlıca salıncakta sallanmakta olan biri kız, biri erkek çocukların yanına gittiler. İkisi de birbirinden güzeldi. Oğlan kızı sallamaya başlamıştı.

    Kızın yanaklarındaki kızarıklığın oğlanınkiyle örtüşmesinden dolayı bir kör bile bu yaşta sevgili olduklarını anlayabilirdi ki bu Hogwarts’da çoğu kişinin derslerden daha önem verdikleri bir şey varsa o da sevgilileri ve seksti. İşte bundan tiksiniyordu Teela. İğrenç bir sevgili yuvasıydı orası. Gözlerini yuvarlayarak oğlanın omzuna dokundu. İkisi de en fazla üçe geçmiş gibi duruyorlardı. Oğlanın gözleri ise Teela’yı bile kıskandıracak bir mavilikteydi. Yakından bakınca kızın ise bir melez olduğu anlaşılıyordu. Oğlan Rusça bir şeyler söyledi. Olayı Felicia’ya havale etme vakti gelmişti. Felicia’ya dönerek kollarını göğsünde birleştirdi. “Bence oğlanda kızın yanında sallanırsa çok romantik bir şeyler olabilir. Ne dersin? Bu arada gerçekten büyücüler mi, sorsana. Sonra faka basmayalım. ” Kahkahasıyla devam ettirdiği konuşması “Çok yazık olacak. ” Kelimeleriyle sona ermişti. Gerçekten de jet hızıyla sallandıklarında çok yazık olacaktı.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Parklarda tehlikeli olabilir   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Parklarda tehlikeli olabilir
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Diğer Şehirler-
Buraya geçin: